Hüseyin Yağmur

MEDENİYET DEVLETLERİ, İDEOLOJİ DEVLETLERİ

Hüseyin Yağmur

Bundan birkaç yıl önce Prof. Dr. Saadettin Ökten Hocayı Üsküdar Atik Valide'deki bir külliye odasında ziyaret etmiştik. Konuşmasının bir yerinde derin bir iç geçirerek  “Bizde hala bir medeniyet tasavvuru oluşmadı” diyerek sitem etmişti.

Öteden beri yeryüzünde varlığını sürdürmüş devletler, medeniyet muhasalası anlamında değerlendirildiğinde; 'medeniyet devletleri' ve 'ideoloji devletleri' olarak iki ana kategoriye ayırılabilir diye düşünüyorum.

Medeniyet tasavvuru, ideoloji tasavvuruna göre daima daha aşkın ve kuşatıcı bir konum arz eder.

Medeniyet devletlerinin alimleri, sanatkarları, adil hükümdar ve devlet adamları, bütün ülkeyi kuşatan mimari eserleri, musikisi, edebiyatı, kültüre şekil veren klasik eserleri mevcuttur.

Medeniyet devletlerinin merkezinde insan vardır. Bütün projeleri vasıflı, kamil ve mutlu insan yetiştirme üzerine kuruludur.

İdeoloji devletlerinin merkezinde ise devlet vardır. Bütün projeleri devleti daha çok yüceltmek için insan unsurunun daha çok nasıl köleleştirileceği üzerinedir.

Anadolu'nun ilk fatihleri olan Selçuklular, tarihe bir medeniyet devleti olarak geçtiler. Onlardan geriye bütün tebaya gösterilen hoşgörü, büyük köprüler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar, alimler, adil sultanlar kaldı.

Osmanlı Beyliği, Sultan 2. Murat'tan itibaren bir medeniyet devleti haline gelmişti. Sultan 2. Murat alimleri ve şeyh efendileri etrafında toplamaya koyulmuş, Muradiye gibi medeniyet izleri bırakmaya başlamıştı. Muradiye Külliyesi'nde yer alan aşevinin vakfiyesinde yer alan 'Bu aşevinden ihtiyacı olan gavurcuklar da yesin' ifadesi medeniyet bakışının vardığı noktayı gösteriyordu.

Fatih Sultan Mehmet, bu medeniyet tasavvuruyla İstanbul'u fethettiği gün  “Bizim için küçük cihat bitti, büyük cihat başladı. Büyük cihat, bu şehri imar etmemizdir” demişti.

Nitekim bundan dolayı Yahya Kemal, “Türkler 1453'de İstanbul'da mekanı değil, zamanı fethettiler” der.

'Türkler Viyana'ya nasıl gittiler?' sorusuna Yahya Kemal'in verdiği cevap da aynı bakış açısıyladır: Mesnevi okuyarak gittiler.

Peçevi İbrahim Efendi,(1574-1650) bizzat kendisinin de katıldığı bir seferde Osmanlı Ordusu'nun hâlini şöyle anlatır: (………) Reayaya iyi muamele olunmak ve vaatlarda bulunmakla, Uyvar yöresindeki köylerden her gün padişah ordusuna arabalar dolusu yiyecek gelirdi. Asker de orduya varıp satın almak ihtiyacını duymazdı. Macar kızları ve kadınları, çipu dedikleri taze pişmiş Macar çöreklerini  ve türlü meyve ile yiyecekleri çadırdan çadıra gezdirerek alın diye yalvarırlardı. İslam askeri Estergon'u dövmek üzere olduğu bir sırada bile, reaya gelir, vire kâğıtlarını alıp itaat ederlerdi. Hatta orada Tuna üzerinde kurulan büyük köprüyü, kırk elli değirmenci ustası Hıristiyan gelip bina ettiler. Orada da İslamlara bina bakımından zahmet çektirmediler. Eski Budin'e, Koyun adasına ve daha başka varoşlara üç, dört yüz aile varıp yerleştiler. Adalet ve reayaya iyi davranmanın ürünleri böylece ortaya çıktı. (Peçevi,1982:291:292)

Ne zaman ki Osmanlı Medeniyeti bu vasıflarını ve önceliklerini kaybetti, hızla küçüldü, önce devlet sonra beylik haline geldi.

Tarihin tanıklık ettiği bir başka Medeniyet Devleti, Timurlulardır. Timurlulardan da geriye büyük mimari eserler, ihtişamlı kültür sanat şehirleri, astronomi dahil büyük ilim çalışmaları, alimler, sanatkarlar kalmıştır.

Tarihin tanıklık ettiği bir başka medeniyet Endülüs medeniyetidir. Müslüman Arapların kurduğu ve 800 yıl süren bu medeniyet de çağları aydınlatmıştır. Bu yüzden Nobel ödüllü Fransız Fizikçi Pierre Cuirie “Endülüs'ten bize 30 kitap kaldı, Atomu parçalayabildik. Eğer yakılan bir milyon kitabın yarısı kalmış olsaydı, bugün çoktan uzayda seyahat ediyor olacaktık” der.

İbni Sina'lar, Farabiler, Muhiddini Arabiler Endülüs medeniyetinin evlatlarıdır...

Bir kaç da İdeoloji devleti örneği verelim:

1923'de Osmanlı Beyliğinin yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin bir medeniyet tasavvuru hiçbir zaman olmadı. Tarihin kaydettiği ideoloji devletlerinden biri olarak kayıtlara geçti.

Türkiye Cumhuriyeti; Güneş Dil teorilerini, Mimar Sinan'ın kafatasını ölçmeyi marifet sayan bir ideoloji devletiydi

Benzeri şekilde İran İslam Cumhuriyeti, Şiiliği ideoloji yapmış bir ideoloji cumhuriyetidir.

Suudi Arabistan Krallığı ise Vehhabiliği kendine ideoloji yapmış bir başka ideoloji devletidir.

İdeolojinin olduğu yerde, insana güven olmadığı için alim, sanatkar, mimar yetişmez.

Birkaç ay önce 'Bina İnşa Döneminden Kimlik İnşa Dönemine Geçmeliyiz!' diye bir yazı yazmıştım.

AK Parti iktidarı, ideolojik cumhuriyeti restorasyon işine kendini daha fazla kaptırmamalı, kimlik ve medeniyet inşa dönemine geçmelidir.

Yeni çağın Mimar Sinanlarını, Akşemseddinlerini, Yunuslarını, Mevlanalarını, Ali Kuşçularını, Zembilli Ali Efendilerini yetiştiremezseniz, restore edip yücelttiğiniz ideoloji, bir gün bütün hıncıyla sizi midesine indiriverir.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

  1. Bazı yerler kesilmiş ama olsun.. Tamamlamak için şunu diyeceğim.. İslam'la yoğrulmuş Türk Milliyetçiliğine, kara çalınmasın.. Zaten kara çalan karalar çok.. Vesselam..

  2. Az biraz Tarih bilen herkesin de bildiği, Anadoluya girildi girileli biin yıldır hristiyan batı gavurlar tarafından Türk=Müslüman alarak anılan, sayılan Türklük kavramını, herseferin de birileri duyunca, Türklük'den ve Türk Milliyetçilerinden rahatsızlığını açıkça söyleyemeyipte! kıvırarak falan filan, bölücü hainleri hatırlatarak, bir yönüyle üstü kapalı bir şekilde tehdit edercesine dağdaki itleri bölücleri hatırlatma yoluna gidenlere de aynı şekilde ....

  3. Bugün afrin operasyonun da Türk Askerinin ÖSO ile operasyonunda bir terörist ele geçirildiğinde, teröristler, ÖSO dan korkup beni Türk Askerine teslim edin diye yalvarıyorsa buda çok şey anlatır! Ve yine teröristlerden temizlenen yerlerdeki sivillere, Devletimizin, Ordumuzun, Mehmetçiğin nasıl merhamet ve insanlık elini uzattığına hepimiz şahidiz.. Temizlenen yerleri nasıl inşa ettiğine de..

  4. Merhum Muhsin başkanın da değişiyle, içinde İslam hassasiyeti olmayan içi boş Milliyetçiliği, kafatası milliyetçiliğini, kafatası ölçenleri, güneş dil teorilerini uyduranları burada savunmacağım.. Ama burda size bazı yerlerde katılmayacağım.. Öncelikle o zamanla bu zamanı karşılaştıranlara el insaf diyorum! Örnek verdiniz, Osmanlı'nın fethe giderken bile gavura bile merhetinden, insanlığından bahsettiniz.. Bana göre bugünkü Türk Askerinin, Mekmetçiğin Ecdadından farkı yoktur..

Yorum Yaz

  011599

-