19 ŞUBAT 2020 ÇARŞAMBA

MEKKE-İ MÜKERREME'NİN FETHİ - 2

Hz Muhammed (s.a.v.)’in ordusu Hicret’in 8’inci yılında, Mekke-i Mükerrem’i fethetmiş ve Kâbe-i Muazzama’yı putlardan temizlemişti.


MEKKE-İ MÜKERREME'NİN FETHİ - 2

KUREYŞ TESLİM OLUYOR

Kumandanlara, kendileriyle çarpışılmadığı sürece hiç kimse ile çarpışmamaları emri verildi. Ebu Süfyan (r.a.) da Mekke'dekileri uyarmak üzere önden gönderildi.

Ebu Süfyan (r.a.), Mekke'ye ulaştığı zaman Kâbe'nin yanına gitti. Kureyşliler toplanmış, vereceği haberleri bekliyorlardı. Ebu Süfyan:
- “Ey Kureyş topluluğu! Muhammed, karşısında dayanamayacağınız kadar büyük bir kuvvet ile yanınıza gelmiş bulunuyor. Müslüman olun da selamet bulun” diye bağırmaya başladı. Kureyşliler:
- “Sus! Senin gibi kötü elçilik yapanı Allah iyilikten uzaklaştırsın” dediler. Hanımı Hind, Ebu Süfyan'ın (r.a.) yanına gelerek sakalını tuttu:
- Şu hayırsız adamı, şu alçağı öldürün! Çünkü O dininden dönmüş. Allah Seni hayırdan uzak etsin! Yemin ederim ki, ya sen de Müslüman olursun ya da boynun vurulur! Hemen evine gir!
Bunun üzerine Hind, Ebu Süfyan'ın (r.a.) sakalını bıraktı. Sonra müşriklere dönerek:
- Yazıklar olsun size! Bu davranışlarınızla kendinizi aldatmayın! O, karşı koyamayacağınız bir ordu ile başucunuza gelmiş bulunuyor. Ben sizin görmediklerinizi gördüm ki, onlara hiç kimsenin gücü yetmez. Kim Ebu Süfyan'ın evine girer ve sığınırsa emniyettedir. Kim Kâbe'ye sığınırsa emniyettedir. Kim de kapısını kapatırsa o da emniyettedir. Herkes evlerine dağıldı.

PEYGAMBER'İN (S.A.V.) MEKKE'YE GİRİŞİ

Hz. Peygamber (s.a.v.), Ramazan ayının on üçünde, güneş doğmadan önce devesine bindi. Başına siyah bir sarık sarmıştı. Ayrılışından 8 yıl sonra büyük bir zafer ve ihtişamla yurduna geri dönüyordu. Fakat muzaffer bir komutan edasıyla değil büyük bir tevazu içinde... Mekke'ye yaklaştığında başını öne doğru eğdi. Hatta o derece eğilmişti ki, sakalının ucu devesinin eğerine değiyordu. Ve ağzından da şu sözler dökülüyordu:
- Ey Allah'ım! Hayat, ancak ahiret hayatıdır.
Sonunda, Müslümanlarla birlikte Kâbe'ye vardı. Ziyaretin gereklerini yerine getirdikten sonra Sefa tepesine çıktı ve verdiği nimetlerden dolayı Allah'a şükür ve duada bulundu.

MEDİNELİLERİN UYARILMASI

Hz. Peygamber (s.a.v.), Sefa tepesinde dua ederken, Medineli Müslümanlardan bazıları aralarında konuşmaya başlamışlardı:
- Allah (c.c.) , Resulüne yurdunun fethini nasip etti. Artık bizim yanımızdan ayrılır da Mekke'de oturur mu?
Bazıları da Mekke'dekilerin canlarına ve mallarına dokunulmamasından dolayı,
- “Adamın kavmine karşı acıması ve yurduna karşı özlemi tuttu” diye aralarında konuştular. Hz. Peygamber (s.a.v.), duasını bitirdikten sonra onların yanına geldi:
- Ne konuşuyordunuz?
- Bir şey yok, ya Rasulallah (s.a.v.)
Sorusunu birkaç kez tekrarladı ama cevap alamadı. O sırada kendisini bir hal bürüdü. Biraz sonra kafasını kaldırdı: “Ey Ensar topluluğu! “Adamın kavmine karşı acıması ve yurduna karşı özlemi tuttu!” diye aranızda konuştunuz değil mi?”
- Evet ya Rasulallah (s.a.v.) Böyle söylemiştik.
- Dikkatli olun! Beni anacağınız bir ismim yok muydu da benden “adam” diye bahsettiniz? Ben Allah'ın kulu ve peygamberi Muhammed'im. Ben Allah'a ve size hicret ettim. Benim hayatım sizin hayatınızladır. Ölümüm de sizin ölümünüzledir. Söylediklerinizden Allah'a sığınırım!
Medineliler ağlaşarak etrafına toplandılar:
- Vallahi biz, o söylediklerimizi ancak, Allah'a ve peygamberine olan bağlılığımızdan ve düşkünlüğümüzden, sana kıyamadığımızdan dolayı söylemiştik. 
Şüphesiz bu sözün doğruluğunu hem Allah hem de peygamberi doğrular ve sizi mazur sayar.

MEKKE'DE İLK YEMEK

Hz. Peygamber'in (s.a.v.) saçı ve sakalı çok tozlanmıştı. Öğle vaktine doğru, amcası Ebu Talib'in kızı Ümmühani'nin evine gitti. Yıkanarak temizlendi ve bir miktar namaz kıldı. Sonra Ümmühani'ye sordu:
- Yanında, yiyecek bir şeyler var mı?
- Kuru ekmek kırıntılarından başka bir şey yok. Onu da Size sunmaya utanırım.
- Onları suyun içine ufala! Biraz da tuz getir!
- Yanında katık yapacak bir şey var mı?
- Ya Resulullah (s.a.v.) Sirkeden başka bir şey yok!
- Onu da getir!
Getirilenleri yemeğin üzerine döküp yedikten sonra,
- Ey Ümmühani Sirke ne güzel katıktır! İçinde sirke bulunan ev yoksul olmaz” buyurdu.

EBU SÜFYAN'IN GERÇEKTEN MÜSLÜMAN OLMASI

Mekke'nin eski lideri Ebu Süfyan, Kâbe'nin yanında oturuyordu. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) Müslümanlardan bazılarıyla önünden geçtiğini görünce,
- “Askerlerimi toplayıp da yeniden şunlarla savaşsam mı” diye içinden düşünmeye başladı. Hz. Peygamber (s.a.v.) gelip başucuna dikildi ve sırtına eliyle vurarak,
- “O zaman da Allah seni yine hor ve düşkün eder” buyurdu. Ebu Süfyan, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) başucunda dikildiğini görünce:
- “Şu ana kadar Senin gerçekten peygamber olduğuna inanmamıştım. İçimden geçirdiklerimden dolayı Allah'tan af ve bağışlanma diliyorum” diyerek pişmanlığını dile getirdi.

FADALE'NİN MÜSLÜMAN OLMASI

Benzer bir olayı da Fadale bin Umeyr anlatıyor:
Hz. Peygamber (s.a.v.), Kâbe'yi tavaf ederken, Fadale, öldürmek maksadıyla yaklaşıyordu ki, Hz. Peygamber (s.a.v.) ona doğru geldi:
- Sen Fadale misin?
- Evet, ben Fadale'yim.
- İçinden ne geçiriyordun?
- Hiçbir şey! Sadece Allah'ı zikrediyordum.
Hz. Peygamber (s.a.v.) güldü:
- “Allah'tan af ve bağışlanma dile” buyurdu. Sonra elini Fadale'nin göğsüne koydu. Fadale diyor ki: Vallahi, göğsümden elini kaldırdığı zaman, Allah'ın yarattıkları arasında bana Ondan daha sevimli olan yoktu!

PUTLARIN YIKILMASI

Kâbe'nin çevresinde, kendilerine tapılan 360 kadar put bulunuyordu. Bunlar Arap kabileleri tarafından zaman zaman ziyaret edilir ve kendileri için kurban kesilirdi. Hz. Peygamber (s.a.v.) elindeki asasıyla putlara birer birer dokunmaya başladı. Bu sırada da,
- “Hak geldi, batıl yok olup gitti. Yok olan, ne bir şey var edebilir ne de diriltebilir” buyuruyor, putlar da birer birer yüz üstü ya da arka üstü düşüyorlardı. Kâbe'nin çevresinde yıkılmadık put kalmadı. Bilal (r.a.), Kâbe'nin üzerine çıkarak öğle ezanı okudu. Namaz kılındıktan sonra, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) emri üzerine yıkılan tüm putlar bir araya toplanarak ateşe verildi.

MEKKELİLERE HİTAP

Hz. Peygamber (s.a.v.), Kâbe'nin önünde durdu. Üç kere tekbir getirdikten sonra halka hitap etti:
- Bütün övgüler Allah'a (c.c.) yaraşır! Ondan başka ilah yoktur! Yalnız O vardır, eşi ve ortağı yoktur!
O va'dini yerine getirdi, kuluna yardım etti. Düşmanları bozguna uğrattı. 
İyi bilin ki, cahiliye çağına ait olup, övünme meselesi edilenler, kan davaları bugün, şu ayaklarımın altındadır.
...
Ey Kureyş! Muhakkak ki, Allah (c.c.) cahiliyet gururunu, soy ile övünüp büyüklenmeyi sizden kaldırmıştır. Bütün insanlar Âdem'den (a.s), Adem (a.s) de topraktan yaratılmıştır. İnsanlar iki sınıftır: Bir kısmı iman eder ve günahlardan kaçınır. Allah (c.c.) katında değerli ve şereflidir. Diğer kısmı ise azgındır. Allah (c.c.) katında da değersiz ve şerefsizdir.
Ey Kureyş! Ey Mekkeliler! Ne dersiniz? Şimdi hakkınızda ne yapacağımı düşünüyorsunuz?
- Sen kerem ve iyilik sahibi bir kardeşsin. Kerem ve iyilik sahibi bir kardeşin oğlusun. Gücün yetti, iyi davran!
- Benim halimle sizin haliniz, Yusuf (a.s)'ın kardeşlerine dediği gibi olacaktır. Onun dediği gibi ben de,
(Yûsuf da:) "Bugün size, (o yaptığınızdan dolayı) hiçbir kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir" dedi.
12/92
diyorum. Gidiniz! Serbestsiniz!

PEYGAMBER (S.A.V.) KENDİSİNİ NASIL TANITIYOR?

Fetih günü Hz. Peygamber'in (s.a.v.) yanına bir adam geldi. Kendisiyle konuşmak istiyordu ama konuşurken heyecandan kendisini bir titreme tuttu. Bunu gören Hz. Peygamber (s.a.v.):
“Sakin ol! Ben hükümdar değilim! Güneşte kurutulmuş et parçalarını yiyerek yaşayan Kureyşlilerden bir kadının oğluyum” buyurdu.

NEREDEN NEREYE

Rebia bin Abbad anlatıyor: Mekke'nin fethinden sonraki günlerde babamla birlikte Mekke'ye gitmiştik. Rasulallah'ı (s.a.v.) görünce hemen tanıdım. Çocukluk çağımda Onu Zülmecaz panayırında ilk defa görüşüm aklıma geldi.
- “Ey İnsanlar! ‘La ilahe illallah' deyin de kurtulun” diyerek halkı İslam'a davet ediyor, halk ise Ondan yüz çeviriyor ve konuşmuyordu. Yalnız amcası Ebu Leheb, 
- “Bu dininden dönmüş bir yalancıdır! Sakın sizi atalarınızın dininden döndürmesin” diyerek arkasından dolaşıyordu. Fakat o yine de “ ‘La ilahe illallah' deyin de kurtulun!” demekten geri durmuyordu.

MEKKE-İ MÜKERREME'NİN FETHİ - 1

Yorum Yaz

  661653

-