12 ARALIK 2019 PERŞEMBE

Elif Sönmezışık

MELEZLEŞEN MEKÂNLAR

Elif Sönmezışık

Günümüz vakıf müzeciliğine yakından bakmadan önce müzelerin; zamanı sabitleyen, muhtevasına göre çağın sürecini yansıtan, kapitalizmin anaforlarına kapılması zor birer şehir imgesi olduğunu düşünüyordum.

Şimdilerde ise “performans” üzerinden yeni bir müze kimliği meydana getiriliyor. Hatta bir müzenin muhtevasıyla yakından uzaktan ilgisi olmayan organizasyonları (yoga, sağlıklı yaşam ve kişisel gelişim seminerleri, yazarlık atölyeleri vb.), senelik paket programlar halinde sunması nasıl yorumlanmalı, karar vermek zor.

Oysa müzeyi, bir coğrafyanın tarihî dokusuna dair buluntu ve birikimi, üç aşağı beş yukarı zihinlerimize yer etmiş birkaç tasarımla dünyaya sunar, diye biliriz. Ya da çoğumuzun ayaklarının bir müzeye gidiş sebebi odur. Meğer bunun çok ötesine taşınmış. AVM tadındaki çabuk tüketilir organizasyonlara mekân oluşturan, ticari rekabetin bir parçası haline gelen müze örnekleri her geçen gün artıyormuş.

Tutarlılık kaygısı taşımayan aktivitelere afili bir fon olabildiğinden belki, alternatif mekân olma adına göz dolduruyor müzeler. Özel, seçkin ve benzersiz binalara yerleşmelerinin etkisi büyük. Bunun seminer fiyatlarını belirlemede de bir etki oluşturduğu muhakkak. Elbette bu yalnızca özel müzelere özgü bir durum.

Geçenlerde bir ressamla günümüz resmi hakkında konuşurken, tuvali üç boyutlu hale getiren malzeme zenginliğinden bahseder bulduk kendimizi. Sanat, makineleşme hareketinden bu yana kimlik ve hedef değiştiriyor ve zoraki değişen algılarımızı yakalamaya uğraşıyordu. Bu açıdan bakınca müzelerin kendini hatırlatmak için bir şov sahnesine dönüşmesi, tasvip edin ya da etmeyin o kadar da tuhaf görünmemeye başlıyor. Yalnızca bir şehrin kimliği, sanatı ve tarihi hakkında fikir vermekten öte güncel uğraşılara da ev sahipliği yapabilen “ulaşılabilir” mekânlara dönüşmelerini izliyoruz belki de.

Doğayı kopyalama hareketinden doğan ve yüz elli yılı aşkındır fotoğraf tarafından “haddi bildirilmiş” resim sanatı, yerini “ileri” şaşkınlığa vardıracak ya da dumur yaşatacak bir iddia üzerinden var etmeye dönüştüğünden beri işler Batı cephesinde epey değişti. Doğu cephesine bakınca da mevcut klasik sanatların “stilize”den yola çıkışı, grafik eğilimli görsel algılarımıza yakın duruyor. Sembolik formlar, yüzyıllar öncesinden gelip bugünün insanına ulaşıyor. Ancak Batı kaynaklı sanat türlerinin birçoğunda materyal arayışı ve sınırları zorlama, birer “sanat yasası”na dönüşmüş görünüyor.

Zamanın getirdiği her alandaki çok seslilik (olumlu anlamda katkı, olumsuz anlamda karmaşa), farkında olmadan her alanın bir miktar melezleşme sürecini devam ettiriyor. Müzelerin AVM'lere öykünmesi bu bakımdan aynı melezleşmenin bir sonucu olarak görülebilir. Ancak müze adına genel kabul, bir coğrafyanın seslerinin ve renklerinin en özel kolajı olma zorunluğu.

Artık tablonun asıldığı duvar da çeşitlendi, satıldığı vitrin de, muhafaza edildiği müze de. Sanatın gereklilikler üzerinden sorgulanması işi çok gerilerde kaldı. Sunumlardaki ticari tutumu bir kenara koyarsak Doğu ya da Batı kaynaklı herhangi bir eseri eser eyleyen, yaşamı güzelleştiren argümanlara fikir zemini oluşturması, hayatın güzellik cihetini beslemesi, maneviyata dair bir iz barındırması.

İçinden bir türlü çıkamadığımız kültür sanat işlerine, korumacı, hatırlatıcı ve destekleyici olmasının yanı sıra biraz da buradan, hayatın içinden görünen yüzünden bakmak gerek.

 Fuar Fuar Kitap

Kitap haberlerine kulağını kabartanlar, her gün başka bir kitap fuarı açılışı ya da hazırlığına dair yeni bir haberle buluştuğumuzu biliyordur.

Fuarlar, zengin içerik sunması ve yeni yayınlara dair fikir vermesi açısından hayli önem arz ediyor. Bu dinamizmi karşılamak için olsa gerek, fuar organizasyonları yıldan yıla artıyor.

Daha Üsküdar Kitap Fuarı henüz bitmişti ki, Karadeniz Kitap Fuarı'nın haberi ulaştı. Eş zamanlı olarak Sultanahmet'te ikincisi gerçekleşen türünün tek örneği Arapça Kitap Fuarı'nın hemen arkasından, en büyük kitap organizasyonlarından sayılan CNR Kitap Fuarı geldi. Bu yıl gerçekleşen dördüncü buluşması, önceki yıllara nazaran daha fazla ses getirdi ve hem yayıncı, hem yazar hem de okur katılımı daha yüksek oldu.

Fuarlar kitaba dair geniş sunumları içeren ticari alanlar. Bu da zamanın diliyle konuşmayı ve en azından bulunduğu şehrin sakinlerine duyurmayı mecbur kılıyor. Her fuarın bir temaya ya da bir isme adanması da, dikkati çekmek ve kuşatıcılığı sağlamak adına. Çünkü böyle büyük buluşmalara anlamlı başlıklar atmak gerekiyor. Bu yılki CNR Kitap Fuarı'nın temasının “15 Temmuz” olarak belirlenmesi, arka arkaya çıkan 15 Temmuz konulu yayınların altının çizilmesi adına da önemliydi.

Yeni yayınları merak edenler ya da aradığı kitaba dokunarak ulaşmak isteyenler için Mart ayı boyunca, Isparta ve Bursa'da gerçekleşecek buluşmaları da bu vesileyle haber vermiş olalım.

 

 

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  642581

-