2 HAZİRAN 2020 SALI

Hüseyin Yağmur

MENDERES'İ ASTIK SENİ DE ASARIZ!

Hüseyin Yağmur

1965 yılına girildiğinde Türkiye nispeten rahat bir siyasi atmosfere kavuşmuştu. ABD ve CIA'nın ülkede yeni bir iktidarın arayışları için zemin yokladığı günlerdi o günler. ‘ABD'li ünlü General Porter işte bu amaçla Türkiye'ye gelmiş, siyasal, ekonomik ve toplumsal havayı koklamıştı.' Türkiye'de CIA'nın kullanabileceği türden bir hava yoktu.

 Parlamento bir süre sonra Başbakan İsmet İnönü'yü görevinden düşürüp, Adalet Partili Suat Hayri Ürgüplü başkanlığında yeni bir hükümete geçit verdi.(Suat Hayri Ürgüplü bilinen bir masondu ve birçok bakımdan hayata ve olaylara bakışında İnönü'den farkı yoktu. Hükümet programına ‘Arap ülkeleriyle dostluk geliştirilecektir' ifadesinin konulacağını görünce hemen çekip gitmekle tehdit etmiş biriydi.)

 Milli Şef İsmet İnönü bundan sonra ölümüne kadar artık ülke yönetimine gelemeyecekti. 1923'te başlayan ve değişik fasılalarla tam 45 yıl süren Başbakan ve Cumhurbaşkanı İnönü sendromu sona ermişti.

 Milli Şef İnönü 33 yıl hüküm süren II. Abdülhamit'ten daha çok hüküm sürmüştü. Hem de demokratik olduğu söylenen bir ülkede.1961 seçimlerinin ardından askerlerin siyaset kurumuna zorla dayattıkları İnönü yönetimine ülke ancak 4 yıl sabredebilmiş, 1965 yılında bu yapay hükümet sona ermişti.

 1961 seçimlerinde daha çok oy aldığı halde kendisine hükümet kurma hakkı verilmeyen Adalet Partisi, 4 yıl sonra bu hakkına kavuşmuş, adalet geç de olsa yerini bulmuştu.

 Demirel'in Başbakan Yardımcısı olduğu Ürgüplü Hükümeti ile Türkiye 1965 seçimlerine gitti. Seçim sathı mailinde Türkiye'nin genetik boyun ağrıları tekrar nüksetmeye başladı. CHP ordu üzerinden siyaset yapmayı sürdürüyor, ‘Orduyu ustaca bir korkutma öğesi olarak kullanmaya' devam ediyordu.

 Türk demokrasisinin kaderine 1960 yılında yapışıp kalan ordu tehdidi 1965 seçimleri öncesi azgın bir boğa gibi CHP dışındaki partileri hedef almıştı. Milli damat Metin Toker, ‘Eğer CHP dışında bir parti seçimi kazanırsa Mr. Thompson ve Mr. Sten derhal duruma müdahale edecekler' diye yazmıştı. ‘Eskişehir mitinginde İsmet İnönü AP liderinin Sadi Nursi'nin adamı olduğunu' iddia edecek kadar ithamlarının seviyesini düşürmüştü.

 Demirel ise seçim alanlarında bu oyunu bozmaya çalışıyordu. ‘AP'ye iktidarın verilmeyeceği' iddiasının bir yalan olduğunu, Ordunun CHP'nin değil, ülkenin ordusu olduğunu anlatıyordu.

Ancak tehditler kimi zaman açık kimi zaman da örtülü olarak sürüyordu. Giresun mitingi öncesi Demirel'e mesaj kağıdı gönderen şahıslar ‘Menderes'i astık, seni de asacağız' tehdidini savuruyorlardı.

 Bu atmosferde girilen 1965 yılı Ekim ayı seçimleri Türkiye için bir dönüm noktası oldu. AP, oyların yüzde 53'ünü alarak 240 milletvekili çıkarmış, büyük oy yıkımına uğrayan CHP ise yüzde 28 oy alarak 134 milletvekilliği kazanabilmişti.Senatoya ise Adalet Partisi'nden 97 senatör seçildi.

 Osman Bölükbaşı liderliğindeki Millet Partisi 31, Ekrem Alican liderliğindeki YTP ise sadece 19 milletvekilliği kazanabilmişti. Bu seçimlere mahsus olmak üzere ilk kez seçimlere giren sosyalist fikirli TİP, 14 milletvekili çıkarmayı başarmıştı. Emekli General ve 27 Mayıs Darbecisi Cemal Madanoğlu ise İstanbul'dan bağımsız aday olarak seçimlere girmiş ve büyük bir hayal kırıklığına uğramıştı. Çünkü bu ülkede Darbe yaparak bir yere gelmek kolay, seçilerek bir yere gelmek zordu.

 Bu seçimlerde 27 Mayıs Darbesinden sonra cezalandırılan DP'lilerin yakınları da parlamentoya taşındı. Eski Bakanlardan Samet Ağaoğlu'nun eşi Manisa'dan, Namık Gedik'in eşi Samsun'dan, Emin Kalafat'ın kız kardeşi Çanakkale'den, Celal Bayar'ın kızı Nilüfer Hanım Bursa'dan milletvekili olmuştu.

 Kurtul Altuğ'a göre “Orduyu anlamayan ve CHP'ye kızan halk, Ordu-CHP işbirliğini protesto etmek için oylarını Adalet Partisi'ne vermişti.” (Altuğ,1976:318)

 Doğan Avcıoğlu'na göre ise ‘1960 Mayıs'ında iktidardan süngü zoruyla atılanlar,1965 de büyük bir çoğunlukla karşı devrim yapmak üzere yeniden iktidara gelmişlerdi.

 Aslında olan 1950'deki oy ihtilalinden sonra 1965'de halkın yeni bir oy darbesi yaparak zinde güçlere ders vermesinden ibaretti.

 CHP'liler ihtilalle devrilen Demokrat Parti zihniyetinin tekrar dirilebileceğine inanmadıklarından bu sonucu büyük bir şaşkınlıkla karşılamışlardı.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  091891

-