31 MAYIS 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

MERVE KAVAKÇI'NIN DERİN İNTİKAMI

Hüseyin Yağmur

Çetin Altan'ın bir radyo konuşmasında dinlemiştim. 'Türkiye'de eğitim yok, koşullandırma var' diyordu.

Dönemin Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı da bir özel toplantıda şu sözleri söylemişti: Türkiye'nin kendini yönetecek kadar Laik Kemalist kadrosu var. Maksat yeni nesilleri oyalamaktır.

Dönemin DPT Müsteşarı İlhan Kesici de 'Türkiye'yi yönetmek için 11 bin kişi yetiyor' açıklamasını yapmıştı.

Bütün bu parçaları yan yana getirince insan hem hayıflanıyor, hem de siyasi sisteme yeni girecek taze kanların neden önünün acımasızca kesildiğinin şifresini çözmüş oluyor.

Birkaç yıl önce bir televizyon kanalında Refah Partisi eski Milletvekili Merve Kavakçı'yı üç dört sorgucunun sorularını cevaplarken izlemiştim. 28 Şubat Darbesinin bu en sembolik mağdurunu dinleyince Türkiye'nin bu kadar donanımlı ve bilgili bir milletvekilinden neden mahrum kaldığını kendimize sorup hayıflandık.

Merve Kavakçı, Türkiye'de çağdaşlık şampiyonluğu yapan kadınların tamamını cebinden çıkaracak entelektüel bir Türk kadını olarak televizyonda başından geçenleri anlatıyordu.

Ancak 28 Şubat Darbecileri işte bu kadını; Amazon kabilelerindeki gibi bir toteme bağlayıp etrafında 'ulu manitu' adına dans edip, balta atma törenine tabi tuttular.

Eğer biraz daha fırsatları olsaydı, vahşiler gibi kafa derisini de yüzüp Meclise ibret-i alem olarak asacaklardı.

O günlerde en demokrat, en çağdaş geçinen kesimlerin bile makyaj ve maskeleri dökülmüş herkes bir kadını Meclis'e sokmama üzerinde 'irticanın odağı' olmuştu.

Bütün iktidarı ellerinde tutan mürteciler öfkelerini zabtedemeyip yemin töreninden 11 gün sonra Merve Kavakçı'yı vatandaşlıktan çıkardılar.

Dünya kimseye kalmıyor. Bundan tam 22 yıl önce Milletin Meclisinde; yüzü öfkeden kararacak bir hınçla “Bu kadını buradan çıkarın” diyen zamanın Başbakanı Ecevit ile,

Kavakçı'ya 'Dışarı dışarı' diye histerik bir şekilde tempo tutan fedailerinin tamamı,

Meclis dışı kaldılar.

Yüzde 1 oy ancak alarak bir büyük zilletin sahibi olarak tarihe geçtiler.

Siz bilmez misiniz ki, “Allah, intikam alıcıların da en hayırlısıdır.”

Mazlum kulunun intikamını bizzat kendi alır.

……………

Aradan yıllar geçti. Bir başörtülü milletvekili alınmayan Mecliste şimdi çok sayıda baş örtülü milletvekili var.

 

Manzarayı gören Rahşan Ecevit, kocasından aldığı nöbetle duruma müdahil oldu. Meclis Genel Kurulu'na giren 4 başörtülü milletvekilinin, hemcinslerini rahatsız edeceğini iddia etti

TBMM'de 4 başörtülü vekilin Genel Kurul çalışmalarına katılması sırasında en çok hatırlanan, 22 yıl önce, 2 Mayıs 1999'da yaşanan Merve Kavakçı olayıydı.

Kavakçı'nın başörtüsüyle TBMM çalışmalarına katılmasına o dönemde en sert tepki veren de "Bu kadına haddini bildirin" diyen Başbakan Bülent Ecevit olmuştu.

Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit, “Aslında konu kapanmamıştır. Aksine, bu durumun kamuda emsal teşkil edeceği, dolayısıyla mahalle baskısı yaratacağı, hayatlarını şekillendirme aşamasında olan kız çocukları zor durumda bırakacak.” şeklinde laflar etti.

Bu sözleri dikkate alan Hükümet(!)gereğini yaptı. Merve Kavakçı'yı Türkiye'nin Malezya Büyükelçisi yaparak çok geç de olsa Merve Kavakçıya iadei itibar yapmış oldu.

Durum onu gösteriyor ki Türkiye'de çağdaşlık şampiyonluğu yapanların gayesi vasıflı bayanları Türkiye'ye bir güç olarak katmak değil. Onlar ‘çağdaşlık şampiyonu olan' ancak katma değer üretmekten aciz dişi kitleler peşindeler.

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  035139

-