Lütfi Bergen

MİLLET CUNTAYA İZİN VERMEDİ

Lütfi Bergen

Milletimiz dün gece büyük bir hakarete maruz kaldı, aşağılandı.

Darbeyle gelen terör olarak cuntanın aradığı şey, şiddetin muhatabının kim olduğu sorusunda mündemiçtir. Bu muhatap millet varlığı olmuştur. Bunun bir terör olduğu ortadadır. Fakat terörizmle ortaya çıkan olgu şu ki, darbeci kendi içinden çıktığı topluma karşı imhacı bir eylemlilik içindedir.

Ankara'da sabaha kadar jetler tepemizde uçtu. Meclis bombalandı. Bu sadece bir yönetime el koyma değildir; milletin iradesini boğma, bu ülkeyi yıkma, kaosa sürükleme ihanetidir. Hiçbir kuvvet, cemaat, sınıf, zümre, topluluk hangi gerekçeyle olursa olsun millet varlığına kast edemez, bunun meşruiyetini savunamaz.

Türkiye tarihi geçmişinde iki önemli askeri darbe yaşamış fakat böyle gözü dönmüş bir kâbusla karşılaşmamıştır. Cunta, kendi halkını sokaklarda taradı, milletini bombaladı, tankları halkının üstüne sürdü. Ordu-millet bir toplum olan Türkiye'nin bin yıllık tarihinde ilk kez kendi askerinin ecinni zulmünden kurtulmak için camilerden salâ verildi. Halk okunan salâyı Cumhuriyetin, demokrasinin kurtuluş salâsı olarak gördü. Çünkü onun bin yıllık millet bilincinde “İslâm'da salâ, Cuma namazı ve ölüm dışında okunursa “birlik-ittihad” çağrısıdır!”

Namlusunu, silahını milli iradeye yöneltmiş cunta ülkesine savaş açmıştır. Katliam yapıldı. Bunlar milletin askeri sayılamaz!

Bu hadise sadece bir cunta arayışı değildir, darbeden daha kötü girişim olarak iç savaş kalkışması, millet varlığına saldırıdır. Ordu, içinden çıkan bir grup cuntacı yüzünden yara aldı. Asker ve polis karşı karşıya kaldı.

Bütün bu aşağılanmaya rağmen halk tankların önüne yattı, cuntaya karşı koydu. Bu faciadan millet olma vasfıyla kurtulma iradesi ortaya çıktı. Darbeyi önleyen Hakk'a tapan millettir.

Türkiye, milletinden aldığı bu güç ve irade ile ne Doğu'nun ne de Batı'nın soğuk savaş alanı olmadığını kanıtlamalıdır. Ordu, milletin bu topraklarda varlık nesnesidir, varlığının öznesi değildir.

Millet, darbe girişimine karşı “demokrasi” dedi; sabaha kadar izzeti için nöbet bekledi. Sabah namazını bayraklar üstünde kıldı. Ordudan millet çıkmaz, milletten ordu çıkar.

Hakka doğru yürüyüşte Hakk'tan başkası yardım etmez.

Duamızdır: “Yurdumu alçaklara uğratma sakın!”

 

LÜTFİ BERGEN - TERCÜMEİHÂL

2009’dan itibaren değişik internet sitelerinde ve Hece, Hece, Öykü, İdeal Kent, Düşünen Siyaset, Opus, Değirmen, Hak-İş Uluslararası Emek ve Toplum Dergisi, Kün Edebiyat, İtibar, Granada, İştirakî, Anadolu Gençlik, Çilingir, Diyanet Dergisi, Yolcu gibi dergilerde; Yeni Şafak ve Star gazetelerinin kitap eklerinde, Star Gazetesi Açık Görüş, Al Jazeera Türk, Arkitera Mimarlık gibi mecralarda makaleleri yayınlandı. 2012’de Eleştirel edebiyat- din- iktisat ilişkilerini temel alarak yöneldiği erken dönem Cumhuriyet hikâyesi incelemelerini “Edebî Metinde Din – İktisat” başlığı ile yayınladı. “Edebi Metinde Din- İktisat” başlıklı kitap 2012 TYB Edebi Tenkit Ödülü almıştır. Basılmış Eserleri: Azgelişmişlik Üstünlüktür (1996- 2012); Ahlâk Ayaklanması (1999- 2012); İsyandan Dirliğe: Anadolu’da Yerli Olmak (2011); Edebî Metinde Din – İktisat (2012) - TYB Edebi Tenkit Ödülü (2012); Kozmosta Yerlilik- Evlerimizi Kaybediyoruz (2013); Kenti Durduran Şehir (2013); Kent-İslâm ve Kapitalizm –Şehre Yürüyelim Batı Yıkılacak- (2014); İslâmcılık Söylem ve Eylem –Bir Şiddet Eleştirisi- (2014); Medeniyet – Müslüman Toplumsallığın İnşâsı- (2014); Devlet ve Allah –AnadoluSol Bakış- (2014); İnsanın Beşinci Zindanı (2015); Bilginin Kaynağı Nedir (2015); Kalın Anadoluculuk- İsmet Özel’e Bir Cuma Mektubu (2015).

LÜTFİ BERGEN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  237292

-