23 EYLÜL 2019 PAZARTESİ

Hüseyin Yağmur

MİLLİ EĞİTİMDE, SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ!

Hüseyin Yağmur

Önce hakkı teslim edelim. Ak Parti İktidarı teslim aldığı zaman Milli Eğitim Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığının ikiz kardeşi mesabesinde ve konumunda bir bakanlıktı. Çetin Altan'ın bir radyo konuşmasında dinlemiştim. 'Türkiye'de eğitim yok, koşullandırma var' diyordu.

Dönemin Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı da bir özel toplantıda şu sözleri söylemişti: Türkiye'nin kendini yönetecek kadar Laik Kemalist kadrosu var. Maksat yeni nesilleri oyalamaktır.

Dönemin DPT Müsteşarı İlhan Kesici de 'Türkiye'yi yönetmek için 11 bin kişi yetiyor' açıklamasını yapmıştı.

Ak Parti İktidarının ilk günlerinde Derin Devlet odakları tarafından “ Milli Güvenlik Dersi'nde öğretmen olarak görev yapan subayların okullarda ve kurumlarda kılık kıyafet yönetmeliğinin uygulanması konusunda ‘asla geri adım atmamaları' , subayların bu konuda hazırlayacakları raporları Milli Güvenlik Bilgisi dersi öğretmen planlaması yapan komutanlığa bildirmeleri…”  isteniyordu.

Bir başka mevzu da andımız meselesiydi…

Andımız isimli her sabah okullarda tekrarlanan metnin sahibi Dr. Reşit Galip. Dr Reşit Galip bir dönem Milli Eğitim Bakanlığı yapmış bir şahıstı. İttihatçı kökenden gelen Dr. Reşit Galip birkaç dönem İstiklal Mahkemesi yargıçlığı yapmıştı. Çocuklarımız her sabah bir İstiklal Mahkemesi yargıcı ve darbeciler tarafından yazılmış bir metni tekrarlıyorlardı.

Türkiye ve yeni nesiller  çok şükür Ak Parti İktidarı sayesinde Cilalı Taş Devrinden kalma bu uygulamalardan kurtuldular.

Sorun sadece ilköğretimde ve lisede değil üniversitelerde iyi değil.Geçenlerde bir vesile ile Marmara Üniversitesi'nden bazı hocaların konuşmalarına şahit oldum.

Üniversite hocalarından biri dert yandı. “Sınav kağıtlarını okuyorum, tam bir rezalet” diyordu. ‘Hocam ders çalışacakları kitap ve notlar belli değil miydi?' dedim. “Belli olmaz olur mu” diye omuz silkti. Anlattıklarına göre manzara çok kötüymüş.

……………..

Bir şair  öyle demiş: Bir milletin türkülerini ben yazayım da kanunlarını kim yazarsa yazsın! Ben de şu kanaatteyim: Bir ülkenin Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı bana versinler de geri kalan bakanlıklarını kime verirlerse versinler…

AK Parti iktidarlarında  yukarıda da bahsettiğim kalın statüko zincirlerinden dolayı Milli Eğitim Bakanlıkları  hiç bir zaman Ak Parti'yi destekleyen kitleler ile  duygudaş olmadı. Hep güncel ve medyatik sorunlarla uğraşmak zorunda kaldı ve bir türlü bu kısır döngüden kurtulamadı.

Son kabinede Milli Eğitim Bakanlığı görevine getirilen  Ziya Selçuk vizyon sahibi bir kişi olarak kamuoyuna tanıtıldı. İlk günlerinde Milli Eğitim Bakanını   televizyonda izledim. Bakan  “Ben tır  şoförü olmak istiyordum okuldan kaçıyordum” diye kendisini anlatıyordu. Velev ki böyle bile olsa bir insanın öğrenciler rol model olacak şeyler söylemek varken  kendisini ‘okuldan kaçan ve tır şoförü olmak isteyen bir adam olarak tanıtması' çok yanlış bir stratejiydi. İşte bu Ziya Selçuk AK Parti iktidarının 17. yılında ‘her okula bir sokak köpeği sahiplendirme projesi' ile ortaya çıkmış durumda.

‘Her okula bir sokak köpeği projesi' eğitimde gelinen  cinnet düzeyini gösteren sembolik bir durum olsa gerek.

Ziya Selçuk'un bu zihni sinir projeyi açıkladığı günlerde üniversite imtihanı sonuçları da açıklanıverdi. Açıklanan sonuçlara göre; Eğitim sistemimizin hali içler acısı. İmtihan giren 2 milyon öğrenciden 650 bini baraj puanını dahi aşamamış.15 bini ise hiç puan alamamış. Eğitimde durumun böylesine içler acısı olduğu günlerde Ziya Selçuk'un “Evreka!” Çareyi Buldum der gibi gazetelere ‘Her okula bir sokak köpeği projesi' açıklaması yapması, vatandaşlar arasında onun sanki bir başka gezegende bakanlık yaptığı hissini uyandırdı.

Zamanın Osmanlı Maarif Nazırı da “Okullar kapalı olsaydı eğitimi ne güzel idare ederdik” demiş. Sanki o günlere doğru bir gidiş var Milli Eğitim Bakanlığında...

Dün akşam televizyonda haber vardı. Siirt'in Kurtalan ilçesinde öğretmenler amele olmuş, harç karıyor, okullarının sıvasını yapıyorlardı.

Güler misin ağlar mısın cinsinden bir haber değil mi? Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un ‘Her okula bir sokak köpeği projesi'nden bahsediyor, öğretmenler amele olmuş okullarına sıva yapıyorlar.

Rahmetli Kamran İnan'ın “Bu kadar cehalet ancak tahsil ile olur” dediği gibi “Bu kadar tenakuz ancak mili eğitimin tahsili ile olur.” demekten başka açıklama bulamıyoruz.

…………….

Okullarımız fani eğitimde başarılı değiller. Peki ruhani ve dini eğitim noktasında acaba ne durumdalar? Öyle ya, Müslüman Türk bir birey dinini nerden öğrenecek?

Birinci seçenek aile çevresi…Tabi ki bunlar biliyorsa…Cuma namazına gitmeyen bir baba çocuklarına dini nasıl öğretecek? Demek ki burası tatminkar bir  seçenek değil.

İkinci seçenek yazları camide açılan kuran kursları…Buralara eğer aileler çocuklarını gönderirse ve camideki görevli başarabilirse çocuk bir şeyler öğrenebilir.

Üçüncü seçenek ise okuldaki din bilgisi dersleri….

Bu üç seçenekten ve diğer sosyal ortamlardan Müslüman Türk milletinin nasıl bir din eğitimi aldığını araştırma şirketlerinin anket araştırmalarında görebiliyoruz .O zaman gelin şimdi bu anlamda son yapılan araştırmalardan birine birlikte bakalım:

MAK Danışmanlık'ın “Türkiye'de toplumun dine ve dini değerlere bakışı ne?” konulu araştırma sonuçları: MAK Danışmanlık tarafından yapılan bu araştırma, 30 büyükşehir, 23 il, 154 ilçede, 5.400 kişi ile yüz yüze görüşmelerle yapıldı.

* Türkiye'de yüzde 10'luk bir kesim ateist ya da deist!

*  Türkiye'de yüzde 25'lik bir kesim (her 4 kişiden biri) ya meleklere inanmıyor ya da bu konuda bir fikri yok!

* Türkiye'de yüzde 24'lük bir kesim Allah'ın (C.C.) kitabı Kur'an-ı Kerim'e ya inanmıyor ya da bir düşüncesi yok!

* Türkiye'de sadece yüzde 25'lik bir kesim (her 4 kişiden biri) düzenli olarak Kur'an-ı Kerim okuyor.

* Türkiye'de yüzde 29'luk bir kesim Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.V.)'i, peygamber olarak kabul etmiyor.

* Türkiye'de yüzde 9'luk bir kesim ahirete inanmamakta.

* Türkiye'de sadece yüzde 32'lik bir kesim Kur'an-ı Kerim'i Arapçadan okuyabiliyor!

* Türkiye'de Kur'an kursuna eğitim almak amacıyla gidenlerin oranı sadece % 25.

* Türkiye'de Kur'an-ı Kerim'in Türkçe mealini okuyan sadece yüzde 17'lik bir kesim.

* Türkiye'de yüzde 65'lik bir kesim, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (SAV) hayatını hiç okumamış!

* Türkiye'de “camiye hiç gitmiyorum” diyenlerin oranı % 30!

* Türkiye'de yüzde 20'lik bir kesim hiç oruç tutmuyor.

* Türkiye'de, “Hiç namaz kılmıyorum” diyenlerin oranı % 22!

* Türkiye'de, sadece yüzde 41'lik bir kesim selamlaşırken “selamünaleyküm” diyor.

* Türkiye'de yüzde 13'lük bir kesim, “gusül abdestini bilmiyorum / almam” demekte.

Şu anda okullarımız zaten sosyolojik anlamda ‘Laik Katolik Kilise'ye ve   yine sosyolojik anlamda ‘Kemalist Protestan Kilise'ye salik yetiştirme konusunda hiçbir ara vermeden çalışıyorlar.Halbuki 17 yıllık AK Parti iktidarının öğrenciye ve Türk halkına vereceği bile başka şeylerde olmalıydı diye düşünüyorum.

Eğitim Sistemimizi Özetleyen Bir Fıkra

Yurt Dışında Çalışan Bir İnşaat İşçisinin Çocuğunu Türkiye'ye Döndükten Sonra Yaşı Geldiği İçin İlkokula Vermişler.Kreş Ve Anaokulunu Yurtdışında Okumuş Çocuk, Matematik Dersine Sıra Gelince 1'den 50'ye Kadar Sayma Dersinde; 50'den 1'e Doğru Saymaya Başlamış. Öğretmen Çok Kızmış Ama Bir Türlü Çocuğa 1'den 50'ye Doğru Saydırmayı Başaramamış. Çocuk Her Defasında 50'den 1'e Doğru   Sayıyormuş.

Çocuğu En Sonunda Psikologa Götürmüşler. Psikolog Çocuğu Dinledikten Sonra Okul Müdürüne "Sizin Okulda Eğitim İle İlgili Her Şey Ters Olduğu İçin Çocuk Da 50'den 1'e Doğru Tersten Sayarak Doğru Yaptığını Zannediyor. Sizin Eğitim Sisteminize Uymaya Çalışıyor. Çocuğun Bir Suçu Yok" Demiş.

 

 

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  697333

-