22 KASIM 2017 ÇARŞAMBA

Serkan Akın

MİMAR NE İŞ YAPAR? (1)

Serkan Akın

Mimarlık mesleği o kadar çok itibar kaybına uğramış ki bugün bırakın okulu yeni bitirmiş bir mimarın mesleğini tanımlarken kullandığı kelimelerin yetersizliğini, yıllarca mimarlık yapıp yorgun düşmüş bir mimar da yılgınlıktan ve yaşadığı sorunların ağırlığından pes etmiş ve çoğu şeyden vazgeçmiş durumdadır.

Oysa ülkemizde şu an itibarıyla yüzbinlerce konut inşaatı devam etmekte, aynı şekilde on binlerce kamu binası yenilenmekte ya da yapılmaktadır.

Ortada büyük bir finansal kaynak da dolaşmaktadır.

Yani sorun işin olmaması, paranın olmaması ya da imkânsızlık değildir.

Un, yağ ve şeker mevcuttur ama ortaya güzel bir tatlı çıkmamaktadır.

Tatlının ya yağı, ya suyu ya da şekeri eksik olmakta ve bu kadar emeğe rağmen kimse memnun olmamaktadır.

Şehirlerin hali ortada, evlerimizin durumu içler acısı, Millet faizli krediler yüzünden bitap durumdadır.

Millet derken sadece konut alıcılarını kastetmediğimi, inşaatları yapan müteahhitlerin de faizli kredi sarmalında boğuştuğunu bilmemiz gerekiyor.

Türkiye'de kentsel dönüşüm modelinin ve inşaat yapım tekniklerinin karmaşık ve büyük tutulmasından dolayı en çok ve rahat kazananların sadece bankalar ve finansçılar olduğunu bir kenara not edelim bu arada.

Ülkemizde eğitim sisteminin yanlışlığından dolayı mesleklerin ve özelde mimarlık eğitiminin durumunu daha önce yazmıştık.

Aynı şekilde ülke insanının genetik ve kültürel kodlarından dolayı kolay ve hızlı inşa edebilme yeteneğinin bir zamanlar güzel inşa edebilme kültürüyle birlikte nasıl harika örnekler ve şehirler oluşturduğundan hep bahsediyoruz.

Bununla birlikte insanımızın uyanıklığından dolayı kavramları nasıl çok kolay bir şekilde bozabildiğini, popülizm ile nasıl kolaya alıştığını hepimiz biliyoruz.

İyi bir eğitim, sıkı bir kontrol, hızlı ve adil işleyen bir adalet ve sadeleştirilmiş bir ekonomik sistem ile milletimizin nasıl harika bir noktaya geldiğine tarihimiz şahittir.

Peki, kavramların iğdiş edildiği, insanımızın popülizm ile kolaycılığa alıştırıldığı, rant beklentisinden dolayı herkesin birbirinin hakkına girdiği, dünyada gelmiş geçmiş en ağır, pahalı, gayrisıhhi inşaat tekniği olan betonarmenin her tarafımızı sardığı bir durumda mimar ne iş yapar?

Mimar, yeryüzüne indirilen atamız Âdem AS'ın görevi olan imar işini yapan kişidir.

Yani yeryüzünü mamur etme, güzelleştirme işini yapan kişi.

Aslında yapılan her türlü inşa faaliyeti güzelleştirme sonucuna varmalıdır.

Güzel bir niyet, güzel bir karar, güzel bir yöntem, güzel bir hukuk ve güzel bir süreç ile ortaya güzel bir sonuç çıkar.

Her şeyin has olması gerekir. Has bir arsaya, has parayla, has bir proje ile has kişilerle yapılan eser de has bir eser olur.

Mimar; mekân, ihtiyaçlar, bütçe, şartlar, imkânlar arasında lazım olan imar faaliyetini en güzel şartlarda yapmaya yetkin kişiye denir.

Yani mimarın ortaya bir iş çıkarabilmesi için, bir işveren, arsa veya bina, mevzuat açısından uygunluk yani imar ve bütçe gereklidir. Bunlardan biri eksik olursa mimar işini yapamaz.

Arsası, bütçesi, imar durumu ve hatta yapılma kararı veya işvereni belli olmayan farazi bir bina tasarlama isteği çok yanlış bir durumu gösterir.

Bana bir ev projesi çizer misin” cümlesi tek başına hiçbir şey ifade etmez mesela.

Aslında bu bir teklif bile değildir.

Kendi evini çok hafif malzemelerden kolayca ve en güzel şekilde inşa edebilmiş ve böylece dünyanın en harika şehirlerini medeniyete kazandırmış bir milletin devamı olarak şu anki bilgisizlik, çaresizlik ve çıkmaz durumundan dolayı bu kararsız cümle ortalıkta dolaşmaktadır.

Köyden kente göç ile unutulan inşa teknikleri, şehirlerin kalabalıklaşmasıyla oluşan yoğunluğu apartmanlarla çözme formülü, apartmanların betonarme inşa tekniği, kamunun bu duruma hazırlıksız ve bilinçsiz yakalanmasından dolayı altyapısız gecekondular, plansız yerleşimler ve genel sıkışıklık hali, inanç kültür mahremiyet ve maneviyat dünyamızın tek ve değişmez mülkiyet modeli olan müstakil yerleşimin terkedilmesi bizi içinden çıkılmaz bir şaşkınlık ve akıl tutulmasına uğratmıştır.

Bu büyük fırtınanın karşısında da milletimiz kendine göre ara çözümler üretmiş ama bu çözümlerin doğruluğunu hiç sorgulamamış, mimarlar da bu fırtınaya karşılık oluşturulan çözüm karşısında bir cevap bulamamışlar, karşı koyuş sergileyememişler velhasıl kendilerini doğru çözümün bir parçası ya da öznesi yapamamışlardır.

Haftaya devam edelim inşallah.

 

https://twitter.com/Mimarserkanakin

SERKAN AKIN DİĞER YAZILARI

  1. İsmet ÖZGÜÇ

    Değerli kardeşim şehir mimarisi neredeyse çökme noktasına gelmiş bir dönemde anlamlı ve değerli mesleki yazınızdan dolayı teşekkür ediyorum..

Yorum Yaz

  933830

-