15 ARALIK 2018 CUMARTESİ

Altan Çetin

MÜNİR NURETTİN SELÇUK

Altan Çetin

Tarihi/ontolojik bir bilince dayanmayan yenilikler ve fikirler zemin bulamadığı güncel zihinlerde büyük bir çatlak oluşturmaktadır. Eski bilince çarpan yeni fikirler sentez yerine çatışmaya yol açar. Dönüşüm her zaman değişimden daha sağlıklı bir gelişmeyi vaad eder.  

Gelenek, klasiklerin arasında mevsimi gelince çiçek açmayı bekleyen bir bahar gibidir. Geleneği bu klasikler yani kültürün kristalize ürünleri arasında tespit edip, ruhunu “an”a taşıyarak maziyi gelecekle buluşturan büyük kültür adamları milletler için hayati değerdedir. Musiki bu bağlamda her türlü veçhesiyle milletlerin en hayati değerlerindedir. Klasik eserler geleneğin ve kültürün çiçeklenmesinde ehemmiyetli bir yerdedir. Bu bakımdan musikişinaslar bu değerli madenin fedakâr ve cefakâr emekçileri olarak mazinin sesleriyle güne ve geleceğe değer katan insanlardır. İşte merhum Münir Nurettin Selçuk (ö. 1981) bu cümleden değerlerimizin son dönemdeki en büyük icracı ve bestekâr üstatlarındandır. Onun musikideki faikıyetini tariften teeddüp ederim.    

Bu naçiz tefrikada onun musikiye dair bazı görüşlerini gündeme taşıyarak düşüncemize bir yol açılmak istenmektedir. Münir Nurettin Bey musikinin devamiyeti ve geleceğe taşınması noktasında bestekârların önemine binaen bazı tavsiyelerde bulunur; Efendim onlara tavsiyem eski bestekârların olduğu gibi hem musikimizi iyi bilmeleri, öğrenmeleri ve zevk-i selim sahibi olmaları, olmaya gayret etmeleri aynı zamanda maddi düşünceleri ilk plana koymamaları, evvela düşünülecek noktalar bunlar olabilir. Ondan sonra da eski branşta çalışıyorsa eskiye uygun gerek prozodi bakımından gerek güfte ve beste bakımından oraya uygun ve yeni bir çığırın yolcusu olarak devam etmek istiyorlarsa yapılan nameleri daha kibar, eskilerin yaptığı gibi daha asil ezgilerle karıştırmaları ve o şekilde güzel eserler ortaya koymaları icap eder. Münir Nurettin Bey geçmişi gelecekle buluşturacak bir kanal olarak bestekârları bir köprü olarak değerlendirerek onlara köksüz ağaç olmamaları gerektiğini ve çiçek açmak için bu köklerden beslenerek günün baharında yenilenmelerini tavsiye eder. Maddiyata dair sözleri ise izahtan varestedir.

Bu yolda fikirlerini ifadeye devam eden Münir Nurettin Bey bestekârın vasıflarını da bu yolsa sayar: İyi bir bestecide aranan vasıflar şunlar olsa gerek; evvela Allah vergisi bir istidat, ilham kaynağı olmak, musikiyi iyi bilmek ve beste anında da küçük hisleri hiçbir vakit kafasından geçirmemek; bunda bir ticari mahiyette bir kazanç temin ederim, şöyle yaparım böyle yaparım düşünmeksizin musiki için ne icap ediyorsa onu yapmak ve onu vücuda getirmek birinci planda gelir. Bazı son devirler bestekârları aralarında bakarsınız büyük eserler hakkında fazla büyük musiki hakkında klasik musikinin tafsilatı hakkında büyük bilgileri olmayanlar vardır ki Allah vergisi bestekârlıkta büyük merhaleler aşmışlardır. Mesela bunlardan Şevki Bey gibi ki bu zat nota dahi bilmez bir insan, ikincisi Leon Hanciyan efendi ismindeki üstad Türk şarkılarını yazmıştır nota bilmez. Makam yahut klasik musikinin böyle besteydi bir formda eserlerini de bilmeyen bir zat olduğu halde ne abideler ne şaheserler yaratmıştır. Bilgiyle beraber, Allah vergisi bir istidat, bir ilham kaynağı, bir akış cereyan olursa muvaffakiyetin sırrı hemen hemen bunda toplanabilir. Musiki için ne icap ediyorsa onu yapmak sözü sanırım bugün her alanda rehber olacak bir tespittir. Yeteneğin eğitimle beslenmesi ve daha önemlisi işin sevilerek kendisi için bu bağlılıkla icra edilmesinin önemine işaret edilen bu sözler geleneğin yeniden nasıl hayata döneceğine dair önemli noktaları içermektedir. Muvaffakiyetin esası hırs ve kurnazlıkta değil iyi niyet ve emektedir.

Nihayet Münir Nurettin Bey musikimizin güncel müzik mantığına indirgemesine dair çok seslilik bağlamında eleştirel bir bakışla konuya yaklaşarak kendi teklifini bu yolda sunar: Türk musikisinde çok sesli yapılması tarafına gidilmesi umumiyet itibariyle ben doğru bulmuyorum, bilhassa klasik musikimizin üzerinde yapılacak tecrübeler hiç muvaffakiyetli olmuyor. Eserin üslupları tamamen ayrı olduğu için hatta makam bilgileri bu yapılan eserler muvaffakiyete ulaşamıyor. Bunun en doğrusu kanaatimce klasik musikimizi olduğu gibi bütün üslubuyla, ritmiyle şunlarıyla bunlarıyla teferruatıyla beraber güzel muhafaza etmek ve güzel icra etmek tarafına gitmek ve bununla meşgul olmak, fakat asrın icabı biraz daha yeniliğe kulakların alıştığı çok sesli garb müziği eserlerine alışıldığı gibi yapılması bizde de ciddi eserler yapılması arzu ediliyorsa yeni eserlerden yeni bestekarlarımızdan garp müziğine de vakıf ve bizim musikimizi iyi bilen kimseler tarafından yapılması icap eder, ve tabi her makamdan değil de böyle majör minöre yani bizim rast nihavent dediğimiz name kalıplarına da uygun bir şekilde yapılmak iktiza eder. Bunda tahmin ederim ki bunlar içinde ileride daha muvaffakiyetli eserler, hoşa giden gerek ritim gerek name bakımından muvaffakiyet kazanacak eserler ortaya konulmuş olur. Benim naçizane tavsiyem bu. (Yazıdaki görüşler TRT 1974, Bir Bestecimiz Var programındaki mülakattan deşifredir)

Türk musikisinin bu büyük üstadı geçmişle kurulacak alakanın musiki üzerinden nasılına dair ortaya koyduğu bu değerli görüşleri ile yolumuzu aydınlatıyor. Bu büyük şahısları icralarındaki faikıyet yanında bu değerli düşünce yönleriyle de hatırlamak faydalı olacaktır. Münir Nurettin Bey'in çok sevdiği bilinen Yahya Kemal mısralarını yeniden hatırlamanın da yeridir: Çok insan anlayamaz eski musikimizden Ve ondan anlayamayan bir şey anlamaz bizden. Musikiyi anlamakla bizi anlamak geriliminde, Münir Nurettin Selçuk'un arz edilen görüşlerini bu cümleden düşündüğümüzde, kendimizi neden anlayamadığımızı anlamaya başlar gibi oluyoruz.

Dinle neyden ayrılıklardan hikâye ediyor sadası bize ayrı kaldığımız nereyi tarif ediyor olabilir? Duydukça hatırlayacak, hatırladıkça anlayacak ve seveceğiz. Âşık Veysel, Bekir Sıtkı Sezgin ve Münir Nurettin Selçuk merhum bize kayıp bir dünyanın varlığını hatırlattılar. Arabesk gürültü arasında ne kadar duyabileceğiz; orası bizce meçhul, erbabınca malumudur!

Bilincimizin sesleri yeni bestelerle buluştuğunda geleceğin terkibi söz konusu olabilecektir.

Münir Nurettin Bey ve tüm ustaların mekânı cennet olsun. Bu cümleden son günlerde hayatını kaybeden Münir Nurettin Selçuk'un öğrencisi değerli icracı Tülin Korman'a rahmet diliyorum.

 

ALTAN ÇETİN - TERCÜMEİHÂL

ALTAN ÇETİN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  974708

-