21 EYLÜL 2017 PERŞEMBE

Altan Çetin

MÜNZEVİ KALABALIKLAR

Altan Çetin

Yalnızlık, adam olmayanların vereceği saygıdan, sevgiden yeğdir der Mevlana. Üç kişiye el uzatınız: Hastaya, garibe, muhitinde anlaşılmayan bedbahta.(Bu yüzden kalabalığın arasında yalnız yaşayana) derken Nurettin Topçu bir derdi anlatır. Bu iki düşünce sarkacında, yalnızlığa dair bir tercih ve ötekileşme olmak hasebiyle halleri anlatılır. Yalnızlık burada, hem sığınılan bir sessiz burç hem de toplumun bizi hapsettiği bir sessizlik kafesidir. Hz. Mevlana, Yalnızlığın en kötüsü seni anlamayanların arasında kalmaktır derken bu halin insan ruhundaki olumsuzluğuna değinir. Aslında burada yekdiğerine deva tavsiyesi de görülür. Yalnız kalınan, muhitince anlaşılmama kafesine kapatılan bireye bu “adam olmayanların” dünyasındansa yalnız kalmanın daha hikmetli bir durum olduğu anlatılır. İşte tam burada Mevlana'nın hikmet pınarında doymuş bir münzevi yalnız Nurettin Topçu'nun Üç yerde insan Allah sohbettedir: Kalabalıktan incinmeyen yalnızlıkta, bir ümitsizin yüzünü ümitle güldürdüğü yerde, zalimin zulmü kendinden şükür taşırdığı anda sözleri “adam olmayanlara” dair tercih edilen bu yalnızlığın insanı Allah'la sohbetin kapısına taşıdığını ifadeyle Mevlana'daki hikmeti tefsir eder. Kalabalıktan incinmeyen yalnızlık olarak nitelenen durumda bireyin toplumun bigânelik kafesinden ve iç dünyasındaki anlaşılmamaktan oluşacak olumsuzluklara karşı, mütekabil bir tavır ile iç ve dış dengesinin muhafazası söz konusu olabilecektir. Kalabalık arasında yalnız yaşayan durumunu kalabalıktan incinmeyen bir yalnızlığa taşıdığında, idrak gönül dili ile konuşmaya başlayacaktır. Topçu'danNeslinin üstünde ve kendi mefkûreci yalnızlığı ile geleceğe uzanmış bir aydınlık” tespitiyle bahseden diğer bir yalnız münzevi Nevzat Kösoğlu “Yalnızlığın şuuruna varıldıkça, heyecanlar büyür ve düşünce bilenerek billurlaşır” yaklaşımı ile bahsedilen meseleye şuuruna varılan yalnızlık kavramını ilave eder. Böylece görüleceği üzere “yalnızlık” bireyi maddi ve manevi düşünce anlamında bir şuur haline sevk eder. Bu, günümüzde kriz, ruhsal kaos, stres olarak modern hayatlarımızı zedeleyen yalnızlık ve kalabalıklar arasında yaşanan travmanın bir şuur haline taşınabileceğini gösterir. Anlaşılmamak yalnızlaştırır ve bu insanda bir huzursuzluğa yol açar, eğer bundan incinmemeyi öğrenirse insan yalnızlık ona bir okul olarak düşüncesine billurlaşma ve dahi Allah'ın kapısına yol olabilir. Halvet der encümen diyenlerin de muradı bunun başka bir tarzı mıdır ehli bilir. Yanlızlık sigara külü kadar yanlızlık.... Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte bir gurur Bir mumum ardında bekleyen rüzgâr Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar diyen Sezai Karakoç başka bir münzevi yalnız olarak olup biteni özetler. Modern zamanların medeniyet mağdurları olarak kadimin münzevi sessizliğinde sonsuzun kapılarını çalanların çocuklarına Bir şehir kadar kalabalıktır bazılarının yalnızlığı derken Cahit Zarifoğlu bir çağ şahidi olarak, İnsanlığımızı gülüşü yalnızlar çarşısında Çağrılmış gümüş seslerini aynadaki yüzlerin Başkası sevsin diye en seçkin yerine Bir şal gezdirirdi İnsanlığımıza bir şey getirirdi yalnızlarla mısralarıyla modern yalnızlık ve bunun mukabil değerine kendi üslubunca temas eder. Arthur Schopenhauer, Yalnızlık, tüm seçkin zihinlerin yazgısıdır. Zaman zaman bundan yakınacaklardır ama her zaman kötünün iyisi diye bunu seçeceklerdir.” derken batılı bir zihin olarak bahsedilenlere farklı bir yerden dokunur. Burada seçkinlik sağlayan yalnızlığın bir şuur halini almasına yol açan süreçte olmaktır.

İnsanlığımızın beklediği o “şey” yalnızların akıl ve ruhlarının aydınlığında ve ıztırabındaki incinmeyen şuurda meknuzdur. “Münzevi kalabalıklarda” zambaklar, “kalabalıkların inzivasındaki” tenhalarda muzdarip mahzun bir yerde açacaktır. A. Schopenhauer, “Yalnızlık özgürlüktür. İnsan yalnız olabildiği sürece bütünüyle kendisi olur. Yalnızlığı sevmeyen, özgürlüğü de sevmez: Çünkü insan ancak yalnız olduğunda özgürdür.” tespitleriyle insanı var eden yalnızlığa işaret eder. Adam olmayanlardan incinmeden şuura doğru bir hareketin anatomisini burada gözlemek mümkündür. Yalnızlığı nihilist bir kaygıyla, intiharla neticelenecek bir durum olmaktan çıkarıp insanlığımıza bir şeyler getiren, zambakların bahçesi kılan şey belki de budur. “Münzevilerin kalabalıklaştığı” yerde “kalabalıkların münzeviliği” nihayete erer.

Vesselam…

ALTAN ÇETİN DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  075227