Lütfi Bergen

MUSA CARULLAH: HATUN VE DEVLET

Lütfi Bergen

Musa Carullah'ın Hatun kitabında feminist teorileri de ataerkil düşünceleri de ‘açığa düşüren' bir yoruma yer verilmiştir. Carullah, kadına erkekle ‘eşitlik' tanıyan görüşlerine rağmen feminist teorilerin benimsediğinin aksine olarak erkeğin ‘halife'liğini kabul eder. Ancak bu kabulü izah etmeye başladığında ortaya çıkan sonuç şaşırtıcıdır. Carullah'ın düşünceleri Türkiye'de kadın İslâmcılığının istifade ettiği bir kaynak haline gelmemiştir. Bunun sebepleri üzerine çok şey söylenebilir. Belki bunlardan birincisi Carullah'ın şu cümleleridir:

“En hayırlı hatunlar, yüzleriyle eşlerini sevindirirler, edepleriyle eşlerine saygılı olurlar. Onlar sadakati elden bırakmazlar. Harcamalarında tutumlu davranırlar. Bunlar, aynı zamanda bir ailenin huzur ve saadetinin de en önemli esaslarıdır. Eğer bir hatun (…) ailesini iktisatlı olarak geçindiriyor ve tutumlu davranıyorsa, elbette o hanımefendi en hayırlı hatun olacaktır” (Musa Carullah, Hatun, Otto Yayınları, 2014: 52).

Anlaşılacağı üzere Carullah, toplumun en küçük ve değerli birimi olarak ‘aile' kurumunu görmekte, kadını kocasına itaatkârlıkta konumlamaktadır. Feminist teori ‘aile'ye mesafelidir. Türkiye'de uzun süreden beri ‘İslâmî cemaat' adı altındaki oluşumlar da ‘aile' temelinde bir toplum-devlet düşüncesi peşinde değildir.

Bir hafta önce iktidarı “Türkiye'nin problemi aile kurumunun yaşadığı çatırdamadır. Türkiye'de aile müessesi çöküyor.” şeklinde eleştiren bir muhalefet partisi liderinin siyasal çalışmalarda destek aldığı teşkilat, Türkiye'nin en dinamik ‘bekâr ordusu'dur. Siyasal çalışmaların bekâr kadrolar üzerinde yürütülmesini “İslâm ahlâk ve siyaset düşüncesi” kapsamında büyük bir çelişki saymalıyız. Anadolu'nun bin yıllık nizamında ne tımar arazisi ne de esnaf tezgâhı bekâr kişilere verilmemiştir. Bu kapsamda Kur'an da “İçinizden bekâr olanları evlendirin” (24 Nur 32) buyurmaktadır. Türkiye'de İslâmî çalışmalar adeta ‘aile' kurmamak üzerine bina edilmiş “mücerredler hareketi”ne dönüştürülmüştür. ‘Aile' yoksa ‘devlet' de yoktur. Farabi, İbn Sina, Tûsî, Kınalızâde'ye gittiğinizde siyaset meselesinin ‘aile inşası'ndan başlatıldığını görürsünüz.

Meseleyi buraya kadar getirdik. Yazdıklarımıza “ne alâka?” diyecekler olacağından konumuza dönebiliriz. Bakalım müellifimiz ne demiş?

“Devletlerin ve ümmetlerin asıl unsurları ailedir. Devletler ve ümmetler aileden müteşekkil olurlar. Aile nizamı, iki asıl olan bir hanım ve bir erkekle başlar. Bu iki asıldan birinin diğerine karşı rahmet ve muhabbeti olmazsa ailede saadet olmaz. Erkeklerin güç ve kuvvetlerine mukabil hatunların hürmetleri sağlanmadığı takdirde aile sağlam olmaz. Aile sağlam olmazsa devlet güçlü olmaz, ümmet aziz olmaz. Bu husus iki kere iki dört gibi matematiksel bir hakikattir” (Carullah, 2014: 24).

İbn Sina da toplumu inşa ederken “ilk olarak neslin devamını sağlayan evlilikten başlamak, evliliğe çağırmak ve onu teşvik etmek gerekir. Çünkü türlerin bekası ki bunların bekası Allah'ın varlığının delilidir, evlenmeye bağlıdır” (İbn Sina, Metafizik, Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları, 2011: 381) der.

Carullah'a göre Kur'an erkeği ‘halife' görmektedir: “Kur'an-ı Kerim halifelik hususunda sadece erkekleri zikretmiştir. ‘Seni halife kıldım' demek bütün yeryüzünü emrine, melekleri hizmetine verdim, çalış, bütün ihtiyaçlarını tabiattan temin ederek ailene sarf et, demektir.” (Carullah, 2014: 68). Carullah ‘halife'likte bir ‘nimet' değil tam aksine ‘meşakkat' görmektedir: “Âdem, vazifeleri hakkında Allah'tan emirler aldı ve Allah Teâlâ'nın ‘Topluca oradan inin, dedik' (20 Taha 117) emri gereği yeryüzüne hatunuyla inmiş oldu (…) yeryüzünün bütün meşakkatleri erkeklerin üzerine yüklenmiştir” (Carullah, 2014: 69).

Carullah'a göre “Allah'ın Âdem'i yeryüzüne halife yapmaktan, tabiatı emrine vermekten ve melekleri ona secde ettirmekten gayesi aile'dir. Yani erkek ve kadının birlikteliğidir.” (Carullah, 2014: 70). Müellif “kadınların güzellik anlayışını erkeklere nispetle daha âli ve daha iffetli” saymaktadır: “Kadınlar, erkekte kuvvet gibi, şecaat gibi, akıl ve maharet gibi manevî güzelliklere daha fazla önem verir, fiziki güzelliğe ve şekle o kadar değer vermezler” (Carullah, 2014: 37). Carullah'ın bu ifadelerinde öne çıkan kavramlar İslâm ahlâk felsefinin de kavramlarıdır: 1) Akıl (hikmet), 2) Şecaat, 3) İffet, 4) Adalet. Fakat Carullah erkeklerin kadınlar kadar manevî güzellikten haz almadığını, kadınlara nispeten bu zevkten mahrum olduğunu ileri sürer. O'na göre uygarlığın bu kadar moda müptelası olması, hanımların süse ve süs eşyasına sınırsız derecede rağbeti erkeklerin günahıdır. Carullah'ın bu görüşüyle modern feminist akımların kapitalizmi ve iktidarı ‘eril' sayması arasında kısmî bir benzerlik bulunmaktadır.

Feministlere göre kadın bedeni ‘eril kulluklaştırma'nın sürdürülebilmesi adına araçlaşmış durumdadır. Feminist teorinin yaklaşımında iktidar, din, kapitalizm, aile, ahlâk, toplumsal kültür ‘erkek-eril' karakter taşımaktadır. Bu yapılar ve kültürler kendi aralarında geliştirdikleri işbirliğiyle kadın bedenini kontrol altında tutmayı varoluşlarının gereği saymaktadır. Fakat Carullah kendisini feminizmden ayırmaktadır: “Eski ve yeni bütün dinlere nispetle İslâmiyet'in iki büyük üstünlüğü vardır: 1) Ma'budu tevhid (Yaratıcıyı birleme); 2) Hatunları tekrim (hatunlara saygı). Hatunlara saygının en büyük şahidi ‘Onlara örfe uygun bir şekilde vazifelerine denk haklar vardır' kanunudur. Kur'an hatunların kanlarını bile takdis etmiştir. Hayız ve nifasın her dakikası neslin devamında hadim olmak şerefiyle, namaz gibi büyük bir ibadet sayıldığı için âdet günlerinde hatunlara namaz kılmak farz değildir. Hatunlar bu günlerinde huzur-i ilahiye daha yakın olma şerefine nail oldukları için her dakikaları namaz gibi olur (…) Kur'an'ın hatunlara saygısı feministlerin faydacı bakış açısının gücüyle değil, mukaddes vazifelerini ve büyük ehemmiyetlerini takdir yoluyladır” (Carullah, 2014: 73-74).

Carullah'a göre ‘İlahi Adalet' işbölümü kanununa uyarak hatunlar üzerinden ‘halifelik' meşakkatini kaldırmıştır. Erkekleri insanoğluna bakma vazifesi yüklemiş, kadınlara hizmetçi kılmıştır (Carullah, 2014: 68). Yeryüzünün buhranı erkekler yüzündendir. Bundan dolayı Kur'an, (2: 30) ayetinde meleklerin diliyle fesat, bozgunculuk ve kan dökücülüğü erkeklere nispet etmiştir (Carullah, 2014: 37). Hatunlara hürmet, ümmete hürmetin gereğidir. İslâmî ‘aile', Batı'yla kavgamızın siperidir.

 

LÜTFİ BERGEN - TERCÜMEİHÂL

2009’dan itibaren değişik internet sitelerinde ve Hece, Hece, Öykü, İdeal Kent, Düşünen Siyaset, Opus, Değirmen, Hak-İş Uluslararası Emek ve Toplum Dergisi, Kün Edebiyat, İtibar, Granada, İştirakî, Anadolu Gençlik, Çilingir, Diyanet Dergisi, Yolcu gibi dergilerde; Yeni Şafak ve Star gazetelerinin kitap eklerinde, Star Gazetesi Açık Görüş, Al Jazeera Türk, Arkitera Mimarlık gibi mecralarda makaleleri yayınlandı. 2012’de Eleştirel edebiyat- din- iktisat ilişkilerini temel alarak yöneldiği erken dönem Cumhuriyet hikâyesi incelemelerini “Edebî Metinde Din – İktisat” başlığı ile yayınladı. “Edebi Metinde Din- İktisat” başlıklı kitap 2012 TYB Edebi Tenkit Ödülü almıştır. Basılmış Eserleri: Azgelişmişlik Üstünlüktür (1996- 2012); Ahlâk Ayaklanması (1999- 2012); İsyandan Dirliğe: Anadolu’da Yerli Olmak (2011); Edebî Metinde Din – İktisat (2012) - TYB Edebi Tenkit Ödülü (2012); Kozmosta Yerlilik- Evlerimizi Kaybediyoruz (2013); Kenti Durduran Şehir (2013); Kent-İslâm ve Kapitalizm –Şehre Yürüyelim Batı Yıkılacak- (2014); İslâmcılık Söylem ve Eylem –Bir Şiddet Eleştirisi- (2014); Medeniyet – Müslüman Toplumsallığın İnşâsı- (2014); Devlet ve Allah –AnadoluSol Bakış- (2014); İnsanın Beşinci Zindanı (2015); Bilginin Kaynağı Nedir (2015); Kalın Anadoluculuk- İsmet Özel’e Bir Cuma Mektubu (2015).

LÜTFİ BERGEN DİĞER YAZILARI

  1. Ehli sünnet dışı bir kişinin ismini başlığında taşıyan ve içerisinde de açık reddiye bulunmayan bu yazıdan dolayı sizi kınıyorum..

Yorum Yaz

  322496

-