Yunus Ekşi

MÜSLÜMANLARA REEL FAİZİ ‘’ENFLASYON FARKI’’ İLE NASIL SEVDİRİLDİ? (2)

Yunus Ekşi

Müslümanlara enflasyon farkı nasıl sevdirildi yazımızın birinci bölümünde, paranın borç olarak var edilmesini, sistem içinde işleyişini, faizle bu borç üretilmiş paranın,  sürekli mal ve hizmetlerde kullanıldığı için faiz ürettiğini vurgulamıştık.

 Mevcut yapıda para, faiz ölçüsüne bağımlıdır. Bu bağımlılık, paranın borç verildiği an faizle paranın değeri düşürülür. Mevcut paranın da borç olarak var edilmesi, o paranın değerinin sürekli faizle düşürülmesi demektir.

Sizin burada enflasyon farkı demeniz hiçbir şey ifade etmez. Faizli para sonucu enflasyon farkı; reel faiz tespiti için kullanılan kavramdır. Yani paranın istikrarı, alım gücü sürekli faizle bozulurken, siz enflasyon farkını talep ederek paranın alım gücünü korumuş olmuyorsunuz, reel faiz talep etmiş oluyorsunuz. Borç alanı daha da zor duruma düşürüyorsunuz. Ve bu sistemde borç alan herkes için borçluluk süreklilik arz eder. Lokal örnekler, sistemin yanlışlığı için aykırı deliller değildir.

Para bugün borç unsuru olarak karşımıza çıkıyorsa, ölçü özelliğini,  paranın borç olarak üretilmesi bozmaktadır. Siz işin başına itiraz etmeyip, oluşturduğu olumsuz sonuçlarda ara geçiş formülleri arayarak çözüme ulaşamazsınız. Çünkü borç para üretim niteliği, sürekli faizle bozucu bir etki yapmaktadır.

Paranın fonksiyonu, temelde ölçü olma özelliği olarak, mal ve hizmetlerin değişimini sağlaması içindir. Uygulamadaki para sistemine baktığımızda, paranın borç olarak var edilmesi faiz elde etmek içindir. Daha işin başında faizle ölçünün işlevsel özelliği bozuluyor. Devlet olarak birilerine borç para basma yetkisi vermişsiniz, oda borç olarak basıyor, millete ve devlete faizle para satıyor. Sizde çalışıp didişiyor, sürekli artan faizi ödemeye çalışıyorsunuz.

Dolayısı ile paranın basılma şartı, faiz elde etmek içindir. Faizinde elde edilebilmesi için paranın borç olarak verilmesi gerekmektedir.

Bugün bir yönü ile parayı biriktirmek borç biriktirmek demektir. Bankalar da zaten tasarruf toplama adı altında, borç vermek için, borç biriktirme yaparlar. Bu biriktirilen borçları da faizle satarlar.

Zaten borç almaya mahkûm olma nedeni,  paranın kısıt olarak borç verme aracı olarak kullanılmasıdır. Bugün parayı bankalar yaratıyor, biriktirip borç veriyor. Mal ve hizmetleri faizle kontrol ediyor.

İşte paraya biçilmiş asıl fonksiyon,  aslında borç olması özelliğidir. Ölçü bozulması demek ki, borç üretilmiş paranın borç verilmesi ile başlıyor. Bu borç verme unsuru gerçekleşince, borcun karşılığında faiz talep edilir. Şimdi faizin oluşturduğu enflasyon farkını talep etmek nasıl helal olabilir?

 Faiz para üzerinden bir fazlalıktır. Verdiğiniz borç üzerinden %10 faiz almanız ne ise %10 enflasyon gerekçesi ile verdiğiniz paradan % 10 fazla alsanız yine faizdir.

Ayrıca paranın borç unsuru ile biriktirilmesi yani tasarruflara döndürülmesi, yine borç olarak verilerek tasarrufa dönüşmesi yatırıma dönüşmesi tezgâhı var. Bu üç durumda da bu borç unsurudur. Yani tasarruf, yatırım,  faizli borç üzerinden yapılıyor.

Böylece ölçü yani para, tasarruf ve yatırım üzerinden de bozulmuş oluyor. Ölçünün bozulması, kullanıldığı alanları sarsacak şekilde ölçüyü bozan bir model olduğu açıktır.

Bugün paranın üretim biçimi tamamen borç olarak başlamıştır. Borç olarak başlaması paranın üretiminin, daha başından ölçü özelliğini bu borç ilişkisi ile bozmaktadır.

Yani paranın üzerinde 100 TL yazarak borç olarak verilmesi, aslında o nominal değeri olan o 100 TL gibi işlem görmeyecek bir hal alır.

Ne demek istiyoruz?

Diyoruz ki, borç olarak basılarak verilmiş bir 100 TL, getirisini faiz olarak tanımlayarak, 100 TL üzerine o faiz oranını koyması, nominal yazılı ölçüyü bozmaktadır.

Borç almalar sistemde, sürdürülebilir bir parasal bozucu etki yapar. Yani bir başka ifadeyle, parasal istikrarsızlık oluşturur. Tabi bu kaçınılmaz olarak şunu doğurur; bir parada istikrarsızlık, o paranın değerinde, alım gücünde de istikrarlılık yaparak, fiyatlar düzeyinde de istikrarsızlaştırmalara neden olmaktadır.

Yani mal ve hizmetin toplum içinde dolaşımını sağlayan paranın borç ilişkisi ile toplum içinde kurumsal bir statü kazandırılarak başlaması bugün ki durum olarak ortadadır.

Parada istikrarsızlık, fiyatta istikrarsızlık, piyasada güven istikrarsızlığı, üretim tedarik zincirlerindeki ilişkiler; bunların hepsi borç verilmiş bir paranın verilmiş nominal değeri üzerinden faiz talep edilmesi ile büyük bir tahribat yıkıcı etkisi olmaktadır.

Şimdi paranın borç üretilerek var edilme temel yanlışını özetlersek;

Paranın borç olarak verilmesi sistemde faiz üretir. Faiz enflasyonu oluşturur. Enflasyon farkı talebi, borç üretilmiş paranın reel faiz talebidir.

Not: Faizci zulüm sistemini değiştirme cesaretsizliğini perçinleyen; değer sayımın  doğru bir bilgiye dayanmayışıdır.

Selam ve dua ile…

Yunus EKŞİ

@yunuseksi_5353

 

YUNUS EKŞİ - TERCÜMEİHÂL

YUNUS EKŞİ DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  029528

-