18 TEMMUZ 2019 PERŞEMBE

MÜSLÜMANLARIN ABD NEFRETİ ARTIYOR!

ABD Suriye’de açıkça PKK ile birlikte hareket ediyor. Ortadoğu Uzmanı Manaz, “Müslümanların ABD’ye olan güveni azaldı, özellikle Sünni Müslümanlar ABD’den nefret ediyor” dedi.


MÜSLÜMANLARIN ABD NEFRETİ ARTIYOR!

ABD dış politikasını ve Suriye'deki tutumunu gazetemize değerlendiren Ortadoğu Uzmanı Dr. Abdullah Manaz, “Müslümanların ABD'ye olan güveni azaldı ve Sünni Müslümanların ABD'ye karşı nefreti artıyor” dedi.

Müslümanların ABD'ye güveni kalmadı

ABD dış politikasını özetleyen Manaz, “II. Dünya Savaşı'ndan, Sovyetler Birliği'nin yıkılışına kadar olan devrede, bu politikanın komünizm düşmanlığı üzerine kurulmuştu. Komünizme karşı adeta ‘kutsal cihat' ilan eden ABD bütün İslam dünyasındaki siyasal ve radikal İslamcı hareketleri destekledi. Sovyetler Birliği'nin yıkılışından sonra ise yıllardır ittifak yaptığı İslamcı grupları birer birer ABD'ye düşman oldular. Afganistan'daki Cemiyeti İslami ve Hizbi İslami'den Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki Müslüman Kardeşler Teşkilatı'na kadar birçok İslami grup ABD için tehdit olarak görülmeye başlandı. 2000'li yıllardan sonra ABD dış politikası tamamen radikal İslam ile mücadele temeline dayandırıldı. Bush döneminde ‘Kutsal Haçlı Seferi' olarak nitelendirilen mücadele, Obama döneminde özgürleştirme ve terörle savaş olarak tanımlandı. Müslümanlar arasında ABD düşmanlığı gittikçe artıyor ve ABD'nin kutsal ve evrensel değerler yerine sadece kendi çıkarları için savaştığını görmeye başladılar” dedi.

Arap Baharına Avrupa'da dâhil mi?

ABD'nin ‘barış ve istikrar' için gittiği her bölgede gerginlik ve çatışmaların daha da çoğaldığına dikkat çeken Manaz, “Washington'un duyurduğu ‘Büyük Ortadoğu ve Arap Baharı' projelerinin tam olarak neyi amaçlandığı ve nereye varacağı hala netleşmiş değil. Mesela Avrupa'da bazı ülkelerde başlayan ayaklanmanın Arap Baharının, Avrupa baharı da mı olacağı/planlandığı netleşmiş değil. Bütün bunların üstüne, Obama'nın Suriye politikası ve Rusya ile işbirliği özellikle Sünni Müslüman toplumlarda büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Esad rejimini devirme noktasına gelen Sünni muhalifler sahipsiz bırakılınca, Nusra Cephesi ve Ahraruş Şam gibi grupların tabanları daha da genişledi. Şimdilerde Ortadoğu'da, Kuzey Afrika'da ve hatta Pakistan'da ABD'ye ılımlı bakan bir tek Sünni İslam Hareketi kalmadı” dedi.

“Türkiye güçlenirken ABD kaybedecek”

Türk-ABD ilişkilerinin içler acısı bir hal aldığını belirten Manaz, “NATO tek Müslüman müttefikinin güvenlik endişelerini ve itirazlarını görmezden geliyor. Bu duyarsızlık gelecek yıllarda ittifakın tartışılmasına zemin oluşturacak. Ayrıca ABD yürüttüğü politika ile mevcut sorunları çözmek yerine daha da büyütüyor. Herkesin aklını kurcalayan soru ‘Yıllardır Rusya'nın sıcak denizlere inme hayalini engellemeye çalışan ABD, ne zaman Putin'e ‘haydi evine dön' diyecek? Suriye ve Irak'ın kuzeyinde Kürtler için güvenli bölge oluştururken, ihmal edilen Arapların intikam ve nefret duygularını nasıl dindirecek?' Meselenin özü ABD benciliği gelecekte bölgede daha güçlü bir Türkiye doğururken, ABD'yi ise hazin bir son bekliyor” dedi.

“DAEŞ ortağı Rusya utanmalı”

DAEŞ'in Sünni muhaliflerin savaş gücü kırdığını, Esed rejiminin ömrünü uzattığını belirten Manaz, “Son olarak Irak'ta Musul barajı Barzani güçlerinin kontörlüne verildi. Suriye'de ise Rakka barajı İsrail ve ABD tarafından PKK/PYD kontörlüne verilmek isteniyor. Böylece arz-ı mevud'u gerçekleştirmek niyetindeler. ABD kendi planlarına karşı çıkan Türkiye'yi zorlamak için DAEŞ saldırılarını Azez ve Mare gibi Suriye'nin kuzeyindeki Kürt koridorunu bölen alana kaydırmıştır. Böylece stratejik bir kaos ortamında Rusya'da Halep'e yönelik hava saldırılarına hız vermiştir. Şuan bölgede hızla bitirilmek istenen Türkiye yanlısı Suriyeli Sünni muhaliflerin bitirilmesidir. DAEŞ, Esad, Rusya, PKK/PYD, ve ABD adeta bu konuda güç birliği yapmış durumdadır. Rusya hala utanmadan Türkiye'nin DAEŞ'i desteklediğini söyleme yüzsüzlüğünü göstermekte…” dedi.

“FETÖ üzerinden Ortadoğu şekillendirilecekti”

“FETÖ yapılanmasının, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı giriştiği 17-25 Aralık operasyonun temel hedeflerinden biri de Ortadoğu'nun şekillenmesiydi” diyen Manaz, “Eğer 17-25 Aralık operasyonları başarılı olsaydı Suriye'deki Sünni Muhaliflere Türkiye'nin olan desteği kesilecek ve Esed rejimi yeniden şahlanacaktı. Ortadoğu'da şuanda Netenyahu, Esad, Hizbullah, DAEŞ, İran, PKK, gibi radikallerin cirit attığı ve el altından yardımlaştığı bir alan haline gelen Suriye'de bu ortamın alt yapısını planlayan ABD, son balyozu ise FETÖ aracılığıyla Türkiye üzerinden indirilmek istendi” dedi.

kaynak: MİLAT GAZETESİ

Yorum Yaz

  538060

-