Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 256

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Sabatay Sevi'nin “18 Emr”inin mâhiyeti
“Bizzât Sabatay Sevi veyâ mürîdleri tarafından İspanyolca olarak kaleme alınan ‘18 Emir (Encommendanças)', Dönmeler tarafından bütün davranışlarında rehber olarak kabûl edilmiştir.” (Scholem 1974: 226)
“Bu 18 Emir'de, Tevrat'taki 10 Emir tekrâr edilmiş, ayrıca başka maddeler ilâve edilmiştir. Fakat 10 Emir'deki zinâ yasağı, burada öyle muğlâk bir şekilde ifâde edilmiştir ki bunun daha ziyâde bir ihtiyât tavsıyesi olduğu intibâı hâsıl olmaktadır. Sabataîler, Tevrat'ın cinsî yasaklarının ilgā olduğuna inandıklarına göre, böyle bir muğlâklık ifâdesinin tesâdüfî olmadığı muhakkaktır.” (Scholem 1974: 227)
“18 Emir, zâhiren İslâma uymayı tavsıye ediyorsa da, muhteviyâtları aslında İslâma karşı ne büyük bir tiksinti (aversion) duyduklarını açıkça gösteriyor.” (Scholem 1974: 227)
“(18 Emr'e göre) Türklerle evlilik kat'î sûrette yasaktır.” (Scholem 1974: 227)
“Mâmâfih, daha sonraki bâzı metinler, esâsı yine muhâfaza etmekle berâber, buradaki şiddetli Türk ve Müslüman aleyhdârı düşünceleri nisbeten hafîfletmişlerdir.” (Scholem 1974: 227)

 


(Galanté 1935: 41)
Sabatay Sevi'nin Yahûdi İspanyolcasıyle kaleme alınmış “18 Emr”inin ilk sayfası…
***

18 Emr'in 8.'sinde beyân edilen zinâ yasağındaki muğlâklık
Prof. Abraham Galanté'nin, eline geçen Sabataî vesîkalarına istinâden têlîf ettiği Nouveaux Documents sur Sabataï Sévi; Organisation et us et coutumes de ses adeptes (Sabatay Sevi Hakkında Yeni Vesîkalar; Sâliklerinin Teşkîlâtı ile Örf ve Âdetleri) isimli kitabında (İstanbul, 1935), 18 Emir, tam metin hâlinde ve hem aslî dilinde, hem de Fransızca tercümesiyle münderic bulunuyor. Metinde zinâ yasağı hakkındaki 8. Emir şöyledir:
“Sekizincisi şudur ki aralarında zinâ hüküm sürmesin; bu Beria'nın bir emri olmakla berâber, yine de, ‘fırsatçılar' sebebiyle tedbîr almak lâzımdır. (La huitième est que la fornication ne règne parmi eux, bien que ce soit un précepte de la Béria, on doit, quand même, prendre des précautions à cause des ‘larrons'.)” (Galanté 1935: 45)
Galanti (Galanté)'nin bu emir hakkındaki yorumuna nazaran:
“Beria, ‘yaratılış' demektir. [Scholem'in îzâh ettiği gibi, bahis mevzûu olan, Beriah Tevratı, yâni Hz. Mûsâ'ya vahyolunan Tevrat'tır. Tevrat'ın On Emrinden biri, zinâ yasağıdır.] Bu emir, bir taraftan zinâyı harâm kılıyor, dîğer taraftan, müphem şekilde, onu mübâh sayıyor. Sabataîler, uzun bir müddet, evlilikde ortaklaşacılığı tatbîk etmişlerdir. Aynı emirde bahis mevzûu edilen bu ‘fırsatçılar' kimlerdir? Bize göre, bunlar, Sabataî Cemâatine mensûb olmıyanlar ile henüz evlenmemiş, yâni evliliğin sırlarına vâkıf kılınmamış kimselerdir. (Béria signifie ‘création'. Cette ordonnance défend d'un côté la fornication et la permet d'un autre côté, d'une façon vague. Les adeptes de Sabbetaï pratiquèrent longtemps le communisme dans le mariage. Qui sont ces ‘larrons' dont parle la même ordonnance? D'après nous, ce sont les étrangers à la secte et les Sabbatiens non mariés, c'est-à-dire non initiés au secret du mariage.)” (Galanté 1935: 45, hâşiye)
Sabataî Cemâatinin Yahûdi Cemâati ile münâsebetleri devâm etti
18 Emir, açıkça, Dönmelerin Yahûdiliklerini muhâfaza etmek istediklerini göstermektedir. Ve hakîkaten de, dînî inançları sonuna kadar Mûsevîlik olarak kalmış, fakat sırrî bir sapkınlık teşkîl edecek sûrette bir anlayış farklılığı olmuştur. (Scholem 1974: 229)
Dönmeler, hâricî dünyâyla aralarına mesâfe koyarak mühim addettikleri her sâhada Yahûdiliklerini muhâfaza etmeye muvaffak oldular. “Onlar, kendilerine mahsûs bir hayât tarzı olmasını istiyor, fakat, sapkın görüşlerine rağmen, Rabbinî Mûsevîliğin an'anevî âdetlerinden kopmayı da kat'iyen arzû etmiyorlardı.” Dîğer Sabataîler gibi Selânik Dönmeleri de, Beriah Tevratı (yaratılmış dünyâya âid Tevrat) ile Atzilut Tevratı (rûhânî âleme âid Tevrat) şeklinde bir tefrîkı benimsemişlerdi. Fakat Mehdî henüz misyonunu tamâmlamadığı için, her iki Tevrat'ı da iç içe tatbîk etmek lâzım geldiğine inanıyorlardı. Rûhânî Tevrat'ın hükümlerini, bilhassa en mahrem, en gizli hayâtlarında, gizli bayram ve âyinlerinde tezâhür ettiriyorlardı. Böylece pek çok sâhada Yahûdi an'ane ve âdetlerine bağlı kaldılar. (Scholem 1974: 231)
“Dönmeler, iki yüz seneden fazla bir zaman zarfında, Türk mahkemelerine mürâcaât etmekten ictinâb ettiler.” (Scholem 1974: 231) Dönme cemâatinde yavaş yavaş Talmud bilgisi azalınca, dâvâlarının hâlli için, Selânik'in önde gelen hahamlarına mürâcaât etmeye başladılar. Onlardan aralarında Talmud gereğince hüküm vermelerini istiyorlardı. Bu hâl, 1860'lara kadar sürdü. Sonra bir gün Türk makāmları bu işin farkına varıp 1858 senesinde haklarında tâkîbâta geçince, Dönme reîsleri çok daha ihtiyâtlı davranmaya başlıyarak hahamlarla gizli münâsebetlerini kestiler. Buna rağmen, 1915'de dahi, Dönme arşivlerinde, Talmud hukūkunun el kitaplarına ve hahamların herhangi bir dâvânın hâlli için yazdıklara mektuplara rastlanmaktadır. (Scholem 1974: 231)

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  527226

-