18 AĞUSTOS 2019 PAZAR

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 261

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Sabatay Sevi'nin –âilesi ve yakınları dâhil- bütün mürîdlerinin zâhiren Müslümanlığı kabûl etmeleri tamâmen kendi tercîhleriydi. Onlar, Sabatay Sevi'ye taassubla inandıkları için, tabîatiyle, onun Münâfıklık, gizlilik ve ahlâksızlık üzerine müesses dînine de bağlandılar. Yâni üç buçuk asırdır sînemizde Münâfıkça yaşamaları, bütünüyle kendi dînlerinin bir esâsıdır. Zâten, Osmanlı, İslâm hukūkunun bir îcâbı olarak, bütün târihi boyunca, baskıyla, zulümle, cebirle insanları Müslümanlaştırmak siyâseti tâkîb etmemiştir. Biz, târihimizde bu tesbîtimizin aksine dâir bir vak'a bilmiyoruz. Hattâ, Ernest Renan emsâli birçok Avrupalı fikir adamı, dîğer taraftan Demokratlık iddiâlarıyle tenâkuz hâlinde, Osmanlı'nın bu tesâmüh siyâsetini, onun bir zaafı, bir kusûru olarak tefsîr ederler. (Şu var ki Osmanlı'nın tatbîk ettiği tesâmüh, 1948 Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyânâmesi'nin gerisindedir. –Meselâ kabûl edilemez olan “İrtidâd” hükmü, köleliğin lağvedilmemiş olması, kadınların ictimâî statüsü, v.s.- Lâkin her cem'iyeti kendi devrinin şartları ve ölçüleriyle değerlendirmek lâzımdır. Bu çerçevede, Osmanlı'nın, Avrupa'nın çok ilerisinde olduğu bir vâkıadır. Dîğer taraftan, Osmanlı'nın -ve dîğer “İslâm” Devletlerinin-, bütün tebaasını müsâvî vatandaşlık statüsü, ortak resmî dil, ortak tahsîl, ortak askerlik gibi tedbîrlerle merkezî otorite etrâfında birleştirememiş olması, şâyân-ı tenkîddir ve bir muvaffakıyetsizlikdir. Bittabi, muvaffakıyet sâdece Osmanlı iktidârının böyle bir siyâset tâkîb etmesine değil, tebaasının da böyle bir ittihâda gönülden iştirâk etmek istemesine tâbiydi…)

Bizzât Sabatay Sevi'ye gelince, ona dahi, Müslümanlığı kabûl etmesi için cebir tatbîk edilmiş değildir.

Sabatay, Siyon merkezli bir Cihân İmparatorluğu uğrunda ihtilâl başlatmıştı

Şu husûsu çok iyi anlamak lâzımdır: Sabatay Sevi, “Mehdîlik” iddiâsıyle büyük bir ihtilâl hareketi başlatmış, Pâdişâhı devirip onun tâc ve tahtını elinden almak, “Siyon” merkezli bir Cihân İmparatorluğu kurmak iddiâsıyle yola çıkmış, bu uğurda, tâ Hollanda'ya kadar Yahûdilerin içinden büyük bir tarafdâr kitlesi toplamış, bu gibi faâliyetleri sebebiyle Yahûdi cemâatleri içinde ciddî âsâyişsizlik, kargaşa, huzûrsuzluk âmili olmuştur. O derecede ki bizzât hahamların bir kısmı bu gidişâttan rahatsız olmuş, Osmanlı idârecilerinin müdâhalesini ricâ etmişlerdir.

Gazzeli Nathan, 1665'de Gazze'de onun “ilhâmla” “hakîkî Mehdî” olduğunu “keşfedince”, ona, “o esnâda Filistin'in de hâkimi olan Pâdişâhı, silâha ihtiyâc olmaksızın esîr edeceğini bildiriyor”… Ayrıca, ona Kudüs'de refâkat ediyor ve “On Levhâ Yortusu” gecesinde, duyduğu semâvî bir sesin, ona, “bir sene ve birkaç ay sonra, Dâvud'un oğlu Mehdî'nin Krallığının kurulmuş olacağını” haber verdiğini söylüyor. Sonra da bu haberi, mektuplarla, dünyânın her tarafındaki Yahûdi cemâatlerine iletiyor...  (Galanté 1935: 23)

1665 güzünde, İzmir'e döndükten bir müddet sonra, orada da Mehîliğini îlân etmiş ve havralarda her Cumartesi okunan “anoten teşua” duâlarında, Pâdişâh IV. Mehmed'in ismi yerine kendi ismini ikame ettirmişti. (Galanté 1935: 25)

“Sabatay'a tâc giydirilmiş, İsrâil Kralına bîat etmek üzere dünyânın dört bir tarafından ziyâretçiler İzmir'e akın etmeye başlamıştı. Onlar muayyen teşrîfât kâidelerine uyarak huzûra kabûl ediliyorlardı.” (Galanté 1935: 26)

“Elde ettiği muvaffakıyetten hız alan Sabatay, kendini, yeryüzünün krallar kralı olarak görüyor ve her tarafa kendisine tâbi krallar tâyîn etmesi lâzım geldiğine inanıyordu. Bu inançla, dünyâyı 38 krallığa ayırdı ve her birine krallar tâyîn etti…” (Galanté 1935: 28-29)

Binâenaleyh, Pâdişâhın taht ve tâcını zaptederek Siyon merkezli bir Dünyâ Krallığı kurmak emeliyle bir ihtilâl hareketi başlatmış olan Sabatay Sevi, kat'î sûrette îdâmı hakketmişti. O devrin nizâmında, bundan çok daha az vahâmet arzeden suçlar için dahi insanların kellesi gidiyordu…

 

(Chotzidis 2015: 49)

Posta kartının üzerindeki Fransızca ibâre: “Manifestation populaire sur la place de l'Olympe, désormais, place de la Liberté – Orateurs sur le balcon: Bundan böyle Hürriyet Meydanı olarak anılan Olimpus Meydanı'nda halkın bir nümâyişi – Balkonda Hatîbler”… 24 Temmuz 1908'de Macedonia Risorta İTK'sının İhtilâl hareketi muvaffak olunca, burada görülen meydanda, Yahûdi, Sabataî, Mason, Rum, v.s. birçok hatîb (meselâ Emanuele Carasso, Moïse Cohen Tekinalp, Sabiha Sertel'in ağabeyi Avukat Celâl Derviş, v.s.) Olimpus Oteli'nin ön cephesindeki balkonundan ihtilâlci kalabalığa hitâb etmişlerdi… Bu ân, Osmanlı İmparatorluğu için sonun başlangıcıydı…

*** 

 

 

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  368759

-