19 TEMMUZ 2019 CUMA

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 262

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Türklerden işkence görmedi, zulme uğramadı; fakat o, mert bir adam değildi

Bu vâkıaya rağmen, Pâdişâh (IV. Avcı Mehmed) ve onu temsîl eden Osmanlı idârecileri, ona karşı çok yumuşak, adâletin ötesinde ihsânla davranmışlardır. Edirne'de, 16 Eylûl 1666'da, Pâdişâhın da kafes arkasından tâkîb ettiği Dîvân'a çıkardıklara zaman, ona meâlen şöyle hitâb etmişlerdir:

- Şâyed birtakım kerâmetler göstererek Mehdîlik dâvânı isbât edebilirsen, biz de sana tâbi oluruz! Meselâ sana okun işlemiyeceğini iddiâ ediyorsun. İşte şurada okçumuz var. Çıkar üstünü; sana bir ok atsın; ok vücûdunu delmezse, dâvânda haklısın! Buna râzı değilsen, sen bir sahtekârsın ve başlattığın ihtilâl hareketi sebebiyle çoktan ölümü hakketmiş bulunuyorsun! Mâmâfih, biz merhametten, ihsândan mahrûm insanlar değiliz. Şerîat-ı Muhammedî mûcibince, bütün bu ağır suçlarına rağmen, nedâmet getirir, Müslümanlığı kabûl edersen, başını kurtarmakla kalmaz, hattâ iltifâtımıza nâil olursun!

İbrâhim Alâettin Gövsa'nın Osmanlı târih kitaplarından topladığı mâlûmâta nazaran:

“Sarayda Sadrıazam Kaymakamı Mustafa Paşa, Şeyhülislâm Minkarîzade Yahya Efendi ve Sultanın imamı meşhur vâiz Vânî Mehmed Efendi hazır olduğu halde divan kurulmuştu. Dördüncü Mehmed de kafesle ayrılan bitişik odada müzakereyi görünmeden takib ediyordu. Sabatay'ın tercümanlığını Sultanın başhekimi yahudiden dönme Hayatizade Mustafa Fevzi Efendi yapıyormuş…” (İ. A. Gövsa, Sabatay Sevi, İstanbul: Semih Lûtfi Kitabevi, 1940, s. 46)

Prof. Avram Galanté'nin Sabatay hakkındaki Ermenice bir şiire istinâden naklettiğine göre, Dîvânda hazır bulunan mühtedî Tabîb Hayâtîzâde (Yahûdi ismiyle Moşe ben Rafael Abravanel), Türkçe bilmiyen Sabatay'a Yahûdi İspanyolcasıyle şöyle hitâb ediyor: “Dünyâyı alt üst eden sen, şâyed kerâmet gösterme ve kendini kurtarma kudretine sâhibsen, o zamân yap; hem kendini, hem milletini kurtar!” (Galanté 1935: 32)

Lâkin bir sahtekârdan başka bir şey olmıyan Sabatay, bu teklîfler karşısında, derhâl Mehdîlik iddiâsını inkâr ediyor, bunun Yahûdilerin uydurması olduğunu söylüyor ve Müslümanlığı kabûl ediyor… (Galanté 1935: 32-33)

Âişkârdır ki sahtekâr Sabatay, dâvâsı uğrunda ölümü göze alacak cesâret ve mertliğe sâhib değildi. Îdâmı fazlasıyle hakkettiği hâlde, kendisine ihsânda bulunulmuş, Müslüman olursa affolunacağı beyân edilmiştir. Yoksa ona, o esnâda Hıristiyanların Avrupa'da yaptıkları gibi, işkence yapılmamıştır.

Âilesi ve mürîdleri sîgaya dahi çekilmediler

Dîğer taraftan, âilesi ve mürîdlerine hiçbir baskı, hattâ telkîn ve tavsıyede bulunulmamış, hiçbirine en küçük bir cezâî muâmele tatbîk edilmemiş, hepsi de, “Mehdî”lerini nümûne ittihâz ederek ve muhtemelen onun telkîniyle gûyâ Müslümanlığı kabûl etmiş, “dönmüş”, fakat “ihtidâ” etmemişlerdir…

Neden zâhiren ihtidâ etmiş görünmüşlerdir? Çünki benimsedikleri şeytânî dîn, Münâfıklık, gizlilik, ahlâksızlık üzerine müesses idi… Dîğer tâbirle, Sabataî olabilmek bu şarta tâbiydi…

Bu âşikâr hakîkate rağmen, “Dönmelerin cebren Müslüman yapıldığı” gibi bir iddiâda bulunanlar, ya bu sâhada hakîkat endîşesiyle araştırma yapmamış bilgisiz kimselerdir, ya da samîmiyetsiz ve art niyetlidirler…

Gāfil Devlet

Osmanlı Devleti, Sabataî mes'elesi hakkında çok gāfildi. Tâ başından son nefesini verinceye kadar… Üstelik, o son nefesini de onların elinden verdi!

Asırlar gelmiş, geçmiş, hiçbir Osmanlı idâreci veyâ araştırmacısı onlar hakkında tahkîk ve tedkîke girişmemiştir. Sabatay'ın Pâdişâh huzûruna çıkarılışı hâdisesinden, 1648-1678 senelerinin vak'anüvisi olan Nişancı Abdî Paşa (? – 1692) Vakāyinâme'sinde bahsetmiş, sonraki vak'anüvis veyâ târihçiler de durmadan onun verdiği yarım sayfalık mâlûmâtı tekrâr etmişler, işin aslını tahkîk etmemişlerdir. İnsan onların derin gaflet ve sâfderûnluğu karşısında hayrete düşüyor ve elem duyuyor… Hakîkaten, bedeli çok yüksek bir gaflet ve sâfderûnluk!

Mes'elenin “Peygamberlik” değil, “Mehdîlik” dâvâsı olduğunu dahi anlamamış olan Nişancı Abdî Paşa, ismini belirtmeden sâdece “haham” diye bahsettiği Sabatay Sevi'nin samîmî sûrette “ihtidâ” ettiğini kaydediyor, Müslümanlık nâmına bunu bir iftihâr mevzûu sayıyor ve sonra, nesiller boyu, bu gaflet tekrâr edilip gidiyor… Zâten bizde târihten edebiyâta kadar birçok sâha da böyle değil mi? Bilâtahkîk tekrâr edilen efsâneler… İlim zihniyeti, ilim ahlâkı, hakîkat aşkı olmazsa, başka ne beklenebilir ki?

İlk def'a Nişancı Abdi Paşa'nın kayda geçtiği Sabatay Vak'asını, Fındıklılı Silâhdâr Mehmed Ağa (1658 – 1726-27), 1654-1695 senelerinin vak'alarını hikâye eden Zeyl-i Fezleke'sinde (Silâhdâr Târihi'nde) aynen iktibâs etmiştir. Gövsa, her iki metni de nakletmekle berâber, kullandıkları dili, az da olsa değiştirdiği için, onların metnini, Silâhdar Ağa Târihi hakkında bir Doktora Tezi hazırlıyan Yrd. Doç. Dr. Merve Karaçay Türkal'ın çalışmasından nakletmeyi tercîh ediyor, mâmâfih bâzı hatâlı kelimeleri de Gövsa'nın metniyle mukayese ederek düzeltiyoruz:

Osmanlı Devleti, pek çok mes'elede olduğu gibi, Sabataîlik mes'elesinde de tam bir gaflet içindeydi… Üstelik gafleti, onların elinden son nefesini verinceye kadar sürdü; aslâ intibâha gelmedi… Asırlar boyu, Sabataîlik hakkındaki bütün mâlûmâtları, Vak'anüvis Nişancı Abdî Paşa'nın yarım sayfalık sathî hikâyesinden ibârettir. İşin asıl fecî tarafı ise, onları, târih sahnesinden çekilinceye kadar, samîmî mühtedîler zannetmeleridir. Düşünmeli ki 19 ve 20. asırlarda senelerce Sadrâzamlık yapan Kıbrıslı Kâmil Paşa dahi, Târih-i Siyâsî'sinde, bu masalı tekrâr ediyor… Hani neredeymiş Abdülhamîd Hân'ın o efsânevî hafiye veyâ istihbârât teşkîlâtı? Hep efsâne! Nesiller boyu papağan gibi tekrâr edilip duran efsâneler! Tahkîk yok, tefekkür yok, merâk yok, hakîkat aşkı yok, velhâsıl ilim zihniyeti yok… Böyle bir millet ayakta kalabilir mi?

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  564043

-