Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 263

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Asırlarca tekrâr edilen yarım sayfalık sathî hikâye

“Zuhûr-ı Haham.

“Bundan akdem İzmir'den bir haham-ı çifût zuhûr idüp, tâ'ife-i Yahûd ziyâde meyl-ü- rağbet itmeleriyle def‘-i fitne içün Boğazhisârı'na nefyolunmuş idi. Ol cânibe dahi Yahûdiler tecemmü‘ idüp, i‘tikād-ı bâtılları üzre, ‘Bu bizim peygamberimizdir' deyü, bâ‘is-i fesâd ve ihtilâl olıcak mertebe ahvâlleri şâyi‘ olmağla haham-ı mezbûr emr-i pâdişâhîle Edirne'ye ihzâr ve [1077] mâh-ı Rebi‘ülevvel'ün on altıncı Penc-şenbih [16 Eylûl 1666] güni Hasoda köşkünde nazargâh-ı hümâyûnda akd-i meclis olunup, kā'im-makām paşa ve şeyhü'l-İslâm efendi ve Vânî Efendi, haham-ı mezbûrı söyletdiler.

“Pâdişâh hazretleri pencereden muhtefî seyr-ü-istimâ‘ buyurup, ba‘dehu küll-i kelâm mezbûr haham ol kendü hakkında söylenen türrehâtı inkâr eyledi ve teklîf-i İslâm olunup, ‘Bu meclisden sonra halâsa mecâl yokdur, ya îmâna gelürsün, ya hemân şimdi katlolunursın, nihâyet Müslimân olursan inâyetlü Pâdişâhımızdan seni şefâ‘at idelim' deyü, kat‘î kelâm eylediklerinde, haham-ı mezbûr Bi-tevfîkıllâhi'l-Meliki'l-Gafûr ol sâ‘at mazhar-ı hidâyet olup, nûr-ı îmân ile müşerref ve bir mü'min-i mükellef oldı ve inâyet-i aliyye-yi hüsrevânîden mezbûra yüz elli akça kapu ortası tekā‘üdi erzânî buyurılup, ol hînde iç oğlanı hamâmına konılup, tecdîd-i libâs itdirilüp, bir kürk ve üzerine hil‘at-ı fâhire giydirilüp, bir kîse nakd ihsân olundı ve bu mahalde kendüleriyle bile İslâm'a gelen refîkıne dahi atiyye-yi aliyye ile çavuşluk sadaka buyuruldı…” (ss. 453-454) (Dr. Nazire Karaçay Türkal, Silâhdâr Fındıklılı Mehmed Ağa, Zeyl-i Fezleke -1065/22 Cemâziyelâhir 1106; 1654/7 Şubat 1695-, Doktora Tezi, Marmara Üni., İstanbul, 2012, s. 454)

Asırlar sonra hâlâ aynı gaflet!

Nişancı Abdî Paşa'nın bu pek sığ metninin üzerinden asırlar geçiyor ve Sadrâzam Kıbrıslı Kâmil Paşa (1832 - 1913), Târih-i Siyâsî-i Devlet-i Âliyye-i Osmâniyye'de (cild 2) aynı gafleti devâm ettiriyor. Senelerce (1885-1891, 1895, 1908-1909) Sadrâzamlık yapmış bu gāfil müellife nazaran da, Sabatay Sevi'nin gûyâ Müslümanlığı kabûl etmesi, üstelik onun sâyesinde pek çok mürîdinin de aynı tavrı benimsemesi, Müslümanlık nâmına bir zafermiş:

“Sene 1077 târihinde İzmir'de Sapatay Levi [isim, metinde böyle] isminde bir haham Mesîhlik dâvâsında bulunarak Kudüs'e azîmetle vâkî olan îlânâtı üzerine, bu keyfiyet gerek buralarca, gerek Avrupa'ca Yahûdiler beyninde hayli telâşı mûcib olarak her taraftan vürûd eden hahamlardan bâzıları lehinde ve bâzıları aleyhinde bulundukları haber alınmakla, merkūm Sapatay Levi, taraf-ı Sadâretten Dersaâdet'e celb ile, tevkîf ve bâdehû Köprülü'nün Girid'e azîmetinde, Kale-i Sultâniyeye hapsolunduğu esnâda aynı iddiâda bulunan dîğer bir Yahûdi, Edirne'de Sadrâzam Kaymakamına bilmürâcaa Sabatay'ın iddiâsı sahte olduğunu ifâde eylemesi üzerine, merkūm celb ile, huzûr-u Şâhânede vukū bulan istintâkta, iddiâsının vâhî idüğünü îtirâf etmesi ve müteâkıben Dîn-i Mübîn-i İslâmı kabûl eylemesi üzerine, merkūm, Saray-ı Hümâyûn bahçıvanlığında [doğrusu: “kapıcıbaşı”] istihdâm olunarak müteâkıben merkūmun familyası âzâsı cümleten İslâmiyeti kabûl eyledikleri gibi, on sene kadar müddet zarfında, bunun vâsıtasile, birçok Yahûdiler dahi ihtidâ eylemiştir.

“Ve o esnâda Mehdîlik iddiâsında bulunan bir Kürd şeyhinin oğlu dahi, kezâlik celb ile istintâkında, o dâvâdan ferâgatle, taraf-ı Şâhâneden kendüsüne îrâd buyurulan suâllere yolunda cevâb vermesile, bu dahi, Hazîne-i Hümâyûnda iç ağalığına tâyîn buyurulmuştur.” (Gövsa 1940: 50'den naklen)

 

Macedonia Risorta İTK'sının 24 Temmuz 1908 İhtilâlinden bir başka sahne… Posta kartının üzerindeki Fransızca ibâreler: “Proclamation de la Constitution ottomane, le 11/24 juillet 1908. La foule arrivant devant le Konak pour entendre la proclamation de la Constitution par l'inspecteur général Hilmi Pacha: 11/24 Temmuz 1908, Osmanlı Kānûn-i Esâsîsi'nin îlânı… [Rumeli] Umûmî Müfettiş[i] [Hüseyin] Hilmi Paşa [Midilli, 1855 – Viyana, 1923] tarafından Kānûn-i Esâsî'nin îlânını dinlemek üzere Vilâyet Konağı önüne gelen halk…” Osmanlı Devleti, Sabataî mes'elesi hakkında çok gāfildi. Tâ başından son nefesini verinceye kadar… Üstelik, o son nefesini de onların elinden verdi!

 

***   

 

 

Yahûdi – Sabataî iş birliği

Sabataîlik bahsinde mühim bir mes'ele de, Sabataîler ile Yahûdilerin ve üç Sabataî cemâatinin birbirleriyle iş birliği yapıp yapmadıkları, dayanışma içinde olup olmadıklarıdır.

Scholem'in araştırmalarından, Selânik'de, en azından birtakım “dînî” mes'eleler hakkında, hahamlarla gizliden gizliye hep irtibât hâlinde olduklarını öğrenmiştik. Başka birçok vâkıa da, bâhusûs 19. asrın ortalarından îtibâren, Sabataîlerin, maârif, Avrupa'yla kültürel ve ticârî temâslar, sanâyileşme gibi âmillerin têsîriyle, hem hizibler arası, hem de Yahûdi cemâatiyle münâsebetlerinin yumuşadığını, hep berâber dayanışma ve iş birliğine yöneldiklerini gösteriyor.

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  803903

-