Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 264

Yesevîzâde Alparslan Yasa
  1. srın sonlarından îtibâren, farklı hiziblere ve Yahûdi Cemâatine mensûb kimselerle, ayrıca Müslümanlıkla alâkaları kalmamış (Zekeriya Sertel gibi) “Türkler”le izdivâc yapmaları, aralarındaki bu çeşid bir taassubun artık zâil olduğunun delîlidir. (İşbu araştırmamızın Orgeneral Ali Fuad Erden ve akrabâlarından bahsettiğimiz kısımlarında bu vâkıanın birçok misâlini müşâhede etmiştik…) Cemâat hârici izdivâclar yapmalarının mühim bir sebebi, ırkî tereddî tehlikesini bertaraf etmek olsa gerektir. Müslümanlıkla alâkaları kesilmiş, hattâ ona düşman hâle gelmiş “Türkler”le izdivâc yapmakla da, Sabatay'ın 17. Emrini ihlâl etmiş olmuyorlar, çünki o maddedeki “Türk” kelimesi “Müslüman” mânâsındadır. Ayrıca bu takdîrde kendileri temessül etmiyor, eşlerini kendilerine temessül ettirmiş oluyorlar.

En az bir, bir buçuk asırdır müştereken ticârî faâliyetlerde bulundukları, berâber şirketler kurdukları da dikkati çekiyor…

Kezâ, İttihâdcı ve Kemalist İhtilâllerinde yine berâberdiler… Başından beri, Kemalizmi sâhiblenme ve onu, îcâbında askerî darbeler yaparak, kargaşa çıkararak, tedhîşçi çeteler kullanarak, her çeşit vâsıtaya mürâcaât ederek Anadolu Milletine dayatma, aralarındaki pek mühim bir ortak paydadır…

Bir buçuk asırdır sînelerinde dîğer hizib ve milletlerden gelme insanlarla fikir ve iş birliği yaptıkları Farmason Localarında, artık ne hizibler, ne de Yahûdilikle ihtilâfları bahis mevzûudur…

Dînlerinin temelinde Siyonizm olduğu için (bilhassa, “Ebedî” ve “Millî Şefler” devrinde, 100 bin civârında kaçak Yahûdiyi Türkiye üzerinden Filistin'e sevkettirmek sûretiyle) jenosidci İsrâil Devleti'nin kuruluşunu desteklediler, kuruluşunun üzerinden henüz bir sene geçmemişken ve İsrâil-Arap Harbi devâm ediyorken, “Millî Şef” Hükûmeti tarafından onun tanınmasını sağladılar ve onun mevcûdiyetini de, emperyalist siyâsetlerini de desteklemeye devâm ediyorlar… Hattâ içlerinden bir kısmı İsrâil'e hicret etmiştir. Türkiye'de İsrâil'in –Yahûdi Cemâati hâricinde- en tabiî müttefîklerinin Sabataîler, Farmasonlar ve Kemalistler olduğu bedîhîdir… (Bir zamânlar, Türkiye'deki Siyonist Lobisinin önde gelen temsîlcilerinin Falih Rıfkı Atay ve Bediî Fâik olduğunu unutmıyalım! Bu kervanda, “Millî Şef”den Celâl Bayar'a, Hüseyin Cahit Yalçın'a, Bülent Ecevit'e, İsmail Cem'e ve günümüzün CHP idârecilerine kadar kimler yer almadılar ki?)

Yahûdi Cemâati, Sabataî Mektebi Feyz-i Sıbyân'a yardım için seferber olmuştu

Bu gibi vâkıalarla berâber, elimizde, Yahûdi – Sabataî iş birliğine dâir, daha evvel hiç kimse tarafından bahis mevzûu edilmemiş çok mühim bir vesîka mevcûd… Bu vesîka, 6 Eylûl 1897 târihli Journal de Salonique gazetesinde intişâr eden aşağıdaki haberdir:

“Herkes de bilir ki Feyz-i Sıbyân tahsîl müesseseleri, bütün Selânik'in en faydalı ve en bakımlı müesseseleri arasında yer alırlar. (Tout le monde sait que les établissements scolaires Feïzi Sibian sont au nombre des institutions les plus utilitaires et les mieux tenues de tout Salonique.)

“Feyz-i Sıbyân Kızlar Mektebi'nin bütçesinin açık verdiğini tesbît eden Mektebin İdâre Hey'eti, münhasıran âileler için bir tiyatro temsîli tertîb etmeye karâr verdi ve akabinde, vatandaşlarımızın desteğini sağlamak için bir seferberlik başlattı. (L'école des filles, ayant un déficit dans son budget, le comité qui se trouve à sa tête a décidé d'organiser une représentation théâtrale exclusivement réservée aux familles. Il s'est mis tout de suite en campagne pour recueillir des adhésions parmi nos compatriotes.)

“Hey'et, daha ilk teşebbüslerinde, sonrası için de ümîd veren bir muvaffakıyet elde etti. (Dès leurs premières démarches, les membres de ce comité ont rencontré un succès qui permet de bien augurer de la suite.) Şöyle ki:

“Müslüman Cemâati, kendiliğinden ve bir bütün hâlinde, Hey'etin taleblerine müsbet cevâb verdi. [“Müslüman Cemâati”nden kasdedilenin “Sabataî Cemâati” olduğu âşikârdır…] (La communauté musulmane a souscrit spontanément et avec un ensemble parfait aux demandes du comité.)

“Mûsevî Cemâati de, aynı şekilde davranmaya hazırlanıyor. Nitekim, Charles Allatini Bey, evvelki akşam, Feyz-i Sıbyân'ın vekîllerine o kadar hüsnükabûl gösterdi ki kendileri, bundan hakîkaten pek mütehassis oldular. (La communauté israélite se prépare à en faire autant. Déjà M. Charles Allatini a acueilli hier avec une si parfaite bonne grâce les mandataires de Feïzi Sibian, que ceux-ci en ont été vraiment émus.)

“Ümîd edelim ki bu hafta boyunca kendilerine mürâcaât edecekleri herkes, her bakımdan hayırlı faâliyetleriyle tanınmış bir tahsîl müessesesinin inkişâfına, imkânları dâhilinde katkıda bulunmakta telâş göstersinler! (Espérons que tous ceux auxquels ils s'adresseront dans le courant de cette semaine s'empresseront d'offrir leur obole, quelle qu'elle fût, afin de concourir, dans la mesure de leurs moyens, à la prospérité d'une œuvre d'enseignemet aussi féconde en bienfaits de tout genre.)”

Selânik hakkında verdiğimiz mâlûmâttan hatırlanacağı üzere, haberde ismi geçen Charles Allatini (1830-1901), başlattığı maârif ve sanâyileşme seferberliğiyle, Selânik Yahûdilerinin kısa zamânda münevver, müreffeh ve nüfûzlu bir cemâat hâline gelmelerinde büyük rol oynamış Moïse Allatini'nin (1809-1892) oğludur. 

Bu vesîka, 19. asrın ikinci yarısından îtibâren, hem Sabataî, hem de Yahûdi cemâatlerinde meydana gelen büyük bir zihniyet tahavvülü netîcesinde, aradaki buzların eridiğinin ve eski “hasmâne his ve münâsebetlerin” (ki bu husûsu da mübâlâğa etmemek lâzım) yerlerini anlayış, dayanışma ve iş birliğine bıraktığının açık delîlidir.

Çocuklarını birbirlerinin mekteblerinde okuttular

Selânik'de, 1872-1891 senelerinde faâliyet gösteren Kapanî Şemsî Efendi'nin Mektebini tâkîben, Kapanîler, 1877'de, Terakkî Mektebi'ni, Karakaşlar da, 1885'de, Fevziye Mektebi'ni açmışlardı. Yine Selânik'de Moïse Allatini tarafından 1858'de açılan ilk asrî (Avrupaî tarzda ve Fransızca tedrîsât yapan) mektebden ve onu tâkîben açılan aynı tarzdaki başka mekteblerden (husûsen 1873'te açılan Alliance Israélite Mektebi'nden) îtibâren Sabataîler bu mekteblerde tahsîl yapmaya başladıkları gibi, Şemsî Efendi Mektebi'nin devâmı olan ve münhasıran kendi cemâatlerine hitâb eden mezkûr mektebler de birbirleriyle işbirliği yaptılar, farklı Sabataî Cemâatlerinin çocuklarını da kabûl ettiler. Meselâ Yâkubî Cemâatinden gazeteci Ahmet Emin Yalman (1888-1972) ile terbiyeci, edebiyât târihçisi, (bir başka Sabataî Mektebi) Feyz-i Âtî Mektebi (Boğaziçi Lisesi) Müdürü  Hıfzı Tevfik Gönensay (1892-1949), Feyziye Mektebi'nde okudular. (Şişman 2016: 282)

“1907 tarihli bir Osmanlı belgesine göre, o tarihten sonra Yahudi öğrenciler de [Sabataî] okullar[ın]a kabul edilmiştir. (16 ağustos 1907'de, Yahudi cemaati adına yapılan bir öneriyle, Yahudi çocukları arasında Osmanlıcanın yayılması amacıyla, indirimli bir fiyatla yirmi çocuk okula kaydedilmiştir.)” (Şişman 2016: 282. Müellif, bu vesîka hakkında îzâhatta bulunmuyor…)

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  998640

-