25 AĞUSTOS 2019 PAZAR

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 318

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Yahûdi Âleminin ve Selânikli arkadaşının çok yakın bir dostu

Vatan gazetesinin İnternet sitesinde, Emir Kıvırcık'la, 3 Aralık 2007'de, büyük amcası hakkında yapılmış, “Ata'nın Beyoğlu'ndaki Çapkınlık Evi” başlıklı bir mülâkat dikkati çekiyor. Kıvırcık'ın ifâdesine nazaran (ki başka kaynaklar da bu husûsu têyîd ediyorlar), Türk vatandaşı olmadıkları hâlde, pasaport vermek sûretiyle, “20 bin Yahûdiyi Nazilerin ellerinden kurtarıp Türkiye'ye gönderen” Behiç Erkin, gençliğinde de Yahûdilerin ve Selânikli arkadaşının çok yakın bir dostuymuş:

Büyükelçi kitabınızda dedenizin [doğrusu büyük amcasının] İstanbul işgal edildiğinde, Garih Ailesi'nin evinde saklandığı bilgisi var. Dedeniz de soykırımdan Yahudileri kurtarıyor. İlginç bir tesadüf değil mi?

“- Atatürk, Anadolu'ya geçmesini istediği subayların listesini dedeme [?] yolluyor. Dedem de bu subayları Anadolu'ya gönderiyor. Hem subay hem de silah sevkıyatında dedeme yardım edenlerden biri de öldürülen Üzeyir Garih'in babası Azra Garih. Dedem onların evinde saklanıyor. Ama o dönemde Türkiye'de çok gayrimüslim yaşıyordu. Komşunuz ya Ermeni, ya Rum'du. En önemlisi dedem İngilizlerden kaçıp Ankara'ya gidiyor. Bu kentte de Ankara Yahudi Cemiyeti Başkanı'nın evinde kalıyor.

“Dedeniz ile Atatürk ne zaman aynı evde kalıyorlar?

“- Beraber görev aldıkları Hareket Ordusu zamanında. Selanik'te görev yapıyorlar ama 1909 yılından itibaren bir müddet Beyoğlu'nda Lebon Pastanesi'nin karşı sokağında ortak ev tutuyorlar. Yani Markiz'in karşısındaki sokağın içinde. Dedem binbaşı, Mustafa Kemal ise o zaman binbaşı ile yüzbaşı arasındaki bir rütbe olan kolağası.

“Görevleri Selanik'te; neden İstanbul'da ev kiralıyorlar?

“- İkisi de genç ve yakışıklı Osmanlı subayı... Görev yaptıkları Selanik'te çapkınlıkları zaten biliniyor... İstanbul'a gelip gittiklerinde kullanıyorlar bu evi.”

(http://www.gazetevatan.com/ata-nin-beyoglu-ndaki-capkinlik-evi-149960-yasam/; 23.6.2019)  

 

Behiç Erkin'in küçük yeğeni Emir Kıvırcık'ın kitabında, Yahûdi Cemâatinin Kemalist-Siyonist liderlerinden (daha evvel kendisinden bahsettiğimiz) Harry Ojalvo'nun Behiç Erkin için bir şükrân şiiri bulunuyor…

***  

 

 

“İzmir'de mevkūf bulunan Paşalar, sizin sâyenizde berâat etmişlerdir”

Orgeneral Ali Fuat Cebesoy'un, dîğer bâzı TpCF idârecisi arkadaşlarıyle berâber İzmir İstiklâl Mahkemesi'ne sevkedildikten sonra, berâat ettirilerek serbest bırakılmalarının “Büyük Şef”in irâdesiyle olduğuna dâir hâtıraları, Siyasî Hatıralar isimli kitabında (cild I-II, İstanbul: Temel Yl., 2011, ss. 623-625), “Paşaları ben kurtarmışım…” başlığı altında yer alıyor:

“Eski kumandanları hakkında bazı kolorduların tahakkuk eden şefaatkâr müracaatlarının İstiklâl mahkemesi üzerinde yumuşatıcı tesir yaptığını zannetmiyorum. O halde mahkeme hangi tesir altında karar vermişti?

“Dostluğuna itimat ettiğim Nafia Vekili Behiç Bey'den bu hususta malûmat alacağımı ümid etmiştim. Büyük Millet Meclisinin Kasım 1926 tarihli içtima devresine Ankara'da iltihak ettiğim zaman, Behiç Bey'in ziyaretine gitmiş ve muhakeme hakkındaki intibalarını dinlemiştim. Behiç Bey, sözlerine şöyle başlamıştı:

‘- İzmir'e resmî seyahatim maatteessüf sizlerin mevkuf bulunduğunuz zamana raslamıştı. Vekil olmak sıfatıyla askerî merasimle istikbal edildiğim sırada sizin ve Karabekir Paşa gibi Millî Mücadelenin kahraman kumandanlarının bir suitalih eseri olarak [?] İzmir'de mevkuf bulunmaları beni çok üzmüştü. Cumhurreisi o günlerde İzmir'de bulunuyor, Çeşme'de istirahat ediyordu. 6 Temmuz 1926'da Çeşme'ye girerek Gazi Hazretlerine hürmetlerimi arzetmiştim. Gazi, aynı günün akşamı, beni yemeğe davet etmişti. Yemekte Gazi, Başvekil İsmet, Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Fevzi Paşalarla İstiklâl Mahkemesi reis ve âzaları, ben hazır bulunmuştuk. Erken ve içkisiz yemek yendi. Yemekten sonra bir içtima yapıldı. İçtimada İstiklâl Mahkemesi âzaları suikast meselesini Gazi'nin huzurunda görüştüler. Bu müzekerede ben de bulundum. O geceki görüşmeden edindiğim intibaa göre, mevkuf bulunan paşalar [Kâzım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Cafer Tayyar Eğilmez], sizin sayenizde beraat etmişlerdir.'

“Bu ifade beni şaşırtmıştı. Nasıl oluyor da ben, diğer paşaların affedilmesinde bu derece rol oynıyabiliyordum? O halde beni niçin tevkif etmişler, tam bir ay, sıkıntıların en büyüğü ile pençeleştirmişlerdi?

‘- Müsaade ederseniz, Behiç Bey, dedim, bir nokta hakkında aydınlatılmaya muhtacım. Paşaların beraatinde ben nasıl rol oynıyabilirim? Çünkü aynı itham bana da yapılmıştı, biliyorsunuz. Acaba evvelâ benim beraatim üzerinde mi duruldu?'

“Behiç Bey: ‘- Öyle olacak!' dedi.” (Cebesoy 2011: 623-624)

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  302061

-