25 AĞUSTOS 2019 PAZAR

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 321

Yesevîzâde Alparslan Yasa

“At gezintileri ve her akşam rakı sofralarında cünbüş”

“Büyük Şef”e kayıdsız şartsız hizmet etmeleri lâzım geldiğini öğrenmeleri için İstiklâl Mahkemesi'ne sevkedilen ve bir Doğu Anadolu seyâhatine çıkarılan gazeteciler, Elâziz'de, gezip tozmaya, işret sofralarında keyfetmeye devâm ediyorlar; hattâ bu unutulmaz günleri hâtıra fotoğraflarıyle zaptediyorlar. Sonunda, Ankara'dan, Mahkeme Hey'etine bir îkaz geliyor; “onları bu kadar da şımartmayın”:

“Mahkeme Heyetiyle bizim aramızdaki sıkı ve teklifsiz münasebet tarzı, günden güne genişleyen müsamaha ve imtiyazlara yol açtı. Biz gelmezden evvel bilhassa İsmail Müştaka diş bileyen, ‘Bir defa elimize geçsin, ona kan ağlatacağız' diyen Mahkeme başkan ve üyeleri, kısa zamanda onun zekâsının, neşesinin, hoş mizacının sihri altına düşmüşlerdi.  Üyeler, boş zamanlarda onu otomobillerine alıyor, gezdiriyorlardı. Biz de onun vasıtasiyle ne istersek elde ediyorduk. Duruşma olmayan gün ve saatlerde at gezintileri yapmak, geçirdiğimiz garip hayatın itiyatlarından biri haline geldi. […]

“Hele atla gezintiler yapmak hürriyeti, bizim İstiklâl Mahkemesinin tutukluları olduğumuzu bize çok çabuk unutturdu, başımız döndü. Elazığ'ın yerli kıyafetleriyle, grup halinde hatıra resimleri çektirdik. Bir zevk seyahatine çıkmış turistlere mahsus haz ve neşe yüzlerimizden kolayca okunuyordu.

“Bu resimleri, bir takım jurnalciler, Ankara'ya gönderdiler. İstiklâl Mahkemesi şiddetli bir zılgıt yedi. El altından duyduğumuza göre, şöyle deniliyormuş:

‘Biz onları hadlerini öğrensinler, pişmanlık duysunlar, diye oraya gönderdik. Halbuki yerli kıyafetlerle resimler çektirerek, her gün at gezintileri yaparak, her akşam rakı sofralarında cümbüş ederek, bizi hiçe sayıyorlar, meydan okuyorlar, şımarıklığı son dereceye vardırıyorlar. Bu böyle olamaz, gazetecilerin hadlerini bilmelerine dikkat edilmelidir.'

“Mahkeme heyeti kulağımızı büktü. Rakı sofralarına, bir iki gün ara verildi; atla gezintiye bir aralık çıkmadık, yeni resimler çektirmedik, fakat ortak hayatımız neşe ve rahatlık içinde geçmekte devam ediyordu…” (Yalman 1970: III/179-180)

(Yurdal Demirel, “Şark İstiklâl Mahkemesinde Görülen Bir Dava: Gazeteciler Davası”; İstiklâl Mahkemeleri Sempozyumu: Bildiriler; 10-11 Aralık 2015 / Adıyaman, Yayına Haz.: Aynur Yavuz Akengin, Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi Yl., 2016 içinde, s. 340)

Kendisinin ve İnkılâblarının kayıdsız şartsız desteklenmesini isteyen “Tek Adam”ın, têdîb maksadıyle, bir kısım gazetecileri sevkettiği Diyârıbekir (Elâziz) İstiklâl Mahkemesi Âzâları… Yalman'ın rivâyetine nazaran, Mahkemenin Reîsi Mazhar Müfit Kansu, kadın avcılığıyle iftihâr eden pek rezîl bir mahlûktu… Her gün, kahvaltı sâatinde, gûyâ muhâkeme ettiği gazetecilere bu çeşit ahlâksızlıklarını anlatıyordu… Bu tıynette olan mahlûklardır ki yüzlerce insanı îdâm sehpalarına ve zindanlara gönderdiler…

 

 

Yalman ve arkadaşlarının “İstiklâl Mahkemesi sefâsı”nın nihâyeti

Yalman'ın tasvîriyle, Elâziz'de, kendisiyle berâber sâir gazetecilerin İstiklâl Mahkemesi'nde gûyâ muhâkeme edildiği günler, “bir zevk seyâhatine çıkmış turistlere mahsûs haz ve neş'e” içinde geçiyordu. Hâl böyleyken, onun, dîğerlerine nazaran, bir avantajı vardı:

“Benim Elazığ'daki yaşama ufkumda diğerlerinden rahat bir taraf vardı; bu da, Eniştem Malatyalı [kız kardeşi Sabiha Yalman'ın zevci, Malatya Millet Vekîli, Emekli Kurmay Yarbay] Mahmut Nedim [Zabcı] Beyin ağabeyi Yarbay Hakkı Beyin Elazığ Asker Alma Dairesinin Başkanı olmasıydı. Akraba canlısı bir adam olan Hakkı Bey, sık sık beni arar, yemeğe çağırır, evden, mahkemenin sansürü dışında haber almama imkân verirdi.” (Yalman 1970: III/180-181)

Günler günleri kovalıyor ve bir gün, Mahkemenin gazeteciler hakkındaki berâat karârıyle, bu zevk-u-sefâ günleri nihâyete eriyor:

“Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal imzasiyle Mahkemeye çekilen bir telgrafda: ‘On gazetecinin imzasiyle kendisine çekilen bir telgrafın leffedildiği, bunu dikkate almanın insafa uygun olacağı' söyleniyordu.

“İşte bunun üzerine, büyük kurtuluş ve sevinç saati geldi. Mahkeme hepimiz hakkında beraat kararı verdi. Mevcut kanunlar dairesinde yayın vazifelerini yaptığımızı, ortada suç bulunmadığını kararda belirtti. ‘Devlet otoritesini sarsarak isyana sabap olmak' isnadı ortadan kalkmıştı…” (Yalman 1970: III/187-188)

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  051869

-