25 AĞUSTOS 2019 PAZAR

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 324

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Untitled-1_7

Soldaki resim, sağdan sola doğru: Osman Tevfik Yalman, Ahmed Emin Yalman, Rezzan Yalman, Kâzım Şinasi Dersan (Girit, 1888 – İstanbul, 1964; D?) ve Hakkı Tarık Us… (Taha Toros Arşivi) Mekteb Muallimliğinden mâadâ, Selânik'de, Mütâlâa ve Gonca-i Edeb gibi mecmûalar neşretmiş olan O. T. Yalman, Ahmed Emin Yalman'ın babası ve Mustafa Kemâl'in, Selânik Askerî Rüşdiyesi'nden (kendisine iltimâs geçerek sınıf birincisi olmasını têmîn eden,) “çok sevdiği Yazı Dersi Hocası”dır…

***  

 

“Emellerimizi fazlasıyle gerçekleştirdiniz; size sevgimiz hudûdsuzdur”

“Atatürk, bir taraftan Askeri Rüştiyesinde Tarih ve Yazı hocası olan babamı, diğer taraftan benim müstakil bir gazeteci sıfatıyla olan tenkidlerimi ima ediyordu. Büyük bir heyecan içinde idim. Dedim ki:

‘- Memleket ve Dünya barışına tam değerini vermek bakımından hiç kimseden geri sanılmağı kabul edemem. Bu hizmetler, en aşırı ümitlerimi aşacak nitelik taşıyor. Yaptıklarınıza o kadar değer veriyordum ki sizinle ilgisi olan her şeyin aynı ölçüye uymasını içim istedi. Bütün tenkid ve ikazlarım bu emelden ileri geliyor. Araya bazı hatalı görüşlerim karışmış olabilir, pratik icapları ve imkânları ölçmekte vakit vakit yanılmış olabilirim. Fakat size karşı sevgim daima hudutsuzdu ve tenkidlerimin iyi niyeti ise pürüzsüzdü. Ben hiç bir siyasi emeli ve ihtirası olmayan bir gazeteciyim. Hiç kimsenin tesiri altında yazı yazmadım ve bütün tenkidlerimde yalnız memleketin iyiliğini düşündüm.' (Yalman 1970: III/218)

“Büyük Şef”, Yalman'a bir îtirâfnâme ve iş birliği beyânnâmesi dikte ediyor

“Konuştukça heyecanlarım bir kaç daha artmıştı. Gözlerim dolmuştu. Atatürk cevap verdi:

‘- Söyledikleriniz sualime iyi bir karşılıktır. İyi niyetinizi biliyorum; bilmesem sizinle hiç konuşmazdım. Şimdi bana söylediklerinizi halka ilân etmeğe hazır mısınız?'

‘- Hazırım.'

‘- O halde size dikte edeceğim bir açıklama şeklinin notunu alınız.' (Yalman 1970: III/218)

Osmanlı yazısını tahkîr

“Kâğıt ve kalem buldum. Gazetecilikteki alışkanlığın tesiriyle eski harflerle not tumağa başladım. Atatürk hoşnutsuzluk ifade eder bir tavırla sordu:

‘- Sağdan sola doğru yazdığınız o garip şeyler ne oluyor?'

“Özür diler gibi bir tavırla cevap verdim:

‘- Stenografi…'

‘- Bunu unutunuz. Yeni Türk harflerini her vesileyle kullanınız, onlara alışınız. Biraz zahmetli bile olsa, eski alışkanlıkları bir tarafa bırakmazsak, yeni harfler kök tutamaz.' (Yalman 1970: III/218)

Îtirâfnâmeyi, Rezzan Hanım, sandalyeye çıkarak, lokanta müşterileri huzûrunda okuyor

“Atatürk'ün dikte ettiği ve benim yeni harflerle zaptettiğim açıklama şuydu:

‘On yıldır mesleğimden uzak düştüm. Bu zaman bir milletin hayatı için kısa bir devirdir, fakat fertlerin hayatında çok yer tutar. On yıl önce, ‘Tabiat kuvvetlerinin' gidişine ayak uydurmakta zorluklar geçirdim. Bu benim kabahatim değildi, ‘Tabiat kuvvetlerinin' de kabahati değildi. Kusuru ortalığa hakim olan hal ve şartlarda aramak icap eder. Tecrübe sahalarında on yıl müddet ders gördükten sonra, bir Türk şairinin: ‘Bu memleketi haraplıktan kurtaracak bir adam yok mu?' diye sorduğu suale: ‘Evet var!' diye cevap veren adamla yeniden işbirliğine girişmeğe kendimi istidatlı ve hazır görüyorum.'

“Atatürk dedi ki:

‘- Yazdıklarınızı yüksek sesle okuyunuz, herkes duysun!..'

“Okumağa çalıştım. Beceremedim. Heyecanım derindi. Zoraki surette içine girdiğim iş hayatından kurtuluyordum. Çocukluğumdan beri sevdiğim, bağlı bulunduğum mesleğin kapıları bana açılıyordu! Atatürk ne kadar heyecanlı olduğumun farkına vardı. Şu sözleri söyledi:

‘- Siz çok heyecan içindesiniz. Okuyamayacaksınız. Bırakın da bunu eşiniz okusun.'

“Eşim Rezzan bir iskemleye çıktı. Açıklamayı yüksek sesle okudu. Lokantada bulunanların hepsi bunu hararetle alkışladılar. Çünkü bir sevgi ve ahenk sahnesinin şahidi oluyorlardı. Çünkü gözleri önünde cereyan eden hadise, Türk basınında daha geniş bir münakaşa hürriyeti devrinin açılmak üzere olduğunun bir müjdesiydi. [?]

“Atatürk, arzusunu yerine getirdiğinden dolayı eşime teşekkür etti ve dedi ki:

‘- Siz akıllı ve cesaretli bir Türk kızısınız.' İlh…” (Yalman 1970: III/218-219)

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  041264

-