16 EYLÜL 2019 PAZARTESİ

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 326

Yesevîzâde Alparslan Yasa

İş Bankası'nın Tan gazetesi, “yok pahasına” üç Sabataî gazeteciye satılıyor

Satılık gazete têsîslerinin fiyatı “çok uygun”; fakat Yalman'da bu kadar sermâye yok… Tatko A,Ş.'deki hissesine karşılık aldığı on beş bin lira, Kaynak gazetesi denemesi sırasında erimiş… Binâenaleyh İş Bankası'na peşîn ödenmesi lâzım gelen 50.000.- lira sermâye için bir ortak arayışına giriyor ve iki Cemâat mensûbuyla mutâbakata varıyor: Zekeriya Sertel ve Halil Lûtfi Dördüncü:

“Nihayet Serbest Parti devrinde çok para sahibi olan Son Posta gazetesinin dört ortağı arasında ihtilâf bulunduğu kulağıma geldi. Ya Selim'le Ekrem [Selim Ragıp Emeç ve Ali Ekrem Uşaklıgil] veya (Zekeriya Sertel) (Halil Lûtfi Dördüncü) gazeteye sahip kalacak, elinde sermaye ve gazete idaresi sahasında tecrübesi bulunan diğer grup, yeni bir teşebbüse atılacaktı. Benim elimdeki işi, açıkta kalan tarafın çekici ve kârlı bulmamasına ihtimal yoktu…

“Talihime, Zekeriya ile Halil Lûtfi ortak adayı diye karşıma çıktılar. Dostlarım bunun iyi bir fırsat olduğunu söylüyorlar ve şunu ilâve ediyorlardı:

‘- Zekeriya atılgan bir gazetecidir. Amerikan milyoneri Charles Crane'in Amerika'da okuttuğu Türk öğrencilerden biri olarak senin gibi Columbia Gazetecilik Mektebinde tahsil görmüştür. Halil Lûtfi ise eli sıkı bir idarecidir. Senin hesaba aklın ermediği için böyle bir yol arkadaşına ihtiyacın vardır.'

“Her ikisi yeni teşebbüse atılmağa teşne göründüler. Ortada yalnız şu zorluk vardı: Tatko'dan hisseme karşılık aldığım onbeşbin lira Kaynak gazetesinin zararları ve kendi geçinme masrafım için erimişti.

“Doğrusu aranırsa, yarım milyonluk tesisleri, ellibin lira peşin, gerisi uzun yıllarda taksitlerle ödenmek üzere ele geçirmek fırsatını Şirkete benim getirmem, gazetecilikte 29 yıllık başarılı tecrübelerimin yarattığı mevki ve itibarı da buna katmam suretile ben kendi payımı manevi değer bakımından fazlasiyle ödüyordum. Bunun dörtte bir sermaye payı diye kabul edilmesi ve benden hiç bir sermaye payı aranmaması çok yerinde olurdu. Böyle bir teklifi ileri sürmüş olsaydım, kabul edileceği de muhakkaktı.

“Fakat o zamanki kafamla ben gazeteciliği yüzde yüz bir idealizm işi diye kabul ediyordum. İdealliği de her türlü maddi menfaati hor görmek ve itmek diye anlıyordum. Fazla olarak da ölçüsüzce iyimserdim. Bir an evvel gazeteciliğe kavuşmağa o kadar çıldırıyordum ki ortaklıkta en küçük tereddüt bulunmaması için kendi rızamla, tam bir gaflet ve basiretsizlik içinde şu teklifi ileri sürdüm:

‘- Kurulacak altmışbin liralık şirkette ben de onbeşbin lira hisse sahibi olayım, bu hisse diğer ortakların sağlayacakları banka kredisiyle ödensin, bu da faiziyle beraber yıldan yıla şirketteki kâr payımla kısım kısım karşılansın…'

“Teklifimi derhal kabul ettiler. Zekeriya ve Halil Lûtfi onbeşerbin lira sermaye koydular. Diğer onbeşbin liraya Vatan'ın eski idare müdürü sıfatiyle gazete idaresinde çok tecrübe sahibi olan kardeşim Mehmed Rifat ve daha bir kaç kişi komanditer ortak olarak yazıldılar.” (Yalman 1970: III/223-224)

Yukarıda, Zekeriya Sertel'in Yalman hakkında bu vesîleyle yazdıklarını iktibâs etmiş ve bu ortaklık işini, Yalman'ın anlattığından çok farklı şekilde îzâh ettiğini görmüştük. Oradan şu kadarını tekrâr hatırlatalım:

Tan gazetesini bütün tesisleriyle, hatta bütün teşkilâtıyla, olduğu gibi satın aldık. Fakat bu satın alma işi, Ahmet Emin Yalman'ın foyasını meydana çıkardı. Ahmet Emin, payına düşen sermayeyi yatırmak istemiyordu. Şirkete sermaye koymadan girip ortak olmaya çalışıyordu. O, ilk hamlede toplu bir sermayeye ihtiyaç olmadığını sanmış ve işi böylece idare edeceğini ummuştu. Kendisinden, payına düşen sermayenin bütünü istenince, şaşırdı. Derhal gerekli yerlere başvurdu. Bazı banka müdürlerinden, ne yaptı etti, gerekli sermayeyi buldu. Buldu ama, parayı veren bankalar ve başkaları ona bunu kara gözlerinin hatırı için vermemişlerdi. Daha başlangıçta Ahmet Emin kendi özgürlüğünü satmıştı. Biz de ona göre, tedbirli ve ihtiyatlı bulunmaya karar verdik…” (Sertel Zekeriya 2001: 186)

Yalman, Sertel, Dördüncü arasındaki pazarlık her ne sûretle cereyân etmiş olursa olsun, muhakkak olan bir vâkıa var ki o da, İş Bankası'nın (binâenaleyh Mustafa Kemâl'in) sâhibi olduğu Tan gazetesi, kıymetinin çok altında ve gayet uygun ödeme şartlarıyle üç Sabataî gazete patronuna satılmıştır. Kendilerinden beklenen, “Ebedî Şef”e toz kondurmamak, Kemalist Rejimi ve İnkılâbları kayıdsız şartsız desteklemek ve her fırsatta “İrticâ” kılıfı altında Müslümanlığa hücûm etmektir…

1936'da, Mustafa Kemâl'in dahliyle, İş Bankası tarafından üç Sabataî gazete patronuna (Yalman, Sertel ve Dördüncü'ye) kıymetinin çok altında bir fiyatla ve gayet avantajlı ödeme şartlarıyle satılan Tan gazetesinin 16 İkinciteşrîn / Kasım 1937 târihli nüshası… Her fırsatta Kemalizm ve “Şef”i medhediliyor, Avurpaî hayât tarzının bayrakdârlığı yapılıyor ve “İrticâ” yaftası altında Müslümanlık gözden düşürülmeye çalışılıyor… (“Müspet Ruhlu Yurttaş” serlevhalı başmakale, Yalman'ın kalemindendir.)

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  263675

-