17 EYLÜL 2019 SALI

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 328

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Cimriliğiyle meşhûr bir Sabataî gazete patronu: Halil Lûtfi Dördüncü

Yalman ve Sertel'in Tan'daki ciddî bir sıkıntıları da, Halil Lûtfi'nin cimriliğinden kaynaklanıyormuş:

“Halil Lûtfi'nin gözünde yalnız para ve tasarruf vardı. Gazeteyi tanıtmak ve geliştirmek için yeni yeni teşebbüslere atılmağı ve kesenin ağzını açmağı daima yadırgıyordu. İyi kalitede, hayır ve fayda olduğunu bir türlü kabul etmiyordu. Daima düşük kalitede kâğıt aldığı için mükemmel makinaya rağmen baskı kötü oluyordu…”

Pintilik, vazgeçemediği bir hastalık derecesinde olduğundan, onunla bir türlü başa çıkamıyor, ona kaliteli kâğıt aldıramıyor, sonunda, onu Arnavutluk'a röportaj yapmak maksadıyle uzun müddetli bir seyâhate göndererek bu mes'eleyi hâllediyorlar…

Yalman'ın anlattığına göre, Halil Lûtfi, başkalarına iyilik yapmamayı da hayât felsefesi hâline getirmiş. Bu husûsda ona şöyle bir hâtırasını anlatmış:

“Bedava olduğu için arasıra tiyatroya giderim. Bir akşam gördüğüm bir piyeste yalnız kendi kendilerini düşünmekle kalmayan, başkalarına iyilik yapmakla da haz duyan adamlara ait sahneler gördüm. ‘Acaba ben yanlış yolda mıyım?' diye bir aralık tereddütler geçirdim. Fakat son perdede başkalarına iyilik edenler nankörlükle karşılaştı. ‘Pekâlâ, doğru yoldaymışım' diye geniş bir nefes aldım.” (Yalman 1970: III/225-226)

Yalman'lar ve Fazlı Necib gibi Yâkubî Cemâatine mensûb olan Halil Lûtfi Dördüncü, Yeni Asır gazetesinin nâşiri ve İttihâdcı ihtilâl hareketinin propaganda şefi Fazlı Necib'le, 1 Mart 1925 ilâ 15 Mart 1926'da Türk Hayâtı isimli on beş günlük bir mecmûa neşretmişti. 26 sayı intişâr eden mecmûanın Müdürü Halil Lûtfi ve Başmuharriri Fazlı Necib idi. Bir müddet Yalman'ın Vatan, bilâhare Ahmet Mithat Dördüncü'nün Hüsn-i Tabîat Matbaalarında basılmıştır. Mecmûada, “tarih, küçük hikâye, tefrika roman, salon, kadın, dedikodu ve fıkra köşeleri” bulunuyordu. “Derginin kendini tanıtımından (millî, resimli, ucuz) adına kadar, popülerlikle modernliği ve millî(yetci)liği bir arada götürmeye gayret ettiği anlaşılıyor…” (Ahmet Yüksel; http://www.sanatkitabevi.com.tr/mezat/detaylar.php?lot=400; 26.6.2019)

Velhâsıl, Kemalist muhtevâlı bir mecmûa daha…

İşbu Halil Lûtfi Dördüncü, pintiliği sebebiyle, matbûât âleminde başlı başına bir mizâh mevzûudur.

Dördüncü hakkında Satoğlu'nun makalesi

Hakkında, Kayserili gazeteci, muharrir ve şâir Abdullah Satoğlu'nun (d. 1934) “Hocam Halîl Lütfî Dördüncü” başlıklı nefîs bir makalesi bulunuyor. Zevkle okunan ve matbûât târihimiz hakkında kıymetli mâlûmât da ihtivâ eden bu makaleyi aynen iktibâs ediyoruz:

“Halil Lütfî Dördüncü... İstanbul Bab-ı Âli'sinin ve Türk basınının en renkli simalarından biri... 1953-54 yıllarında, İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulunda, Basın Tekniği ve İncelemeleri dersimize gelirdi. O dönemde, diğer hocalarımız Burhan Toprak, Murat Uraz, Ziya Somar, Fehmi Yahya Tuna ve Hakkı Tarık Us gibi edip ve şahsiyetlerle birlikte Halil Lütfî Bey'den de çok şeyler öğrenmiştik.

“Halil Lütfî Bey, basın mesleğindeki bilgi ve tecrübeleriyle olduğu kadar, esprileri ve özellikle ‘cimriliği' ile de temayüz etmişti.

“1893'te Selanik'te doğan üstad, Selanik Terakki Lisesinden sonra İstanbul'a gelmiş ve o zamanki adıyla Darülfünuna girerek Hukuk tahsili görmüştür. Çok iyi Rumca bilen Halil Lütfi Bey, iyi derecede Fransızca ve Almanca da öğrenmişti. Basın mesleğine 1906 yılında Tanin gazetesinde başlamış, daha sonra sırasıyla İleri, Vakit, İstiklâl. Yenigün, Tasvir-i Efkâr ve Vatan gazetelerine intisab etmiştir.

“Bu gazetelerde musahhih, muhabir ve muharrir olarak çalışmış, sonra birkaç arkadaşıyla birlikte Son Posta gazetesini kurmuştur. Böylece gazete sahibi olarak da mesleğin ünlü simaları arasında yer alan Halil Lütfî Dördüncü, daha sonra Tan gazetesine ortak olmuş, ardından da meşhur Tan Matbaası'nı kurmuştur. 5 Aralık [doğrusu: 4 Aralık] 1945'te milliyetçi öğrencilerin, tesisleri tahrip etmeleri üzerine gazeteyi 1948'e kadar tek başına çıkardı.

“Gazetecilik yaptığı dönemlerde, çeşitli lise ve yüksek okullarda öğretmenlik de yapan üstadın, gazetelerde yayınlanmış röportajları ve seyahat mektupları vardır.

“Evlenen fakat çocuğu olmayan merhum, 1968'de bir ‘Halil Lütfi Dördüncü Basın Müzesi' kurulması için dernek kurmuş, başkanlığına da kendisine ‘Modern Nasreddin Hoca' lakabını takan, değerli gazeteci Vahap Okay'ı getirmişti. Ne var ki, bu müze hizmete girmeden 17 Ekim 1972'de İstanbul'da vefat etmiştir.

“O, şöhretini ve servetini kim ne derse desin, dürüstlük ve alın teriyle kazanmıştı. 4 Aralık 1945 günü, İstanbul Üniversitesi öğrencileri Sabiha Zekeriya Sertel'lerin çalıştığı dönemde, Türkiye'nin Sovyetlerle iyi ilişkiler içinde olmasını savunan ‘Tan Gazetesi' Matbaasını tahrip etmişti. Daha sonra da [Şubat 1951] bir infilak sonunda matbaanın yarısından fazlası yıkılmıştı. O, bütün bu olaylar karşısında bile metanetini kaybetmemişti. Enkaz altından cesetler çıkarılırken, o, taş toprak arasından ‘hurufat' toplayarak düzenini yeniden kurmuş ve hizmetine devam etmiştir.

“Hüner parayı tutabilmekte”

“Son derece ‘cimriliği' ile tanınan Halil Lütfi Dördüncü, ömrünün büyük kısmını, 1920'lerin Vatan gazetesi koltuklarıyla döşeli odasındaki, Mihran Efendinin eski Sabah gazetesinden kalma masasının başında geçirmiştir. Bu köhnemiş takımları, hâlâ neden kullandığını soranlara:

‘- Para kazanmak ve harcamak marifet değildir. Hüner, parayı tutabilmektedir. Kaldı ki, iyi bakım eşyanın önemini ve değerini artırır', diye cevap verirdi...

“Halil Lütfi Dördüncünün, bunlara benzer yüzlerce fıkra, espri, hikaye ve hatıralarını toplamak üzere, arkadaşımız Vahap Okay'ın bir süre önce teşebbüse geçtiğini, hatta gazetelere ilân vererek, merhumla yakınlığı olanlara bu tarzdaki hatıralarının kendisine gönderilmesini duyurmuştu. Öyle bir kitap çıktı mı bilmiyorum...

“Fakat biz yine de şahidi olduğumuz ve çeşitli yayın organlarında yer alan birkaç hatırayı nakletmek istiyoruz.

“O kendisine göre ‘cimri' değil, ‘hesabını bilen' adamdı... Ve derdi ki:

‘-    Bazı insanlar pul kolleksiyonu, bazıları da tablo kolleksiyonu yaparlar. Benim merakım da para kolleksiyonudur...'

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  849174

-