16 EYLÜL 2019 PAZARTESİ

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 329

Yesevîzâde Alparslan Yasa

 

(http://www.sanatkitabevi.com.tr/mezat/detaylar.php?lot=400) (26.6.2019)

İki Yâkubî gazetecinin (Fazlı Necib ile Halil Lûtfi Dördüncü'nün) 1925-1926'da 26 sayı neşrettikleri, Kemalist muhtevâlı, on beş günlük Türk Hayâtı mecmûasının bir sayısı…

***  

 

İsmini levhaya nîçin ‘Halil Lütfi 4.' diye yazdırmış?

“Yeni yaptırdığı binanın levhasına adını ‘Halil Lütfi 4.' diye yazdırmıştı. Sebebini soranlara:

‘- Dördüncü kelimesi 8 harf... Halbuki (4) rakamının yanına nokta konulunca, yine (4.) Dördüncü diye okunur. Böylece hem boyadan tasarruf ettim, hem de tabelâyı daha ucuza yazdırdım', demişti...

“Halil Lütfi, son derece soğukkanlı bir insandı. Şahsına karşı ağır ve hakaretamiz sözleri bile sabırla dinler, sonra da gayet sâkin bir şekilde cevap vererek, karşısındakinin hırs ve kininin geçmesini sağlardı. Onun için de:

‘- Mütevazı olmaktan şimdiye kadar hiç zarar görmedim', demiştir...

“Gazetesinde çalışanlardan biri, bir konuda kendisine gücenmiş:

‘-Gururum kırıldı efendim, bundan böyle istifa ediyorum!' deyince, Halil Lütfi kendine has tebessümle:

‘- Evlâdım, benden sana baba nasihati olsun', demiş, ‘sabahları evden çıkarken, -gururun da olsa- ‘kırılacak' herşeyi evde bırakacaksın!...'

“Sabah çalışma masasına otururken, ütüsü bozulmasın diye pantolonunu değişen Halil Lütfi Bey, köselesi çabuk delinmesin diye oldukça hafif basarak giydiği ayakkabısını çok seyrek boyatırdı. Boyatırken de, ucuz tarifeden olması için pazarlık yapardı. Bununla da kalmaz, ciladan sonra, boyacının sürdüğü boyaları geri alıyor diye, fırçalamasına izin vermezdi...

“Cağaloğlu Başmüsahip Sokaktaki Tan Apartmanını işyeri yapmaya karar vermişti. İtiraz eden kiracılara açtığı tahliye davasındaki dilekçesinde:

‘- Dâvâlının oturduğu daire mesken olarak günde 24 saat kullanılarak yıpranmaktadır. Oysa iş yeri olarak 8 saat kullanılacak ve taşınmazın ömrü 3 kat artacaktır... Bunu taleb etmek de mülk sahibi olarak benim en tabii hakkımdır', diye kendisini savunmuştu...

“Ayakkabısı eskimesin diye, adımlarını uzun atardı”

“Binek vasıtalarına kolay kolay para vermeyen ve gideceği yerlere genellikle yaya giden Hoca, ayakkabısı eskimesin diye, adımlarını uzun atardı. Başkası normal adımla Sirkeci'den Cağaloğlu'na 300 adımda gidebiliyorsa, o 250 adımla ulaşmaya çalışırdı...

“Soranlara da:

‘- Ayağımdaki ayakkabı normalde 15 ayda eskiyecekse, ben en az 20 ayda eskitirim', derdi...

“ ‘Cebe giren, cepten çıkmaz' ibaresini kendisine adeta prensip edinen Halil Lütfi Dördüncü, devrin Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ı ile Ege Seyahatine katılanlar arasındaydı. Tan gazetesinde yayınlanan intihalarına:

“ ‘İki günde 200 milyon lira harcadık' tarzında koyduğu başlık okuyanları hayrete düşürmüştü.

“Elbette, onun gibi ‘cimri' bir adam, nasıl olur da, 200 milyon sarfedecek kadar hovardalık yapabilirdi?

“Halbuki, yazının metninden hemen anlaşılıyordu ki, Devlet ve Hükümet Başkanlarının katıldığı törenlerde temeli atılan dört ayrı tesis 200 milyona mal olacaktı... Ve böyle bir başlıkla, Halil Lütfi Bey, kesesinden para harcamış gibi kendine bilerek pay çıkarmak istemişti...

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  031632

-