16 EYLÜL 2019 PAZARTESİ

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 330

Yesevîzâde Alparslan Yasa

 

Selânikli gazeteci, gazete ve matbaa sâhibi, Sertel ve Yalman'ların ortağı, inanılmaz derecedeki pintiliğiyle meşhûr Halil Lûtfi Dördüncü, kardeşi, Hüsn-i Tabiat Matbaası sâhiblerinden Ahmet Mithat Dördüncü ve Ahmet Mithat'ın kayınbirâderi, Süper Star Motorları sâhiblerinden Mustafa Faik Üstar'ın vefât îlânları… Üçü de, Feriköy'ün Yâkubî Mezarlığı'na defnedildiler…

***   

 

 

“Misafirlerine çay bile ikram etmezdi”

“Kendi odasında ve başkanlığında yapılan toplantılarda, misafirlerine kolay kolay değil yemek, çay kahve bile ikram etmezdi.

‘- Birer çay içelim de birazcık dinlenelim', gibi teklifleri de ya duymazlıktan gelir, ya da:

‘- Yahu biz buraya çay kahve içmek için mi geldik, iş konuşmaya mı?' diye keser atardı...

“Lokantaya gittiği zaman da, çok kere şahsına yemek siparişinde bulunmaz, yanındakilerden samimi olduğu birinin tabağına bakarak:

“- Bu yemek sana fazla. Sağlığın için zararlı. Birazını ben alayım da seni yükten kurtarayım, diyerek porsiyon sayısını azaltırdı...

“Gazeteci-yazar Hasan Pulur bir yazısında diyor ki:

‘Halil Lütfi'nin matbaasında yanık ampuller çöp tenekesine atılmazdı. İki kutu vardı. Yanan ampul bu kutuların birine vurularak kırılır, camı bir kutuya, sarı kısmı da öbür kutuya konurdu. Kutular dolunca camlar sarı hurdacıya satılırdı.'

“Ayakkabını yere sürtme, muşambamı eskitiyorsun!”

“Oktay Verel bir gün odasına girmiş. Halil Lütfi kendisine şöyle bakmış ve:

‘- Ayakkabını yere sürtme', deyince Oktay Verel dayanamamış:

‘- Hoca, ayakkabılar benim, sana ne?' [demiş.]

“Halil Lütfi:

‘- Ayakkabılar senin ama, yerdeki muşamba da benim!' diye karşılık vermiş...

“Bu yüzden Hoca işyeri veya evini kiraya verirken ya da işçi alırken, önce ayakkabısının altına bakar, kabara veya burun demiri varsa onları söktürmesini isterdi.

“Bir gün de, yine gazetesinin abone servisinde çalışan bir arkadaşımızın ayakkasıbısının altına, yere düşmüş 1 kuruşluk posta pulunun yapışmış olduğunu görünce işine derhal son vermişti...

Yemek dâvetiyesinin parasını ödemekten nasıl kurtuldu?

“Vahap Okay'ın ‘Yokuştan Anılar' başlıklı yazı dizisinde anlattığına göre; Halil Lütfi Beye Matbaacılar Derneğinin Konak Otelindeki yemeği için bir davetiye gönderilir. Hoca davetiyeyi getiren gence teşekkür eder ve gidebileceğini söyler. Genç:

‘- Efendim parasını vermediniz', deyince:

‘- Evlâdım davetiyede para falan yazmıyor', [şeklinde mukābele eder. Genç tekrâr:]

‘- Bakınız Efendim, zımbalı şu köşe ‘Giriş', şu köşe de ‘Yemek' kuponudur. Yemek kuponu için 50 lira alıyoruz', deyince Hoca hemen yemek kuponunu koparıp:

‘- Al evlâdım', der, ‘ben yemek yemiyeceğim. Giriş kuponu bana yeter.' ”

(https://www.edebiyatdunyamiz.com/index.php/biyografi/938-hocam-halil-lutfi-dorduncu; 7.6.2019)

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  239223

-