16 EYLÜL 2019 PAZARTESİ

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 350

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Ona göre, Avrupa, Kadîm Yunan'dan (“Yunan mûcizesi”nden) “hendese” veyâ “riyâziye kafası”nı, Roma'dan “siteleşme”yi ve Hıristiyanlıktan “ahlâk”ı tevârüs etmiştir. Bunlardan “hendese kafası”na husûsî bir ehemmiyeti atfediyor ve Avrupa Kültürü ile Müsbet İlimlerin bu zihniyetin mahsûlü olduğunu ileri sürüyor:

“Rönesanstan bugüne kadar tekâmül eden tabiat bilgileri, Renan'ın ‘Yunan mucizesi' adını verdiği büyük medeniyetin en harikulâde buluşunu, riyaziye metodunu tekâmül ettirerek bugünkü Avrupa kafasını yetiştirdi. Yunanistan'ın ve Avrupa'nın bütün ilim ve san'at eserlerindeki o aydınlık, açıklık, sadelik ve berraklık, Pascal'in ‘hendese kafası' dediği zekâ disiplininin verdiği âhenktir.” (P. Safa 1938/1981: 111)

Şu cümlesi, daha bâriz şekilde, “müsbet ilim usûlü”nü “hendese” veyâ “riyâziye kafası”nın mahsûlü olarak telâkkî ettiğinin şâhididir:

“Matematik görüşten mahrum kaldığımız için bizde müspet ilim metodu kavranamadı; hendese (geometri) kafasına muhtaç kompozisyon san'atları, trajedi, roman, polifonik musiki doğmadı; hendesî perspektifleri idrak edemiyen, mesafe şuurundan mahrum Şark resmi, tek satıhlı primitif bir görüş içinde kaldı. İlh…” (P. Safa 1938/1981: 173)

Bu nokta-i nazardan, harâretle müdâfaa ettiği “Avrupalılaşma” da, “riyâzîleşme” ve “siteleşme” (şehirleşme), “mistik görüşten riyâzî görüşe ve step cem'iyetinden site cem'iyetine geçiş hamlesi” (s. 172) demek oluyor:

“Yunan zekâsından, Roma iradesinden ve Hıristiyanlık ahlâkından doğan Avrupa, Rönesanstan sonra, Yunan geometrisini geniş bir riyaziye kültürüne ve kapalı Atina – Roma sitesini açık şehirler medeniyetine yükseltti. Bunun için Avrupa kültürü riyaziye kafasının ve Avrupa medeniyeti büyük şehirlerin mahsulüdür ve bunun için ben Avrupalılaşmayı herşeyden evvel riyazîleşmek ve siteleşmek olarak anlıyorum.” (P. Safa 1938/1981: 171)

Bu vazıyette, Türklerin (ve sâir Müslümanların) Avrupa Medeniyetine benzer bir medeniyet geliştirememelerini, bu “hendese kafası”na sâhib olmamalarına, “iptidâî bir çocuk ve dişi sezişinden öteye geçememeleri”ne bağlıyor:

“…Şark, son asırlarda, büyük bir Avrupa keşfinden habersiz yaşamıştır. Bu keşif geometridir. Avrupa'yı Asya'dan ayıran düşünce farkı, Pascal'in ‘geometri kafası' dediği şeyden bütün şarkın mahrum oluşudur. Kafasında hendese çatısı olmıyan ve yalnız bir çırpıda, bir bakışta ânsızın kavrıyabildiği münasebetlerin tahlilsiz ve karanlık idraki içinde kalan Türk düşüncesi, gene Pascal'in ‘esprit de finesse' dediği ve ‘incelik ruhu' diye tercüme edebildiğimiz iptidaî bir çocuk ve dişi sezişinden öteye geçemedi…” (P. Safa 1938/1981: 172-173)

Müsbet İlim Zihniyeti

  1. Safa'nin “Avrupa Kafası”nın üç cephesi hakkındaki iddiâlarının hatâlı olduklarını isbâtın yeri burası değildir. Burada, isbâtına girişmeden, sâdece, Avrupa Medeniyetinin en büyük kuvvet kaynağı olan “Müsbet İlim Zihniyeti”ne dâir şu birkaç husûsa dikkat çekmekle iktifâ edeceğiz:

Rahmetli Prof. Dr. Mümtaz Turhan'ın isâbetli tesbîtiyle, “ilim, bir usûl mes'elesi olmaktan ziyâde bir zihniyet mes'elesidir”.  “İlmî Zihniyet”, İnsanlık târihinin ancak yakın zamanlarında ortaya çıkmıştır. On binlerce sene zarfında, İnsanlık, Kâinâtı ve Kâinâttaki hâdiseleri, evvelâ “İptidâî”, bilâhare “İskolastik Zihniyetler”e uygun bir tavırla, idrâk ve îzâh edegelmiştir.

Bunlardan “İskolastik Zihniyet”in mümeyyiz vasfı, hâdiseleri bir otoriteye istinâd ederek îzâh etmesidir. (Aynen Claude Bernard'ın îzâh ettiği gibi) İskolastiğin çıkış noktasında, şüpheden âzâde, yanılmaz bir otorite mevcûddur. Bütün muhâkemesinde o otoriteye istinâd ve bütün îzâhlarını o otoriteden istidlâl eder. Îcâbında müşâhede ve tecrübe mahsûlü bilgilere de mürâcaat eder; yeter ki bunlar istinâd ettiği otoriteden hareketle istidlâl ettiği kendi îzâhatını têyîd etsinler… Aksi vârid oldu mu, bunları tekzîb, mahkûm ve reddeder. Kâinâtta bu vasıfta bir çıkış noktası olmadığı için, esâs aldığı otorite, tamâmen îmâna dayanır. Bu yüzden otoritenin değeri tartışma dışıdır. Onun yanılmazlığı isbât edilemiyeceği için, İskolastik Zihniyet, katı, kibirli ve müsâmahasızdır. (Bütün Orta-Çağ zarfında, Hıristiyan Âleminin başlıca iki otoritesi, -dînî mes'elelerde- Allâh'ın temsîlcisi olarak yanılmazlığına inanılan Papa –Kilise- ve –dünyevî mes'elelerde- Aristo idi…)

 

(Akşam, 16 Eylûl 1937, s. 1)

Âfet Hanım'ın iddiâsına nazaran, Cenevreli beşeriyâtçı (“anthropologue”) Prof. Eugène Pittard da (1867-1962) Kemalist Târih Tezini destekliyormuş…

Kemalizm, iskolastik, yâni İlmî Zihniyete zıd bir ideolojidir. Bütün tolaliter ideolojiler gibi… Bu bünyesi sebebiyledir ki uydurma bir târih ve dil tezi ortaya atmış, tezlerini mutlak hakîkat olarak dayatıp bütün akademisyenleri ve fikir adamlarını ağır müeyyide tehdîdiyle susturmuş, tezlerinin tenkîdine, hür bir vasatta münâkaşasına müsâade etmemiş, mâmâfih bunların hâricî âlemde alay mevzûu olmasını da engelleyememiş, sonunda, hatâsını ikrâr etme mertliğini dahi göstermeden, tezlerini, sessiz sedâsız, fikir piyasasından çekmiştir…

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  502118

-