Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 381

Yesevîzâde Alparslan Yasa

1_69

 

Üstte solda, Selânikli Dr. Şefik Hüsnü Deymer'in Komünist Fırkası'nın lider kadrosundan Şevket Süreyya (Aydemir) ile Sadreddin Celâl (Antel)'in müşterek eseri: Lenin ve Leninizm. Hayâtı, Şahsıyeti, Hakkındaki Mütâlâalar (Aydınlık Külliyâtı'nın 10. Kitabı, 1925).  Sol üst köşesindeki slogan: “Bütün dünyâ işçileri birleşiniz”. (İlhan Darendelioğlu, Türkiye'de Komünist Hareketleri, İstanbul: Toker Yl., 1979, s. 120; Prof. Dr. Mete Tunçay, Türkiye'de Sol Akımlar, Ankara: Bilgi Ye., 1978 -3. basım; ilk basım: 1967-, s. 343) Üstte sağda, Aydemir'in 3 cildlik Tek Adam kitabının 1. cildinin 1963'teki ilk baskısı (İstanbul: Remzi Ke.)… Altta, Kemalizm ile Târihî Materyalizmi kaynaştırma teşebbüsü olan Kadro mecmûası ekibi… İçlerinden Yakup Kadri ve Mehmet Şevki hâric, gerisi, 1910'lu, 20'li senelerin Komünist hareketinin lider kadrosundandı… Marksizm-Leninizm, onları materayilst ve totaliter zihniyetli yapmıştı; binâenaleyh Kemalist Rejime intibâkta hiç zorlanmadılar… Üstelik, kendilerine Rejimin yüksek mevkileri tevdî edilmişti. Bu kadrodaki en azından iki şahsıyetin Farmason olduğu biliniyor: Burhan Âsaf Belge (aynı zamanda Bilderbergli) ve İsmail Hüsrev Tökin… Herhâlde bu mensûbiyetin de bir mânâsı olması lâzım…

Lenin ve Leninizm kitabından (daha evvel Türkçenin Istılâh Mes'elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar kitabımızda da -2013: 134- naklettiğimiz) bir pasaj: “Lenin öldü!... Bu ölüm, Marks'ın ölümünden beri hem ilmî komünizm ve hem de komünizm cephesinde cihâda ve fütûhâta girişmiş inkılâbcı proletarya için en büyük bir ziyâ oldu. […] Karl Marks nasıl kapitalizmin ve alelhusûs cem'iyetin inkişâf hatlarını ve kanûnlarını görmüş ve göstermişse, Marks'ın en sâdık ve lâyık şâkirdi olan Lenin de, proleter diktatoryası devrini, yetişmiş ve şuûrlanmış proletaryanın silâhıyle küşâd ederek bu devrin inkişâf hatlarını ve kanûnlarını tesbît etmiştir. […] Leninizm, Marksizmi ikmâl ve bir hatt-ı müstakîm istikametinde temdîd eder. Aralarında kat'iyen bir nokta-i teâruz yoktur. Leninizm, inkılâbcı Marksizmdir. Marksizmin inkişâf ve tekâmülüdür. […] Binâenaleyh, şimdiye kadar: ‘Rusya'da komünizm öldü! Komünizm iflâs etti!' diye söylenen sözler tamâmıyle nefsülemre muhâlif, mânâsız ve câhilâne sözlerdir. […] Lenin, beynelmilel proletaryanın olduğu kadar Türkiye'mizin, Türkiye'nin millî istiklâl hareketinin en yakın, en samîmî ve en hayırhâh dostu idi. Bizden Lenin'in hâtırasına yüz binlerce selâm olsun!” (Darendelioğlu 1979: 153-155'den naklen)

***  

 Dr. Şefik Hüsnü'nün Komünist Fırkası'nın (1919-1920) lider kadrosundan Nâfi Âtuf Kansu (1890 – 1949), Kemalist Fırkası'na transfer olduktan sonra “Tek Adam”ın büyük iltifâtına mazhar olanlardandır: Matbûât Umûm Müdürlüğü Başmütercimi, CHP'nin nâşiriefkârı Hâkimiyet-i Milliye (bilâhare Ulus) Yazı İşleri Müdürü, Maârif Vekâleti Orta Tedrîsât Umûm Müdürü (1922 – 1924), Maârif Vekâleti Müsteşârı (1924 – 1927), Ankara Halkevleri Başkanı (1933), Cumhuriyet'in 10. Yılını Kutlama Yüksek Komisyonu Âzâsı (15.7.1933), Halkevleri'nin nâşiriefkârı Ülkü mecmûasının Mes'ûl Müdürü (1.6.1934), Maârif Vekâleti Siyâsî Müsteşârı (24.3.1937), CHP Genel Sekreter Yardımcısı (1944), CHP Genel Sekreteri (11.5.1946 – 15.10.1946), 1927'den 23 Ekim 1949'da ölünceye kadar CHP (Erzurum, Giresun, Kırklareli) Meb'ûsu, ilh…

Nâfi Âtuf Kansu, Şevket Aziz Kansu'nun (kendisinden 13 yaş büyük) ağabeyi idi…

Nâfi Âtuf ile “Tonguç Baba” fikirdaş ve bacanak idiler

“Köy Enstitülerinin Babası” İsmail Hakkı Tonguç ile Nâfi Âtuf Kansu, hem fikirdaş, hem de yakın akrabâ (bacanak) idiler. Bu husûsu, dedeleri hakkında bir kitap têlîf eden Metin Âtuf Kansu ve K. Işık Kansu açıklıyorlar:

“1922 yılında evlendiği Nadire Hanım dolayısıyla, Gazi Terbiye Enstitüsü (Gazi Eğitim Enstitüsü)'nde Resim-İş Bölümünün kurucusu İsmail Hakkı Tonguç'la (Tonguç'un eşi, Nadire hanımın kızkardeşi Nafia hanımdır) oluşan akrabalığı ve eğitim alanındaki düşünce yakınlıkları, ortak aile toplantılarında ve özellikle 1927 sonbaharında aldığı Ankara-Etlik'teki bağ evlerindeki yaz sohbetlerinde devam edecektir. Bu birliktelik, 1933 yılından sonra da Ulus semtindeki bitişik evlerinde de uzun süre devam etmiştir. İsmail Hakkı Tonguç'un İlköğretim Genel Müdürlüğü ve Köy Enstitüleri kuruluşundaki etkin görevleri sırasında en yakın dert ortağı, Nafi Atuf Bey olmuştur.” (Metin Atuf Kansu ve K. Işık Kansu – Nafi Atuf'un torunları-, Cumhuriyet Eğitim Devriminin Mülkiyeli Mimarı Nafi Atuf Kansu -1890/1949-; Yaşamı ve Yazıları, Ankara: Mülkiyeliler Birliği Yl., 2011, s. 71)

Nâfi Âtuf Kansu'nun küçük kardeşi Ord. Prof. Dr. Şevket Aziz Kansu'nun da Tonguç hakkında bir makālesi bulunuyor: “Büyük Eğitimci Tonguç”, Birlik, sayı: 74-76, Ankara, 1965.

Yukarıda, Ahmed Emin Yalman'ın Hâtırât'ından naklen, Mazhar Müfit Kansu'dan (1872 – 1948) bahsetmiştik. Mazhar Müfit, 1925'de, gazetecilerin (têdîben, yâni tamâmen “Tek Adam”ın suyunda gitmelerini sağlamak için) sevkedildikleri Diyârıbekir / Elâziz (Şark) Mahkemesi Reîsi idi. İmtiyâzlı misâfir muâmelesi yaptıkları gazetecilere, her sabah, kahvaltı esnâsında, kendisinin bitmez tükenmez kadın avcılığı mâcerâlarını anlatarak bu büyük alçaklıkla övünmek gibi bir seciyeye mâlik olduğuna Yalman'ın şahâdetiyle vâkıf olmuştuk. Nâfi Âtuf Kansu'nun torunları, onun, Nâfi Âtuf'un halasının torunu olduğunu kaydediyorlar. (M. A. Kansu, K. I. Kansu 2011: 23) Mazhar Müfit, Osmanlı Meclis-i Meb'ûsân'ının IV. Devre Hakkâri Meb'ûsluğundan îtibâren 1946 senesine kadar Meb'ûsluk yapmıştır. (Temsîl ettiği şehirler: Hakkâri, Denizli, Çoruh…)

Kansu'ların Mustafa Kemâl nezdinde îtibârı o kadar büyüktü ki “Türklerin babası” sıfatıyle onlara “Kansu” soy adını da o bağışlamıştır… (M.A. Kansu, K. I. Kansu 2011: 76)

1962 ilâ 1973 senelerinde, on bir sene zarfında (en büyük vazîfesi “Tek Adam”a hizmet olan) T. Târih Kurumu'nun Reîsi Ord. Prof. Dr. Şevket Aziz Kansu (1903 – 1983) dahi, dîğer Kansu'lardan daha az tâlihli değildi:

“Tıp Fakültesinde açılan bir sınavla Antropoloji Doçenti olmuş (1929), Ankara'da toplanan birinci Türk Tarih Kongresinden (2-11 Temmuz 1932) sonra Atatürk tarafından Türk Tarih Kurumu asıl üyeliğine seçilmiştir. 1934 yılında profesör olmuştur. Darülfünun (Üniversite) reformunda kadrosu İstanbul Fen Fakültesine nakledilmiştir. 1935 yılında Atatürk'ün isteği üzerine Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine Antropoloji Profesörü olarak getirilmiştir. 1944 yılında Ordinaryüs Profesörlüğe yükseltilmiştir. Bu fakültenin 1942-44 yıllarında dekanlığını yapmış ve 1946 yılında kurulan Ankara Üniversitesinin ilk rektörü seçilmiştir. 1973 yılında yaş haddinden emekli olmuştur. Türkiye Tıp Akademisi, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Paris ve Roma Antropoloji Cemiyetleri ile Alman Arkeoloji Enstitüsü Aslî ve Floransa Antropoloji Cemiyeti Muhabir üyesidir. Türk Tarih Kurumu Başkanlığında (1962-1973) bulunmuştur.” (T. Tarih Kurumu sitesinden; https://www.ttk.gov.tr/kurumsal/oncekibaskanlarimiz/ord-prof-dr-sevket-aziz-kansu-28-4-1962-21-4-1973/; 5.9.2019)

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  157558

-