20 KASIM 2019 ÇARŞAMBA

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 384

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Mâtem âyininde, söz, “Ebedî Şef”inden aldığı ilhâmla “Arapçanın Türk Diliyle kurulduğunu” keşfeden Onat'ta

Kansu'dan sonra, Prof. Naîm Hâzım Onat konuşuyor… Hani şu “Arapçanın Türk Diliyle kurulduğunu” keşfeden anlı şanlı Profesör…

Dil Kurumu'nun başında, Uydurma Dil harekâtının icrâcısı olan Selânikli Dilmen'in Ağustos 1934 târihli Ülkü mecmûasındaki makalesinde ifşâ ettiğine nazaran, Onat'ın bu hârikulâde keşfinin kaynağı da, “Ebedî Şef”miş:

“Sami dillerle Türkçenin mukayesesi işinde, cemiyet azasından derleme kolbaşısı Naim Hazım Bey en ileride yer tutmuştur. Arapçayı pek iyi ve pek derin bilen Naim Hazım Bey arkadaşımız, Büyük Şefin “arı” sözü üzerine koyduğu bir görüşten aldığı kuvvetli bir ilham ile, Arap sözleri arasında pek çoğunun Türk köklerinden kopup geldiğini yüzlerce örneklerle ileriye sürmüştür. İlkin Hâkimiyet-i Milliye sütunlarında, sonra Bülten'de yer bulan bu düşünüş ve buluşlar, günden güne gelişmekte ve genişlemektedir. Kurultay'da da başlıca bir tez olarak ortaya konacaktır.”

Böylece Onat, “Büyük Şef”den aldığı ilhâmla, çalışmalarını ilerletiyor ve Arapçanın Türk Diliyle Kuruluşu isimli büyük keşif kitabı vücûd buluyor: Dil Kurumu tarafından 1. cildi 1944'te, 2. cildi 1951'de basılıyor…

Onat, bu mâtem âyininde de, keşfiyâtının ilhâm kaynağından bahsederken, çok heyecânlanıyor, “titriyen bir sesle”, bir gün, Ata'sının huzûrunda, İnönü'nün, ona, “Büyük Şef”iyle aralarında bahis mevzûu olan “maraz” kelimesinin menşêini sorduğunu anlatıyor ve hâtırasını şu yorumla bitiriyor:

“Ah! Ben bu kelimenin nereden çıktığını asıl sonra anladım! Daha şimdi anlıyorum! O menhus kelime, Büyük Atanın kafasına girmeden bağrına saplanmıştı!” (a.m., ss. 17-18)

“Koca Tanrı! Atamı kıskandın mı?”

15 Kasım 1938'de, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde cereyân eden bu mâtem âyininde, cemâat artık vecd hâlindedir. Peş peşe “29 yürek hıçkırarak konuşuyor”… Söz verilen ilk talebe, Hakkı Savuran oluyor. “Bütün arkadaşlarını hüngür hüngür ağlatan heyecanlı bir hitabede bulunuyor”, “burgu gibi insanın içine işliyen titrek bir sesle devam eden hitabesinin” nihâyetinde, âdetâ soy adının îcâbını yerine getirircesine, şu sözleri savuruyor:

“Koca Tanrı! Atam'ı kıskandın mı? Yeni bir âlem, yeni bir tabiat, yeni bir insanlık yaratan Ata'mı çekemedin mi, Tanrım? 17 milyon canını vermeğe hazırken, onun canını almakta neden ısrar ettin? Neden 17 milyon can yerine bir canı tercih ettin? […] O can 17 milyondan kıymetli idi! […] Gözlerimizle görsek te, kulaklarımızla işitsek te, Atam, senin öldüğüne inanmıyoruz! İnanmıyacağız!” (a.m., s. 18)

“Allah'ın yeryüzündeki en büyük oğlu öldü!”

Şimdi Totaliter Maârifin yetiştirdiği bir başka talebe, “gözleri dolu dolu kürsüye gelen Şevket Kutkan” konuşuyor:

“Tarihi, geniş ve kızıl bir pelerin gibi arkasından sürükliyen Büyük Kumandan ve Büyük Adam öldü! Asırlar içinde bir kere yetişen Müstesnâ Beyin durdu! Ve Allah'ın yeryüzündeki en büyük oğlu sustu!

“İsanın çanları, Muhammedin ezanları, hiçbir din farkı gözetmeksizin, bütün başları bu mukaddes ve büyük ölünün huzurunda eğilmeğe davet ediyor! […]

“Türk ağlıyor, Hintli ağlıyor, Çinli ağlıyor, en ufak bir köyden en muazzam beldelere kadar bütün beşeriyet yas tutuyor! Nasıl ağlamasınlar, nasıl yas tutmasınlar ki Atatürk'leri, Ataşark'ları, Atadünya'ları gitti!” (a.m., s. 19)

Ulus gazetesinin haberi şu tesbîtle bitiyor:

“Dün yirmi dokuz yürek, hıçkırarak konuştu ve yüzlerce genç, yaslı hava içinde bunları dinledi, onlardaki içli duyguya iştirak etti. Bu gençlik, Atatürk'ün çocuklarıdır!” (a.m., s. 20)

Kemalist Maârif, işte böyle nesiller yetiştiriyor…

1_72 

Mütehakkim Zümrenin, “Ebedî Şef”in de, “Millî Şef”in de dâimî iltifâtına mazhar olan pek imtiyâzlı iki mensûbunun kısa tercümeihâlleri...

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  685091

-