Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 386

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Başında bulunduğu Ülkü mecmûasının İkinci Teşrîn (Kasım) 1934 târihli 21. sayısındaki “Türk Dili ve Kurultay” başlıklı makalesinden:

“…Medeniyet tarihinin derinliklerini araştıranlar, maddelere geçmiş eserlerde daima büyük Türk ırkının izlerini buldukları gibi, bugün konuşulan dillerin temellerini arıyanlar da Türk dilinin derin tesirlerini bulup meydana koymaktadırlar. […]

“Ruhlarımızı en asil heyecanlarla doldurarak zafer ve istiklâli kazandıran Büyük Gazi, kafalarımızın güdük çenberini de kırıyor ve Türk bilgisine ve Türk bilginlerine engin ufuklar açıyor. Bu irşat ile, tarihte şimdi hatırladıkça bize ancak utanç veren eski, kısır ve yanlış bilgi ve düşüncelerden kurtulmuş bulunuyoruz…” (M.A. Kansu, K. I. Kansu 2011: 246-247'den naklen)

Ülkü mecmûasının Şubat 1936 târihli 36. sayısındaki “Yeni Fakültemiz” başlıklı makalesinden:

“Türk kültürünün gelişmesinde, ilim alanında ilerlemelere ve buluşlara kaynak olacak yeni bir ilim merkezi Ankara'da kuruluyor: Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi.

“9 Sonkânun 1935 perşenbe günü törenle açılan bu fakülte, nasıl bir erge ile açılıyor, ödevi ve çalışması ne olacak? […]

“Fakültenin ilk dersini veren Prof. Afet, talebeye incelenmek üzere 7 konu gösterdi. Sadece bu konuları gözden geçirince, Türk tarihinde anlaşılması gerekli ne önemli noktalarla karşı karşıya bulunduğumuz görülür.

“Türk Tarihi Tetkik Cemiyetinin değerli çalışmalarına katılacak yeni Fakültenin ilmî çalışmaları, Türk tarihine ve ‘Türk milletinin tarihi, şimdiye kadar tanıtılmak istenildiği gibi, Osmanlı tarihinden ibaret değildir. Türkün tarihi daha çok eskidir ve bütün milletlere kültür ışığını saçmış olan ulus, Türk ulusudur' şeklinde hülasalandırılabilen Tarih Tezimize elbette kuvvetli belgeler katacak, onu daha aydınlatacak ve genişletecektir. […]

“Yeni Fakültenin dil zümresinde, Güneş-Dil Teorisini de kapsayan Türkoloji ile Sümer, Akat, Eti dilleri, Çince, Sanskritçe öğretilecektir.

“Ayni zamanda (Kültür –Maârif- Bakanı) Saffet Arıkan'ın dediği gibi: ‘- Bugün Çin, Hind, Elâm, Sümer, Eti, Mısır, Etrüsk, Grek, Latin kültürleri adı altında anılan ve hepsi Türk atalarımız tarafından kurulan bu kültürlerde Türk dili kökleri aramak, tarihin bize verdiği tabiî bir hakkımız olduğu kadar kutsal bir ödevimizdir de…' ” (M.A. Kansu, K. I. Kansu 2011: 254-255'den naklen)

Kemalist Rejimin Uydurma Târih ve “Güneş-Dil”  rezâleti

Yukarıda, Peyami Safa vesîlesiyle, Kemalist Târih ve Dil Tezlerine kısaca temâs etmiş, bu mevzûda Türkçenin Istılâh Mes'elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar isimli kitabımızda (Ankara: Kurtuba Yl., 2013), mufassal îzâhatta bulunduğumuzu kaydetmiştik. Bu tezler, Kemalizmi hakîkat nokta-i nazarından değerlendirmek ve Kemalist İktidârın işleyişini kavramak için esâslı bir mîyârdır. Bizzât iş başındaki Hükûmetin, daha doğrusu, tek başına “Tek Adam”ın âmil olduğu bu ilim rezâletinin dünyâda bir emsâlini bulmak zordur. Onu, belki, Komünist Rejiminin Lisenko Rezâletiyle kıyâslamak kābil olabilir…

Mezkûr kitabımızın neşrinin üzerinden yedi sene geçti ve bu arada bâzı yeni bilgilere, yeni vesîkalara ulaştık. Binâenaleyh, yine Kemalist İdeoloji ve Rejimin hakîkî mâhiyetini kavramak bakımından çok aydınlatıcı olan Tan ve Cumhuriyet gazeteleri arasındaki kayıkçı kavgası bahsini tamâmladıktan sonra, nasîb olursa, “Güneş-Dil” rezâleti üzerinde de tekrâr duracağız…

Abdullah Cevdet, P. Safa'nın nazarında, Kemalist İhtilâlinin bir  kahramanıdır

Buraya kadarki mevsûk îzâhatımızla, 2. Cihân Harbi evvelinde teşekkül eden farklı Blokları tutma vazîfesi verilmiş Tan ve Cumhuriyet gazeteleri arasında ve Bloklara karşı (zâhiren) tarafsızlık siyâseti tâkîb eden “Büyük Şef”in nezâreti altında, Ekim 1937'de, onların gözlerini boyamaya mâtûf bir kayıkçı kavgası mâhiyetinde devâm eden kalem kavgasına Cumhuriyet saflarında iştirâk eden Peyami Safa vesîlesiyle, Dr. Abdullah Cevdet'in ihtilâlci ve karanlık faâliyetlerini, ayrıca Kemalist Rejimle münâsebetlerini de aydınlatmaya çalıştık. Mâlûm, araştırmamız, “Mustafa Kemâl'in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi” mihveri etrâfında geniş istitrâdlarla ilerliyor. Çünki maksadımız, bu vesîleyle, bir asırdır tahakkümü altında yaşadığımız Kemalist İdeoloji ve Rejimin hakîkî mâhiyetini gün ışığına çıkarmaktır. Bunun için de, başta “Büyük Şef” olmak üzere, Rejimin birçok mühim şahsıyeti üzerinde durmak, dikkatimizi onların bilhassa gizli kalmış bâzı cephelerine teksîf ederek icrââtlarının hakîkî sebeb, gaye ve netîcelerini anlamıya çalışmak lâzım geliyor…

Bütün emsâlleri gibi evvelâ İTK ihtilâlcisi, müteâkıben fanatik Kemalist, her devirde sâdık Farmason Kâzım Nâmi Duru, Hâtırât'ında (İttihat ve Terakki Hatıralarım, İstanbul: Sucuoğlu Matbaası, 1957, s. 6), Dr. Abdullah Cevdet'ten, “çok kıymetli eserleri bulunan bir ilim adamı” olarak sitâyişle bahsediyor. Daha birinci İTK mensûbu olduğu zaman (1898'de), gizli gizli, “Abdullah Cevdet'in kitaplarından birkaçını […] okumağa muvaffak olmakla” iftihâr ediyor (1957: 8)…

O, bir simyâger hüneriyle, Sabataîlik ve İttihâdcılığı Kemalizme, İstiklâl Harbini (“Mürtecilere karşı) “İhtilâl Harbi”ne çeviren “Büyük Şef”in de takdîr ve teveccühüne mazhar olmuş, “Büyük Şef”, onun tarafından tercüme edilen ve kendisine “en büyük âcizden en büyük iktidâra” takdîmiyle arzedilen Akl-ı Selîm'in resmî neşriyâta dâhil edilerek bütün Türkiye'ye yayılmasını têmîn etmişti. Böylece, Dînsizlik İhtilâlinin bu rehber kitabı, “yüce himâye” altında, “Millî Şef” devrinin sonuna kadar bütün “Millî Eğitim” Kitabevlerinde satılarak vatandaşların "İrticâ prangalarından” kurtarıllmasında büyük hizmet gördü…

Kitabın artık unutulduğu uzun senelerden sonra, 1995'de, Maocu Kemalist, bir zamanların tedhîşçi ve PKK destekçisi, şimdilerin sahte vatanperveri Doğu Perinçek (ve ekibi), Kemalist mîrâsa sâhib çıktı, Abdullah Cevdet'i “bir aydınlanma savaşçısı” îlân etti, Dînsizlik İhtilâlinin Rehber kitabını Tanrısızlık İlmihâli ismi altında ve “1928'de Atatürk'ün talimatıyla yayınlanan kitap” reklamıyle tekrâr piyasaya sürdü, 2018'e kadar yaptığı 12 baskı sâyesinde, binlerce kişinin “aydınlanmasına” vesîle oldu… 

Kemalizmin başlıca kalemşörlerinden olan Peyami Safa dahi, baba dostu, hâmî, “Kemalizmden evvel Kemalist” bu Farmason Komitacıya harâretle sâhib çıkmakta mahzûr görmedi. Abdullah Cevdet'in “Peyami Safa Bey oğlumuza” hitâbıyle kaleme aldığı ve muhtevâsından yukarıda bahsettiğimiz 24 Temmuz 1932 târihli uzun mektubunu, Türk Düşüncesi mecmûasının 1 Aralık 1953 târihli ilk sayısında neşrederken, hâtırasını sevgiyle yâdettiği “rahmetli Üstâd”ını, Kemalist İhtilâlinin bir kahramanı olarak takdîm etti:

“Doktor Abdullah Cevdet, radikal olarak Türkiye'de Avrupalılaşma hareketinin şuurlu, kültürlü ve programlı ilk bayrağını açmış adamdır. Çeyrek yüzyıl içinde ara vermeden çıkardığı ‘İctihad' dergisinde, Meşrutiyet'in ilk gününden beri bugünki Türk devriminin fikir temellerini atmağa çalışmıştır. ‘İctihad'ın Türkiye'de Cumhuriyet'in ilânından on yıl önce çıkan 55-57 nci sayılarında, Abdullah Cevdet, Garplılaşma'nın programını da yayınlamış, ‘birer tembellik yuvası olan bütün tekkelerin' kapanmasını, bütün medreselerin ilgasını, sarık sarmanın ve cübbe giymenin yalnız din adamlarına münhasır olmasını, evliyaya nezirler adamanın yasak edilmesini, okuyucuların, üfürükçülerin, sıtma bağlayıcıların ortadan kaldırılmasını, bütün yabancı şirketlerin Türkler'e geçmesi'ni, şerî [Şer'î] mahkemelerin ilgasını, Arap harfleri yerine lâtin harflerinin alınmasını ve Avrupa kanunu medenisinin [Kānûn-ı Medenîsinin] kabulünü istemiş, Meşrutiyet yıllarında bu fikirlerini aydın efkâra kabul ettirmek için yılmadan mücadele etmiştir.

“Yayınladığımız bu mektubu, Doktor Abdullah Cevdet'in 21 sene evvel bir dergi idarehanesinde Peyami Safa'nın bir sözünü yanlış anlaması yüzünden duyduğu infial üzerine ona gönderdiği ve herkesin okumasını istediği mektuptur. Ancak 21 sene sonra neşretmek imkânını bulduğumuz bu vesikada rahmetli üstadın ileriye sürdüğü düşüncelerin sorumunu [mes'ûliyetini] onun aziz hâtırasına bırakıyor ve bu mektubu, devrim tarihine ait büyük bir vesika değerini taşıması bakımından yayınlıyoruz…” (Peyami Safa, “Dr. Abdullah Cevdet'in Bir Mektubu”, Türk Düşüncesi, 1 Aralık 1953, sayı: 1, s. 26)

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  077034

-