20 KASIM 2019 ÇARŞAMBA

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 387

Yesevîzâde Alparslan Yasa

 

1_73 

Peyami Safa'nın babası İsmail Safa (1867 - 1901); Dr. Abdullah Cevdet'in yakın dostu ve onun kadar İngiliz muhibbi idi. Yukarıda (Peyami Safa hayrânı Ergun Göze'den naklen) îzâh ettiğimiz gibi, (üstelik Devlet mêmuru olmasına rağmen) alenen, Cenûbî Afrika Devleti'nin İngiliz emperyalizmiyle savaşan (1899 – 1902) Felemenk asıllı halkı Burlara (“Boer”) karşı İngilizleri desteklemekten çekinmemiş, bu hareketinin cezâsı olarak Sivas'a sürülmüş ve orada ölmüştü. A. Cevdet, bu yakın arkadaşının hâtırasını, İctihâd mecmûasında onun şiirlerinden nümûneler neşrederek yaşatmıştır. Yukarıda baş tarafı görülen ve onun “Zindân” başlıklı şiirini tahlîl eden makāle, bizzât A. Cevdet tarafından kaleme alınmıştır. İctihâd'ın (neşriyât hayâtının son senelerinde mecmûasının imlâsını bozarak onu “İçtihat”a çevirmişti) bu sayısı (1 Aralık 1932, No: 358), son sayıdır ve kendisinin ölümünden (28 Kasım 1932) sonra, “A. Cevdet Fevkalâde Nüshası” olarak neşredilmiştir. Bu nüshaya, Fuat Hulusi Demirelli'nin bu Farmason Birâderinin ölümü vesîlesiyle yazdığı masonî bir şiir de (yukarıda sağda) dercedilmişti. Komitacı sıfatıyle  Meclis-i Meb'ûsan'ın ilk devresinde (1908) Trablusşam Meb'ûsu yapılmış olan Hukukçu Demirelli (İstanbul, 1877 – a.y., 23.11.1955),  sonrasında da, Memleketimizde mühim mevkiler işgal etmiye devâm etti: “Ebedî Şef” devrinin Temyiz Mahkemesi Reîslerinden ve Antalya Meb'ûsu (1927-1931) olduğu gibi, “Millî Şef” devrinde de, müessislerinden ve idârecilerinden olduğu Demokrat Parti'nin İstanbul Millet Vekîli olarak Meclis'e girdi. 9. Devrede (1950 – 1954) yine İstanbul'dan Millet Vekîli seçildi; Kanûn-ı Esâsî Encümeni Reîsliği, DP Meclis Grupu Reîsliği ve TBMM Reîs Vekîlliği yaptı. Bekleneceği üzere, (evvelâ İttihâdcı, sonra da) katıksız bir Kemalistti. Kanûn-ı Medenî'nin ve Borçlar Kanûnu'nun mütercimlerindendir. 1909'da Kalkedonya Mahfili'nde tekrîs edilmiş, Şûrâ-i Âlî-i Osmânî'nin ve Meşrik-ı Âzam-ı Osmânî'nin têsîsine iştirâk etmiş, bu masonî müesselerin en yüksek makamlarını işgal etmişti: 1915-1926 Devresinde Âmir-i Hâkim-i Âzam Kaymakamı (Âmir: Dr. Mehmet Ali Baba –Erel-), 1926-1928 Devresinde tekrâr aynı vazîfe (Âmir: Dr. Fikret Takiyeddin –Onuralp-), 1928-1931 Devresinde Âmir-i Hâkim-i Âzam (Kaymakam: Servet Yesari),  1918-1921 Devresinde Üstâd-ı Âzam (Muâvini: Moiz Fresko), 1955'de tekrâr Âmir-i Hâkim-i Âzam… Bir kısmı (Türk mûsıkîsi makāmlarına göre) bestelenmiş pek çok masonî şiirin müellifidir… “İctihâd'ın büyük üstâdı hakîkî hürdü; / Onu, yılmazlığı, yıllarca Vatandan sürdü. […] Biz ölümden öcü hep böyle alır kimseleriz; / Ebedî iz bırakıp dehre, esefsiz gideriz!” mısrâlarını muhtevî yukarıdaki şiiri de, bunlardan biridir…

 

 

Bir hatırlatma

“Mustafa Kemâl'in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi” başlıklı işbu araştırmadan maksadımız, bu üç hâdiseyi de aydınlatmakla berâber, bu mihver etrâfında, Kemalist İdeoloji ve Rejimin hakîkî mâhiyetini tesbît ve teşhîr etmektir. “Hakîkî” diyoruz, çünki Rejimin takrîben bir asırdır resmî ideolojisi (üstelik totaliter ideolojisi) olan Kemalizm hakkında bütün bir Anadolu Milletine cebren ve hîleyle kabûl ettirilen efsânevî imaj ile realite arasında dağlar kadar fark vardır. “Hakîkî mâhiyet”in mîyârı ise, müsbit delîllerdir, vesîkalardır. Binâenaleyh, kendimiz bu mîyâra uymıyan hiçbir hükme varmadığımız gibi, ulaşdığımız tesbîti de delîlsiz, vesîkasız ortaya atmıyoruz ve okuyucularımızdan bilhassa bu husûsa çok dikkat etmelerini, ilmî usûle muvâfık delîllere istinâd etmiyen hiçbir fikir ve iddiâya îtibâr etmemelerini ricâ ediyoruz. (Herkesin şahsî kanâati ancak kendisini alâkadâr eder; müsbet ilim ise cihânşümûl kıymeti hâizdir…) Bizim tesbîtlerimiz dahi mukābil delîllerle cerhedildiği noktada, bütün ömrümüzce yaptığımız gibi, derhâl kendi müddeâmızı bir tarafa bırakıp hakîkate, müsbet (yâni ilmen isbât edilmiş) müddeâya tâbi olmaya âmâdeyiz…

Gāyemize muvâfık sûrette geniş istitrâdlar yaparak ilerliyoruz

Araştırmamızın mezkûr gāyesini tahakkuk ettirmek, yâni tesbît edebildiğimiz târihî hakîkatleri gün ışığına çıkararak Kemalizmi hakîkî hüviyetiyle teşhîs edebilmek için, yeri geldikçe, geniş istitrâdlar yaparak ilerliyoruz.

Gazetemizde bir senedir tefrika edilen araştırmamızın bu safhasında, ipin ucunun kaçmaması için kısa bir hatırlatma, herhâlde faydadan hâlî olmaz…

Sabataîliğin yeni şekli: Kemalizm

Çok geniş tutmak zorunda kaldığımız “Mustafa Kemâl'in Sabataî Cemâatiyle Alâkası” başlıklı işbu 13. Fasılda, Mustafa Kemâl ve Kemalizm ile Sabataîlik ve Sabataîler arasındaki münâsebeti tedkîk ediyoruz. Kemalizm - Sabataîlik münâsebeti hakkında ulaşdığımız başlıca tesbîtimiz şu oldu: Sabataîlik, 19. asrın ikinci yarısında geçirdiği istihâle ile, sînesinden Kemalist İdeoloji ve Hareketi çıkarmış, kendisi de Kemalizme inkılâb etmiştir…

Muhakkak ki günümüzde de Sabataîlerin, Sabataî asıllı olmıyan Kemalistlerden birtakım farkları vardır. En başta, Anadolu Milletinin içinde erimemek için, mümkün mertebe kendi aralarında evlenmeye ve akrabâlık bağlarının da têsîriyle aralarındaki büyük tesânüdü muhâfazaya devâm ediyorlar. Bu cemâat şuûrunun bir tezâhürü de ayrı mezarlıklara sâhib olmalarıdır. İkinci olarak, kendilerinde çok kuvvetli bir târih (hem cemâat, hem âile târihi) şuûru mevcûddur (Sabataî âilelerinin asırlarca geriye giden şecere tutma merâkı, bu şuûrun bir tezâhürüdür) ve târihlerini iyi bilmek sâyesinde de bâzı örf ve âdetlerini, kültürel unsurlarını yaşattıkları tahmîn edilebilir. (“Tahmîn edilebilir” diyoruz, çünki onlar, bizim için, hep bir kapalı kutudur ve o kutudan dışarıya çok az bilgi sızıyor...) İbrânîce, Yahûdi İspanyolcası ve Fransızcayla alâkaları da bu çerçevede değerlendirilebilir. Üçüncü olarak, menşê, ırk ve kültür îtibâriyle parçası oldukları Yahûdi Âlemine, Beynelmilel Siyonizme ve İsrâil'e büyük bir sevgi besliyor, gizli gizli onlarla dayanışıyor, yardımlaşıyorlar. Dördüncü olarak, bâhusûs Türkiye'de, Mason Localarından, kendi cemâat teşkîlâtları gibi istifâde ediyor ve Sabataî asıllı olmıyan Masonlarla münâsebetleri sâyesinde, Memlekette, geniş bir nüfûz sâhası elde ediyorlar…

Dîğer taraftan, her Kemalist, (ideolojik olarak) bir yarı Sabataî ve Masondur ve bu îtibârle de, onların tabiî müttefîkidir…

Sînelerinden doğmuş olan Kemalizm, Sabataîlerin ortak paydasıdır

Araştırmamızda, Kemalizmin (ideolojik muhtevâsının ana hatlarıyle) bütün Sabataîlerin aralarındaki ortak payda olduğunu ve Sabataî Cemâatinin, umûmiyetle, Sabatay Sevi yerine Mustafa Kemâl'i ikāme ettiğini gösteren birçok misâl zikrettik. Son olarak, husûsen Hüseyin Cahit Yalçın, Sabiha Sertel (Derviş / Deriş / Eren) ve Ahmet Emin Yalman üzerinde duruyoruz. Yalman üzerinde duruken, Sabiha / Zekeriya Sertel, Ahmet Emin Yalman ve Halil Lûtfi Dördüncü'nün ortaklığında neşredilen Tan gazetesi ile Yunus Nadi (Abalıoğlu) ve Nebîzâde Hamdi (Ülkümen) ortaklığında neşredilen Cumhuriyet gazetesi arasında Ekim 1937'de cereyân eden kalem kavgasından bahsetmeyi münâsib gördük; çünki bu hâdise, Kemalist Rejimin hakîkî mâhiyetini kavrama ve Kemalist ricâlin hakîkî çehrelerini teşhîs husûsunda iyi bir misâl teşkîl ediyor.

Tan ile Cumhuriyet arasındaki kayıkçı kavgasının îzâhına aşağıda devâm edeceğiz

Hâdiseyi tahkîk ederken bunun bir kayıkçı kavgası olduğuna hükmettik; zîrâ, bir taraftan, Kemalist Rejim tarafından, zâhirî tarafsızlık siyâsetini tâkîb edebilmek için, o zamanki bütün matbûâta, ya İttifâk, ya da Mihver Devletleri tarafını tutma rolü verilmişti ve Hükûmetin tarafsız siyâset görünüşü için böyle bir mizansen oldukça iknâ ediciydi; dîğer taraftan, bu zâhirî kavgada rol olan gazete ve gazetecilerin hem birbirleriyle, hem Kemalist Totaliter Rejimle uzun mâzîye dayanan dostâne münâsebetleri ve aralarındaki sıkı menfâat bağları, bunun göstermelik bir kavga olmadığına inanmıya mânîdir...

Devâmını aşağıda îzâh edeceğimiz bu hâdise vesîlesiyle, yine istitrâdlar yaparak, kavgaya karışan Peyami Safa, onunla ve Kemalizmle alâkası hasebiyle Dr. Abdullah Cevdet ve Münâfık Râhib Meslier, Sapkın ve Sapık Feylesof Voltaire, ahlâksız Meslier'nin tâkîbcisi D'Holbach, Mehmed Kemal Küçük, Kansu'lar, v.s. üzerinde durma ihtiyâcı hissettik.

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  245089

-