14 KASIM 2019 PERŞEMBE

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 406

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Selânik'de kalabilmek için tekrâr resmî Mûsevîliğe dönmek istediler (zîrâ Yahûdiler mübâdele hâriciydi), bu sefer de İstanbul Hahambaşısı, “Küfür, cinsî sapıklık, hîlekârlık, vurgunculuk, muhtelif ahlâksızlıklar, v.s.” ile mâlûl bir zümre oldukları ithâmıyle onların talebini şâyân-ı kabûl görmedi. (Şişman 2016: 519)

İçlerinden bir kısmı da, İstanbul'un işgal senelerinde, Îtilâf Kuvvetlerine mürâcaât ederek aslında Yahûdi olmaları hasebiyle kendilerine mes'ûl mevkiler verilmesi talebinde bulunmuştu… (Şişman 2016: 325)

“…Demek Türkiye'de bunlar da Türkten başka düşünen ve zıd menfâat sâhibi bir zümredirler… İşin felâketi, bunlar Türk görünüyorlar! Rumlar, Ermeniler bunlardan çok iyi… Çünki hiç olmazsa Rumdur, Ermenidir biliriz... Bu ecnebî, bu parazit kanımızda saklanıyor! Yüzlerini, gözlerini kanımızla boyuyorlar! Böyle bir zümreden birini sivriltmek, Dârülfünûn'a Profesör yapmak… Fenâ şey!” (Dr. Rıza Nur, Hayât ve Hâtıratım, İstanbul, Altındağ Ye., 1968, ss. 1079-1081.)

Basîretli ve mazbût ahlâk sâhibi bir siyasetçi olmayan Dr. Rıza Nur, bu teşhîsine rağmen, onların Türkiye'ye hicret etmelerine müzâhir oldu…

Dr. Rıza Nur'un da dâhil olduğu Kemalist Hükûmet –gazetelere kadar intikal eden- bütün bu vâkıaları gāyet iyi bildiği, en azından mübâdeleyle gelen Sabataîlerin büyük bir kısmı da nezdinde tescilli olduğu hâlde (ki Varlık Vergisi tatbîkātı bunun delîlidir), onları Türkiye'ye kabûl etmekten ictinâb etmediği gibi, üstelik kendilerine büyük imkânlar tahsîs etti…

Böylece, esâs îtibâriyle, Avrupa (ve arkasındaki Gizli-Kuvvet), Masonluk, Sabataîlik sacayağı üzerine müesses yeni iktidâr, üçüncü kuvvetli mesnedine de kavuşmuş oluyordu...

Dîğer taraftan, kendilerine rağmen Türkiye'ye getirilmeleri, Sabataîleri, 2. Cihân Harbi senelerinde Yunanistan'ı işgāl eden Nazilerin temerküz kamplarından kurtararak, onlara cemâat varlıklarını idâme etme imkânı verdi; ki bu da, Sabatay Sevi yerine koydukları şahsın onlara bir başka büyük lûtfudur…

İTÜ Rektörü oğul Santur

İTÜ Rektörlüğüne tâyîn edilen ikinci Santur, Fikri Santur'un oğlu, Melda Santur Özverim'in babasının adaşı, Elektrik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Mustafa Santur'dur (Selânik, 1905 – İstanbul, 7.3.1981). 1948-50 devresinde İTÜ Elektrik Fakültesi Dekanlığını deruhde ettikten birkaç sene sonra, bu def'a, 26.5.1954 – 25.6.1955 devresinde, İTÜ'nün başına getirilmiştir… Kendisi, İlhami Soysal tarafından, Büyük Loca idârecileriyle görüşülerek hazırlanmış kitapta, Mason Akademisyenler listesine dâhil bulunuyor… (İlhami Soysal, Dünyada ve Türkiye'de Masonluk ve Masonlar, İstanbul: DER Yl., 1988, 4. Baskı -ilk baskı: 1978-, s. 23) 

 1_90

Türkler ve sâir Müslümanlar asırlık uykularına gömülmüşken, Selânik merkez olmak üzere, bütün Balkanlar'a, Marmara ve Ege Bölgelerine, (Girit ve Rodos başta olmak üzere) Adalar'a dağılmış olan (muhtemelen) 50 bin civârındaki Sabataî Cemâati, 19. asrın ikinci yarısında büyük bir istihâle geçirerek, bütün çocuklarını kendilerine münhasır asrî mekteblerde okutmaya, Avrupa'nın ilim ve tekniklerini tahsîle, gazete, mecmûa ve kitap neşriyâtına, Avrupa'yla ticârete, sınâî-ticârî müesseseler kurmaya, Ordu içinde nüvelenmeye, kendi gizli teşkîlâtlarına muvâzî olarak Farmason Locaları teşkîline, ihtilâlci hareketler mayalamaya büyük ehmmiyet verdi ve sonunda,  maârif, milletler arası ticâret, sanâyileşme ve sinsi sinsi elde ettiği yüksek mevkıler sâyesinde hızla zenginleşti, kuvvetlendi, Memlekette, (yerli-ecnebî müttefîkleriyle berâber) tam mânâsıyle bir Mütehakkim Zümre hâline geldi, Memlekete kendi dünyâ görüşüne uygun bir şekil verdi… Kendi isimlendirmeleriyle, “Kemalist Türkiye” bu hâli ifâde ediyor… Anadolu Milleti, herhâlde ancak Bâsübâdelmevt'te uyanacak!

***     

 

 

Santur'larla akrabâ dîğer âileler

Santur'lar, yukarıda zikrettiklerimiz hâricindeki bâzı Sabataî âileleriyle de akrabâ… Meselâ araştırmamızın başlarında bahis mevzûu ettiğimiz Edin'ler… Bunlardan (Korgeneral Fahri Belen'in bacanağı) Hulki Edin'in vefât îlânında (Milliyet, 12.2.1967, s. 7), kendisinin, “Muradoğlu, Santur ve Deriş âilelerinin kuzeni” olduğu tasrîh ediliyor…

Bir başka isim, Saymen'ler… Bu âilenin tesbît edebildiğimiz en meşhûr sîmâsı Hukuk Prof. Dr. Avukat Ferit Hakkı Saymen (Selânik, 1910 – İstanbul, 1.8.1967)… Prof. Saymen, Ord. Prof. Dr. Fikri Santur - Hürmüz Santur (ö. İstanbul, 16.1.1973) çiftinin dâmâdı… Santur'ların bir çocuğunun (İTÜ Rektörü) Ord. Prof. Dr. Mustafa Santur olduğunu görmüştük. Dîğer çocukları, Prof. Saymen'le evlenen Âliye Santur (Saymen; ö. İstanbul, 12.5.1993, Zincirlikuyu)… Ferit Hakkı Saymen'in bir kız kardeşi var: Samiye Saymen (Oktay)… Babasının ismi, başka kardeşleri ve çocukları olup olmadığı mechûlümüz… Mâmâfih, annesinin ismini biliyoruz ve bu bilgi, bizi, Ekemen'ler, Bezmen'ler, Kırca'lar, v.s. âilelere götürüyor…

Ekemen'ler ve Kırca'lar

Santur'ların akrabâ oldukları Bezmen'lerden araştırmamızın baş taraflarında genişçe bahsetmiştik. Hem Santur'larla, hem de Bezmen'lerle yakın akrabâ olan bir başka âile, Ekemen'ler… Cemâatinin pek çok ferdi gibi Şişli Terakki Lisesi mêzûnu olan Prof. Dr. Avukat Ferit Hakkı Saymen'in annesi Seza Ekemen (Saymen), bu âileye mensûb… (Prof. Saymen'in Ş. Terakkî mêzûnu olduğuna dâir bilginin kaynağı, aşağıda tekrâr zikredeceğimiz Mübeccel İzmirli'dir.)

Seza Ekemen (Saymen), Selânikli Zeki Nâfiz Efendi / Emine Hanım çiftinin 7 çocuğundan biri… Zeki Nâfiz, 1920'li (ve muhtemelen 30'lu) senelerin büyük iş adamlarından: Zahîre ihrâcâtçı-ithâlâtçısı… Evlâdlar ve torunlar da, baba mîrâsını iyi değerlendirmiş ve büyük iş adamları olmuşlar…

Büyük tüccar Zeki Nâfiz Efendi'nin (sonradan, hepsi, “Bey” üvânıyle zikredildiler) babaları olduğu yedi çocuktan üçü erkek, dördü kızdır: Avukat Nâfiz Zeki Ekemen, Fazıla (Şeşbeş), Seza (Saymen), İnayet (Uras; ö. İstanbul, 1.1.1958; kızı: Münevver Uras), Nâzım Zeki Ekemen, Nabi Zeki Ekemen ve Rezzan (Erginer; ö. İstanbul, 12.3.1965, Feriköy Mez.)… (Mêhazlar: Ayşe Ekemen'in v. î.: Milliyet, 14.4.1962, s. 2, 22.4.1962, s. 2; Nâzım Zeki Ekemen'in v. î.: Milliyet, 2.1.1958, s.2; Rezzan Erginer'in v. î.: Milliyet, 13.3.1965, s. 7; Nafiz Zeki Ekemen'in v. î.: Milliyet, 9.9.1979, s. 12; Zeki Ekemen'in v. î.: Milliyet, 30.3.1988, s. 7, v.s.)  

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  076252

-