20 OCAK 2020 PAZARTESİ

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 435

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Kemalizm, Laiklik muktezâsınca, Müslümanlara hayât hakkı tanımıyor

Şükrü Kaya'nın yine 5 Şubat 1937 Nutkunda îlân ettiği vechiyle, Kemalizm, Müslümanlara hayât hakkı tanımayı reddiyor…

Zîrâ, Laiklik muktezâsınca, teşrî faâliyetinde Müslümanlara en küçük bir söz hakkı tanımayı, onların ihtiyâc ve taleblerini dikkate almayı, peşînen ve ceffelkalem reddediyor… Kānûnlar, Müslümanlığın aksine, “mâverâ-yı dünyâya taallûk eden her türlü endîşelerden, her türlü lâhutî [ilâhî] hayâllerden müberrâ” olmalıymışlar… Ayrıca, Müslümanlık “vicdânlarda ve mâbedlerde kalmalı, maddî hayât ve dünyâ işine karışmamalı” imiş…

Ahlâk sâhasında dahi, Müslümanlığa îtibâr yok! “Mâneviyâtı için Türkün temiz ahlâkını inkişâf ettirmek kâfî” imiş… Neymiş o “Türkün temiz ahlâkı”? Bizim bildiğimiz, Türkün yaşamıya çalıştığı ahlâk, ancak İslâm ahlâkıdır. Onu dışlayıp yerine ne konulmak isteniyor? Âşikâr ki Masonluğun “Laik Ahlâk”ı! Nitekim Farmason Kemalist Necmeddin Sadık Sadak'ın 1939 Maârif Vekâleti baskısı –ilk baskısı: 1937- lise Sosyoloji ders kitabı “Laik Ahlâk” fikrini propaganda eder… (Tafsîlât için Türkçenin Istılâh Mes'elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar isimli kitabımıza –Ankara: Kurtuba Yl., 2013, ss. 147/148- mürâcaât…)

Bedîhîdir ki Müslüman hüviyetiyle Memleket işlerinde herhangi bir rol oynamasına müsâade edilmiyen, teşrî faâliyetinde inançları, ihtiyâcları, talebleri kat'iyen dikkate alınmıyan, Îmânını sâdece vicdânında ve mâbedinde mahpus tutmakla mükellef olan Müslüman, bu sûretle, mânevî varlığı îtibâriyle yok ediliyor… İnançlarına  zıdd bir ictimâî nizâmda ve ona uymak mecbûriyetinde olarak yaşamıya mahkûm olan Müslümanın, elbette, bir müddet sonra, varlığı ile yokluğu fiilen bir hâle gelen Îmânını da kaybetmesi kaçınılmazdır… Yâni sistemli, planlı bir  kültür jenosidi… Kültürünü yok ederek bir beşerî topluluğu ademe mahkûm etmek…

Bir de şu Münâfıkça sözler: “Eşhâsın vicdân hürriyetlerine ve istedikleri dînlere intisâbına zerre kadar müdâhalemiz yok” ve “herkesin vicdânı hür” imiş…

Öyleyse Kemalist “Dîn İnkılâbı” ne oluyor? 18 sene bağırttığınız Kemalist Uydurma Ezân da neyin nesiydi? Ya “Öztürkçe İbâdet” terâneleri, Kur'ân-ı Azîmüşşân'ın yerine “Öztürkçe” ve bozuk bir Meâl ikāme etme çalışmaları? Ya câmileri gasbedip satmalar, yıkmalar, ahıra tahvîl etmeler? Ya İstanbul'un fethinin ve millî hâkimiyetin timsâli Ayasofya Câmii'ni “Bizans Müzesi”ne çevirmekle övünmeler? Ya İmâm-Hatîb Mektebleri ile İlâhiyât Medresesi'ne kilit vurmanız? Ya Bursa'da 1-5 Şubat 1933 Sahîh Ezân Hâdisesi, akabinde, tedhîş, zulüm ve tedhîşçi “Bursa Nutku? Ya mekteblerde ve Maârif Vekâleti kitaplarıyle Dînsizlik propagandası? Ya 12 Eylûl Darbesi sâyesinde “Dîn Kültürü ve Ahlâk Bilgisi” dersleriyle “Kemalist Müslümanlık” aşılama ve Müslümanlığı Kemalizmin payandası hâline getirme siyâseti? Ya câmilerde Kemalist Rejime ve sâhibine duâ ettirmeler? İlh… Sizin Müslümanlara zulümleriniz saymakla bitmez ki!

Üstelik, bir zamanlar, bu “Kemalist Dîn İnkılâbı” projesi, ilk lise İnkılâb Târihi ders kitabı olarak okutulan ve yine (dîğer üç cild lise Târih kitapları gibi) “Güneş Dehâlı Büyük Üstâd” tarafından bizzât veyâ onun nezâreti altında têlîf edilmiş bulunan Târih IV'te iftihârla bahis mevzûu ediliyordu:

“1931-1932 yıllarının Cumhuriyet tarihine ait mühim hadiselerinden biri, Türkçe Kur'ân ile Türkçe ezanın birdenbire yayılmasıdır. Dinde bu geniş millîleşme hareketi Büyük Şef'in memlekette yaptığı uzun bir tedkik seyahati sırasında İstanbul'da bulunuşuna ve Ramazan ayına tesadüf eder. İstanbul'un en tanınmış müezzinleri, Dolmabahçe Sarayı'nda bizzat Gazi'den aldıkları irşat ve ilham ile, belli başlı camilerde Türkçe Kur'ân ve Türkçe ezan okudular, Türkçe tekbirler getirdiler. Kadir Gecesi, Ayasofya'da, pek çok müezzinin ve camiden sokaklara kadar taşan binlerce halkın iştirakiyle Türkçe din merasimi yapıldı. Ondan sonra bütün memlekette müezzinler ezanı Türkçe okumayı öğrenmeye ve okumaya başladılar.” (Tarih IV; Türkiye Cümhuriyeti, İstanbul: Maarif Vekâleti, 1934, s. 242)

 1_107

2019 Türkiye'sinden Tevhîd bayrakdârı ecdâdımızın kemiklerini sızlatan dehşetengîz manzaralar… Bir asırdır afyonladıkları Anadolu Milletini sonunda bu derekeye düşürdülür! Artık Kemalist Propaganda Vekâleti böyle nesiller yetiştirmekle ne kadar iftihâr etse azdır!

Yukarıda da ifâde ettiğimiz gibi: Aslında, ilmî ve felsefî planda tartışmaya dahi değmiyen, bütün esâsı, toptan Avrupa Kültürünü benimsiyerek Avrupa'ya temessül etmekden (dîğer tâbirle Frenkleşmekden), “Laiklik” sloganıyle Ateist, Materyalist bir iktidâr kurmaktan, birbirinden ayrılmıyan Müslümanlık ile Türk Kültürüne hadsiz nefret beslemekden, dahası, şahısperestlikden (dîğer tâbirle bir şahsı mâbûdlaştırmaktan) ibâret ve bu yapısıyle ancak sömürge beyinli fanatikler îmâl etmiye müsâid totaliter ve iskolastik zihniyet temsîlcisi bir ideoloji…

Bu mâhiyetteki bir ideoloji mi gûyâ Memleketin her derdine devâymış ve ondan uzaklaşmak, Memleketi geri bırakıyormuş? Günümüzün müsbet ilim ve tefekkür dünyâsında bundan daha iptidâî, daha süflî bir düşünce tarzı az bulunur!

Bilakis, Anadolu Milleti, bu bâtıl ideolojinin tahakkümünden kurtulmadıkça tekrâr târihî şahsıyetine kavuşamıyacaktır!

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  754275

-