27 ŞUBAT 2020 PERŞEMBE

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 470

Yesevîzâde Alparslan Yasa

‘Türkçe Kur'ân'

Şimdi, aşağıda, münâvebeli olarak, Cumhuriyet ve Akşam gazetelerinden “Türkçe Kur'ân ve Ezân” hâdisesinin 1350 Ramazanındaki seyrini tâkîb edeceğiz. (Yukarıda tasrîh ettiğimiz sebeble, Akşam'a, umûmiyetle kısa atıflarla iktifâ edeceğiz.) Böylece iki gazetenin haberlerinin birbirini têyîd ettiğini, ayrıca tavır ve yorumlarının da birbirine muvâzî olduğunu müşâhede edeceğiz.

- A (Akşam), 20 Kânûnusânî 1932 / 11 Ramazan 1350, Çarşamba, birinci sayfanın üst tarafında sağdan 3. sütûn: “Türkçe kuran. Hafız Yaşar bey [Okur] Cuma günü Yeraltı camiinde türkçe kuran okuyacak. Haber aldığımıza göre, Riyaseticumhur sabık musiki heyeti şefi Yaşar bey bu Cuma Yeraltı camiinde mukabele esnasında, kuranı kerimin, tilâvet ettiği arabî kısımlarını türkçe olarak da kıraat edecektir. Gayet güzel kuranı kerim okuyan hafız Yaşar beyin, kendine hâs sesi ve makamile, ilk defa olarak Türkçe kuranı kerim tilâveti her halde, cemaat tarafından büyük bir istifade ve alâka ile dinlenecektir.”

- A, 21 Kânûnusânî 1932, ss. 1 ve 2: “Türkçe kuran. Halk büyük bir alâka gösteriyor. Riyaseticumhur alaturka saz heyeti şefi hafız Yaşar beyin yarınki cuma günü Yerebatan camiinde Kuranı Türkçe olarak okuyacağını yazmıştık. Şimdiye kadar halk, kuranı dinliyor, fakat kendi dininin hakikatlerini bir türlü anlayamıyordu. Bu ilk adımdır. Türkçe kuran okunması yakında umumîleşecek, Türk müslümanları kendi öz dillerile Allaha ibadet edeceklerdir. İlh…”

Buradaki misâllerde de müşâhede edildiği vechiyle, Kemalist (güdümlü) matbûât, tilâvet ettirilen metinden, “Türkçe Meâl” değil, “Türkçe Kur'ân” olarak bahsediyor. Bundan sonra da, hiçbir haberde bu hâlin aksi görülmiyecektir. Niyet âşikârdır: Mes'ele, halka Kur'ân-ı Hakîm'in mânâsının öğretilmesi değil, onun aslı yerine, “nazîresi” hükmüyle, bir tercümesinin ikāme edilmesidir… Ayrıca, bir sonraki merhalede, câmilerde, Namaz Sûreleri de Türkçe olarak okutulmak sûretiyle “ibâdet” yaptırılacaktır: “Türkçe kuran okunması yakında umumîleşecek, Türk müslümanları kendi öz dillerile Allaha ibadet edeceklerdir”…

Cumhuriyet, yapılan işin ismini koyuyor: “Dînî bir inkılâb”

- C (Cumhuriyet), 21 Kânûnusânî 1932, s. 1, sol üst tarafta, iki sütûnluk resimli haber ve yorum: “Dinî bir inkılâp: Türkçe Kur'an… Yarın Yeraltı camiinde mevlit ve Kur'an okunacak…” Resim altı yazısı: “Bundan sonra Kur'an'ın türkçe olarak okunması gibi büyük bir inkılâba şahit olacak camilerimizden Ayasofya'nın dahilî manzarası…”

Burada bahis mevzûu olan, bir haberden ziyâde yorum, daha doğrusu “Dînî İnkılâb”ın harâretli bir müdâfaanâmesidir. Haber-makālede hassaten câlib-i dikkat olan iki husûs var: 1) Mes'ele, sâdece “Türkçe Kur'ân” okunması değil, “ibâdetlerin öz dilimizle yapılması”dır… Proje bellidir: Tatbîkāta konulan “Türkçe Kur'ân ve Ezân”ı, bütün ibâdetlerin Türkçeleştirilmesi (“ibadetlerimizde din kitabımızın kendi dilimizdeki ifadesinin kullanılması”) “tâkîb edecektir”… 2) Bu “İnkılâb” da, bütünüyle, “Mutlak Şef”in projesidir: “Gazi İnkılâpları millete bu yolda dahi nurlu bir şahrah açmıştır”…

“Kur'an'ın türkçeye müteaddit ve çok dikkatli tercümeleri yapılmış olduğu malûmdur. Din kitabı Türk'ler arasında dahi kendi öz dillerinde yazılmış ve basılmış bulunuyor. Eskiden bazı Kur'an kitaplarının kenarlarında türkçe tercümeleri de yazılı idi. Şimdiki vaziyet bütün metnin yalnız türkçe tercüme olarak tabı ve neşredilmesinden ibarettir. Bu vaziyeti pek tabiî olarak Kur'an'ın türkçe olarak okunması ve hatta ibadetlerimizde din kitabımızın kendi dilimizdeki ifadesinin kullanılması takip edecektir. Müterakki milletlerin kâffesi bu yoldan yürümüşler ve bu safhalardan geçmişlerdir. Meselâ İncil'in tercüme olunmadığı hiçbir dil yoktur. Hatta bizim türkçeden gayri dil bilmiyen Anadolu hıristiyan ortodoksları ibadetlerini türkçeye tercüme olunmuş İncil ile yaparlardı. Hakikatte bundan daha tabiî bir şey olamaz. İnsanların itikada müstenit ibadetlerini kendi dillerinde yapmamaları bilâkis anlaşılmayacak bir şeydir. Din kitabımızın türkçeye tercüme edilmemiş olması ve ibadetlerin öz dilimizle yapılmaması cehalet ve taassup devirlerinin manasız ve hatta muzır bir dalâleti idi. Gazi İnkılâpları millete bu yolda dahi nurlu bir şahrah açmıştır. Mevlidin Süleyman Çelebi tarafından Türk lisanile tertip olunan eserden okunması ne kadar hoştur. İlh…” (Haber-makāle 8. sayfada devâm ediyor.)

 1_135

Girişilen iş, pervâsızca îlân edilmiş, Laik, Materyalist Kemalizm, en büyük inkılâbının inşâsına başlamıştı: “Dînî İnkılâb”… “Öztürkçe İbâdet Vâsıtasıyle Dîn İnkılâbı”… Sahîh Müslümanlık yerine “Kemalist Müslümanlık” dalâletinin ikāmesi, Memleket idâresine Laikliğin, dîğer tâbirle Materyalizmin hâkim kılınması ve cem'iyete Frenk hayât tarzının benimsetilmesi…  Kemalizm, bu projesinden hiç vazgeçmiyecek, tahakkuku için –tâ günümüze kadar- fırsat kollamıya, ona zemîn hazırlamıya devâm edecek, bu yolda (bilhassa ihtilâller, darbeler ve Kemalist Propaganda Vekâleti sâyesinde)  adım adım mesâfe kat'edecektir… Zâten proje, geniş mıkyâsda tahakkuk etmiş, ikmâline az kalmıştır…

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  264367

-