1 EKİM 2020 PERŞEMBE

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 472

Yesevîzâde Alparslan Yasa

- C, 25 Kânûnusânî 1932, birinci sayfanın sol üst tarafında, iki sütûnluk resimli haber ve yorum:  “Halk türkçe Kur'an dinlemek istiyor… Türkçe Kur'an okunan camilere dün de büyük tehacüm oldu. Yarın ve Cuma günü İstanbulun müteaddit camilerinde güzel sesli hafızlar türkçe Kur'an okuyacak…” Resim altı yazısı: “Hafız Yaşar Bey, Aksaray'da Selçukhatun camisinde türkçe Kur'an okuyor…” Devâmı: “Hafız Yaşar Bey tarafından geçen Cuma günü, Yerebatan Camiinde türkçe Kur'an okunması büyük bir alâka uyandırmış ve diğer bazı camilerde muktedir hafızlarımız tarafından halka türkçe Kur'an okunmağa başlamıştır… Hafız Bürhan Bey dün Beyoğlu'nda Kamerhatun camisinde öğleden sonra türkçe Kur'an okumuştur. Bürhan Beyin türkçe Kur'an okuduğunu duyan civar halkı kâmilen camiye dolmuşlar ve Hafız Beyin etrafını almışlardır. Bürhan Bey çok güzel sesile türkçe Kur'an okurken halk, bilhassa kadınlar, büyük bir vecd ve heyecan duymuşlardır…”

Ayrıca, bütün sağ sütun boyunca Yunus Nadi'nin başmakalesi: “Türkçe Kur'an, Türkçe ibadet”…

Yunus Nadi, “Türkçe Kur'ân ve ibâdet” hakkında yazıyor

Farmason Kemalist gazeteci Yunus Nadi, başmakālesinde, başlığından da anlaşılacağı vechiyle, bir taraftan Kur'ân-ı Kerîm'in tercüme edilebilirliğini, dîğer taraftan da onun Türkçesiyle ibâdet etmekte bir beis olmadığını müdâfaa ediyor… Makālesinin tercüme edilebilirlikle alâkalı kısmının sonunda, usturuplu bir üslûbla, Kur'ân-ı Kerîm'in İlâhî Kitab olmadığını îmâ ediyor…

“Türkçe Kur'an, Tiirkçe ibadet

“Kur'anın türkçeye tercümesi yeni bir şey değildir. Türk'ler islâm dinini kabul ettikten sonra bunların içinde zamanlarına göre hakikaten âlim denilecek veçhile okumuşların hemen kâffesi maatteessüf çok yanlış bir gidişle Arap dilini bütün an'anesile tahsil etmişlerdi. Arapçanm en büyük kamusu bir Türk'ün eseridir. Türk âlimlerinden bir çoğu ilmî eserlerini Arap dilile yazmışlardır. Arapçada bu kadar, hatta pek çok Arap'lann bilmiyecekleri kadar derinleşen Türk'ler tabiî Kur'anın manasını da pek iyi biliyorlardı. Kur'an üzerine yazılmış en esaslı tefsirler Türk âlimlerinindir. Kazi Beyzavi Türk'tür, Zemahşeri Türk'tür. Türk'ler Kur'anı yalnız tefsir etmemişler, tercüme dahi etmişlerdir. Zaten tefsir eden tercümeye evleviyetle muktedirdir. Ne hacet, Kur'an üzerine yapılan vaızların hemen hepsi şerhli, tefsirli ve biraz da hikâyeli bir tercümeden başka bir şey değildir.

“Kur'anın tercümesine dinî veya aklî hiç bir mâni yoktur. Ruhülbeyan îsmini tasıyan ve bazı Kur'an kitaplarının sahife kenarlarına tab'olunan tercüme hayli eski bir tercümedir. Hal böyle iken bir nice zaman adlarına ülemayi rüsum denilen bir takım hocalar arasında Kur'anın tercümesi caiz ve mümkün olur mu olmaz mı diye bitip tükenmez bir mes'elenin dedikoduları vardı. Hiç lüzumu ve mahalli olmadığı halde ortaya böyle bir bahis çıkarılmış olması bizde ilmin iyiden iyiye tedenni ettiği zamanlara tesadüf eder. Padişahın halkı cehalet karanlığı içerisinde bırakmaktaki menfaatlerinden başka üç beş arapça kelime öğrenerek kafasına her sarık saranın âlim sayıldığı zamanlar bu gibi hezeyanların meydan almış olmasını şimdi pek tabiî buluyoruz. Çünkü o vakitler sarıklılık bir nevi maişet sebebi olmuştu. Sarıklılar kendilerine ekmek veren sarığın pabucu dama atılmak korkusile koyu bir taassub içinde herkesi tedhîş etmeği meslek edinmişlerdi. Kur'anm türkçeye tercümesi de işte onların bu suretle herkesi tahzir etmek istedikleri işlerden biri idi.

“İyi arapça bilen hoca Kur'anı okuyarak manasını bana söylüyor mıydı söylemiyor mıydı? Onun bana anlattığı mana Kur'anın türkçeye tercümesi değil de nedir? Ve zaten Kur'an nihayet manası anlaşılmıyacak bir kitap mıdır? Bilen tercüme etsin ve dikkatle tercüme olunsun, işte istenilecek budur. Eski tercümelerinden başka on beş yirmi senedir değerli ve salâhiyetli bazı zatlar Kur'anın tercümesine itina ve ihtimam ettiler. Bu suretle ortaya güzel tercümeler çıktı. Bunlar diğer salâhiyetli zatlar tarafından tetkik olunarak muvafık bulundu ve böylelikle vaktile bazılarının manasız bir taassup ile karıştırdıklan pek tabiî bir mes'ele en tabiî şeklinde hallolunmuş oldu. Bu tercümeler çoktanberi tabı dahi edilmişlerdir. Şimdi onları Türk'ler okuyarak din kitaplarının ahkâmını doğrudan doğruya kendi dillerinde kendileri görüp anlıyorlar ve bundan da pek tabiî olarak şahsî zevk buluyorlar.

“Vaktile bazı hocalann tercümeye neden mümanaat etmek istediklerinin hakikî sebebini yukarıda yazdık. İtiraf olunmıyan bu hakikî sebep haricinde olarak onlar ortaya Kur'an Allah tarafından Arap dilinde mi yollanmıştır, yoksa Tanrı Taalâ Peygamber'e onun manalarını ilham etmiştir de Peygamber mi o manaları kendi dilinde ifade eylemistir diye bir mes'ele çıkarmışlardı. Bununla maksatları bahsi Kur'an gökten böyle inmistir diyerek kelimesine dokundurmamaktı tabiî. Halbuki ruh ve manasının nerelerden geldiğinden kat'annazar Kur'anın malum ve mevcut ifade şekli ile Peygamber'in ağzından çıkmış bulunduğuna şüphe yoktur. İlh…”

 2_57

DÎNİMİZE DAHLEDEN BÂRÎ MÜSLÜMAN OLSA!

Müslümanlık hakkında ahkâm kesen, Kemalist “Dînî İnkılâb”ı, bu çerçevede Kur'ân-ı Kerîm yerine –nazîresi hükmüyle- bir tercümesinin ikāmesini, ibâdetin bütünüyle “Öztürkçe” yapılmasını, “hakîkî Müslümanlığın” Kemalist “Dînî İnkılâb”la başladığını, v.s. müdâfaa eden fanatik Kemalist Yunus Nadi, 13 Temmuz 1923'te Murat Locası'nda tekrîs edilmiş bir Farmasondu. (Aslında, daha evvel, Selânik'deki bir Locada tekrîs edilmiş olması daha muhtemeldir…) Masonlara yakın bir sîmâ olan Sabataî Müellif, Mütercim, Avukat Haydar Rifat Yorulmaz,'a nazaran (Farmasonluk, İstanbul:Şirketi Mürettibiye Matbaası, 1934, s. 216), Masonlukta 19. Dereceyi ihrâz etmişti… Selâniklilerle de pek haşir-naşirdi, hattâ onlarla akrabâlık têsîs etmişti… Hakkında, Karaylardan olduğuna dâir ciddî bir iddiâ mevcûd olduğundan daha evvel bahsetmiştik… (Bkz. Yeni Söz, 24.8.2019, Tef. No: 332.)

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  824469

-