8 NİSAN 2020 ÇARŞAMBA

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 473

Yesevîzâde Alparslan Yasa

“Türkçe Kur'ân” okuttuğu için “Büyük Şef”e duâ ediliyor

26 Ocak 1932 gününün haberlerinden de, halkın, “Türkçe Kur'ân”ı “Büyük Şef”in okuttuğunu bildiği anlaşılıyor… Gazetelerin rivâyetlerine nazaran, cemâatten bâzı kimseler, bunun için “Gazi Hazretleri” hakkında yüksek sesle hayır-duâda bulunmuşlar…

Dîğer taraftan, gazeteler, efkârıumûmiye üzerinde, ısrârla, “Türkçe Kur'ân” tilâvetine büyük rağbet olduğu intibâı uyandırmak gayretindeler…

- A, 26 Kânûnusânî 1932 / 17 Ramazan 1350, Salı, birinci sayfanın sol tarafında, ortada, iki sütûn üzerine haber başlığı: “Türkçe kur'ana rağbet… Bugün hangi camilerde türkçe kur'an okunacak? Vişnezade camiinde halk Gazi Hz. için dua etti…”

“Halkın gösterdiği alâka ve rağbet üzerine bir çok camilerde hafızlar Türkçe kur'an okumağa başlamışlardır. Bir kısım hafızlar da evlerinde, camilerde Türkçe kur'an meşkile meşgul olmaktadırlar. Bunlar yakında Türkçe olarak kur'an okumağa başlayacaklardır. Ayasofya, Nuruosmaniye, Yeraltı, Sultan Ahmet, Fatih camileri hafızları da Türkçe kuran okumak için hazırlanmaktadırlar. […]

“Dün Altımermerli hafız Burhan, Galatasaray muallimlerinden hafız Nuri, Beşiktaşlı hafız Rıza, Aksaraylı hafız Zeki beyler muhtelif camilerde türkçe kuran okumuşlardır. Halk hangi camide türkçe kuran okunduğunu haber alırsa oraya koşmaktadır. Hattâ bir camiden çıkıp diğerine ve oradan da üçüncüsüne gidenler pek çoktur.

“Dün hafız Zeki beyin türkçe kuran okuduğu “Vişnezade” camiinde halk büyük bir vecit ve heyecana gelmiştir. Türkçe kur'an okunduktan sonra cemaatten bir çoklarının gözleri yaşarmış, ak sakallı bir ihtiyar ayağa kalkarak yüksek sesle:

“- Allah, Gazi paşamıza dünya durdukça uzun ömürler versin! Bize kur'anımızın manasını o anlattı. Kaç yıldır namaz kılarım. Okuduğum duayı ve imamın okuduklarını anlayamazdım, demiştir. 

“Kadın, erkek, genç ihtiyar bütün cemaat Türkçe Kur'an münasebetile Gazi için uzun uzun dua etmişlerdir. İlh…”

- C, 26 Kânûnusânî 1932, birinci sayfanın en üstünde bir baştan bir başa altı kırmızı çizili manşet: “Türkçe Kur'an okunması büyük memnuniyet yarattı”… Birinci sayfanın solunda, ortada, Süleymâniye Câmii'nin ve Hâfız Bürhan Bey'in resimleri: “Bugün Hafız Bürhan B. tarafından türkçe Kur'an okunacak olan Süleymaniye camii…” Başlık: “Türkçe Kur'an okunması halkı vecde getirdi… Allah Gazi'mize çok ömür versin, bize Kur'anımızın mânasını da öğretti…”

Kemalizmin Hâfızlara dayatması: “Bundan sonra Kur'ân'ı Türkçe okuyacaklar!”

Kemalizmin “Türkçe Kur'ân” Seferberliği bütün hızıyle devâm ediyor… Miralay Cemîl Saîd'in bozuk Kur'ân tercümesinin bütün Memleket câmilerinde “Kitâbullâh”ın yerini almasına çalışılıyor… Güdümlü matbûât küstâhça îlân ediyor: “Hâfızlar bundan sonra Kur'ân'ı dâimâ Türkçe okuyacaklar!”

- A, 27 Kânûnusânî 1932 / 18 Ramazan 1350, Çarşamba, birinci sayfanın sağ tarafında, ortadan aşağıya kadar, iki sütûn üzerine resimli uzun haber (devâmı 2. sayfada): “Türkçe kur'an gittikçe alâka uyandırıyor… Hafızlar bundan sonra kur'anı daima türkçe okuyacaklar…” Devâmı:

“Camilerimizde Türkçe kur'an okunması gün geçtikçe halkımız arasındaki alâkayı çoğaltıyor. Gazetelerde meşhur hafızların hangi camide kur'an okuyacağını merakla takip edenler, birbirlerini haberdar ediyorlar. Camilerde toplanan cemaatin miktarı günden güne artıyor.

“Halk asırlardan beri Allahın  kitabını kendi dilile okuyamamış, kur'anın muhteviyatından bir şey anlayamamıştı. Bir kaç günden beri öz Türkçe ile kur'an dinleyen halk, hafızların etrafını çeviriyor, bir camide dinlediği bir Türkçe mukabeleden sonra diğer bir camideki mukabeleyi de kaçırmıyor. […]

“Haber aldığımıza göre, şehrimizdeki bütün hafızlar, bundan sonra kur'anı türkçe okumak üzere ittifak etmişlerdir.”

- C, 27 Kânûnusânî 1932, birinci sayfanın sağdan 3. ve 4. sütûnlarında resimli haber: “Türkçe Kur'an okunan camiler dolup taşıyor! Dün de bir çok camilerde güzel sesli hafızlar türkçe Kur'an okudular…”

- A, 28 Kânûnusânî 1932 / 19 Ramazan 1350, Perşembe, birinci sayfanın ortasında, sağdan üçüncü sütûndaki haber (devâmı 2. sayfada): “Türkçe Kur'an. Yarın Sultan Ahmet camiinde 8 hafız türkçe kur'an okuyacak.” Devâmı:

“Dün de birçok camilerde türkçe kur'an okunmuştur. Hafız Nuri efendi dün Taksimde ‘Firuzağa' camiinde büyük bir kalabalık huzurunda kur'anı türkçe okumuştur. Kur'an okunduktan sonra cemaatten ihtiyar bir zat hafızın yanına yaklaşmış ve:

“- Hafız efendi, pek rica ederim. Bana da, oğluma da Türkçe kuran meşk et… diye Nuri efendiye ricada bulunmuştur. İlh…”

Gazetenin sağında, Başmuharrir Necmeddin Sadık (Sadak)'ın, birkaç gün evvel başlatılmış  olan “Dînî İnkılâb” hakkında, bütün bir sütûnu işgāl edip ikinci sayfada devâm eden ve gûyâ ictimâiyâta dayalı bir tahlîl ihtivâ eden uzun başmakālesi münderic bulunuyor: “Kendiliğinden olan büyük bir inkılâp”…

Necmeddin Sadak'a göre, “Dînî İnkılâb”, “kendiliğinden oluyor” imiş!

Necmeddin Sadık (Sadak)'tan (1892 – 1953) işbu araştırmamızda, birkaç vesîleyle –muhtasaran da olsa- bahsetmiş bulunuyoruz: Niyon Konferansı (Yeni Söz, 16, 18.12.2018, Tef. No: 88 ve 90), “Laik ahlâk” mes'elesi (Yeni Söz, 5.12.2019, Tef. No: 435) gibi… Sâhibi ve Başmuharriri olduğu (devre nazaran) yüksek tirajlı Akşam gazetesine yaptığımız atıflar vesîlesiyle ise, onun ismini birçok def'a zikrettik… Gazeteciliğinden mâadâ, 1927'den îtibâren neredeyse ömür boyu Totaliter Kemalist Parti'nin Sivas Millet Vekîli, 1930'lu senelerde Türkiye'nin Cem'iyet-i Akvâm Nezdinde Dâimî Murahhası ve “Millî Şef” devrinde Hâriciye Vekîli olan Necmeddin Sadık (bilâhare Sadık Necmettin Sadak)'ın bir başka sıfatı, İctimâiyât Müderris Muâvini (Doçenti)'dir. Bu sıfatla, 1927'de, Liselerde okunmak üzere, İctimaiyât kitabını têlîf etmiş (İstanbul: Maârif Vekâleti Neşriyâtı, 1927, 22 cm, 215+14 s.), bu ders kitabı, bilâhare, 1930'lu senelerde, Sosyoloji ismiyle, resmî neşriyât arasında birkaç baskı daha yapmıştır (Necmettin Sadık, Sosyoloji, İstanbul: Maarif Vekâleti Yl., 1936, 24 cm, 258 s.). Bizim tedkîk ettiğimiz nüsha, 1939'daki 4. baskıdır: Sosyoloji; Liseler İçin Yeni Programa Göre Yazılmıştır, İstanbul: Maarif Vekâleti, Maarif Matbaası…

Sadak'ın Sosyoloji'si, kendisinden bekleneceği üzere, Kemalist Akāide, Farmasonluğa,  Avrupaî şablonlara gāyet muvâfık olarak Materyalist dünyâ görüşüyle kaleme alınmıştır. Senelerce Liselerde okutulan sâhasındaki bu tek ders kitabını, Türkçenin Istılâh Mes'elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar (“Öztürkçe” Dayatmasıyle Fransızcalaştırılan Resmî Dil) isimli hacimli çalışmamızda (Ankara: Kurtuba Yl., 2013, ss. 147-153) tahlîl ve tenkîd ettik; burada tekrâr üzerinde durmıyacağız. Yalnız, şu kadarını ifâde edelim ki o kitabı nasıl bir sömürge beyinlilik nümûnesi ise burada nakledeceğimiz başmākalesi de öyledir… Bu Millet ne kadar bahtsızdır ki Hâriciye Vekâleti derecesinde en mes'ûl mevkıler dahi bu tıynet ve  bu kırattaki adamların eline teslîm edilebiliyor! Bu fanatik Kemalist, makālesinde, gûyâ ictimâiyâta müstenid bir tahlîl yaparak, 1350 Ramazanında sahneye konulan ve kendisinin de harâretle alkışladığı “Dînî İnkılâb”ın “kendiliğinden olduğunu” iddiâ ediyor:

“Kendiliğinden olan büyük bir inkılâp […]

“Son günlerde, İstanbul camilerinde bazı meşhur hafızlar[ın] ramazan münasebetile türkçe kur'an okumaları, büyük ve şayan-ı hayret bir sirayet kudretine malik cereyanlar gibi, birkaç gün içinde bütün şehri sardı. Hafızlar türkçe kur'an okumakta birbirlerile rekabet ediyorlar, camiler kalabalıktan taşıyor. Cemaat, türkçe kur'anı derin bir dinî vecdin bütün hürmet ve hassasiyetile dinliyor. Sebebi nedir?

“Asırlardan beri Allahın kitabını arapça dinlemeye alışmış mutekitler için, kelâmullahı birdenbire türk dilinde işitmek, basit ve ehemmiyetsiz bir yenilik midir? Bilakis, asırlardan beri arap irfanile yetişmiş mutaassıp bir dindar zümresinin nesilden nesle intikal eden telkinatı, müslüman türklerin ruhunda arapça kur'ana karşı dokunulmaz bir kudsiyet tahtı kurmuştu. Daha beş on sene evvel türkçe kuran fikrinin bu medrese muhitlerinde maruz kaldığı mukavemet, bugün camilerde Türkçe tilâvetin ne mühim bir tekâmül olduğunu göstermeye kâfidir. Bu tekâmülün bu derece sür'atli ve adeta kendiliğinden, kolaylıkla oluvermesi, bunun millî vicdanda daha evvelden yerleşmiş bir ihtiyaca tekabül etmesinden ileri geliyor.

“Türkçe kuran tilâveti bir emrin, bir kanunun, sun'î ve idarî kararların neticesi değil, mutekit ve iman sahibi Türk cemaatinin bizzat ve bizatihî yaptığı ânî bir inkılâbın neticesidir. Eğer bu tekâmül, daha çok zaman evvel vicdanlarda husul bulmamış olsaydı, camide ilk türkçe kuran okuyan hafızın bu teşebbüsü derhal en kuvvetli mukavemete uğrardı. Halbuki, bunun tam zıddını müşahede ediyoruz.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  944308

-