18 ŞUBAT 2020 SALI

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 483

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Sihir bozuluyor

Ramazan ayı bittikten beş gün sonra Akşam'da Türkçe Kur'ân” ile alâkalı son bir haber çıkıyor, bundan sonra, onca tantanayla başlatılan “Türkçe Kur'ân” kampanyası birdenbire kesiliveriyor… Belli ki sihir bozulmuş, her yerde büyük alâka gördüğü iddiâ edilen kampanyaya rağbet kalmamıştır… Nîçin? Bu ayrıca araştırılmıya ve üzerinde teemmül edilmiye şâyân bir mes'eledir…

- A, 13 Şubat 1932 / 5 Şevvâl 1350, Cumartesi, s. 5: “Türkçe kur'an… Her tarafta alâka devam ediyor…” Devâmı: “Türkçe kur'an memleketin her tarafında büyük bir alâka uyandırmıştır. Muhtelif yerlerden aldığımız mektuplarda bu ulvî teşebbüsten dolayı memnuniyet beyan edilmekte, halkın türkçe [Kur'ân] dinlemek hususunda gösterdiği tehalük anlatılmaktadır. Bilhassa kadir gecesi yapılan dinî ihtifal her tarafta radyoda büyük bir huşu ile dinlenmiştir. Bunu temin ettiğinden dolayı radyo şirketine birçok teşekkür telgrafları çekilmiştir… Şubatın beşinci cuma günü Çeşmede Türkçe ezan okunmuştur. Halk ‘Allah büyüktür' diye başlıyan ezanı işitince büyük bir vecd ve istiğrak içinde kalmıştır. Camide Türkçe okunan Yasin suresi kemal-i dikkatle dinlenmiş, halk Gaziye, cumhuriyetimize dualar etmiştir.”

Bu haberi müteâkıb, Akşam gazetesi, kendilerine Bulgaristan'ın Şumnu kasabasından gönderilen bir mektuptan bahsediyor… İsmi meçhûl bu şahıs, Ayasofya'daki “Türkçe Kur'ân'ı ve Tekbîrleri”, radyodan, Şumnu'da rahatça tâkîb ettiklerini ve bundan büyük memnûniyet duyduklarını ifâde ediyor… Sonra şu yorumu yapıyor: “Bazı müfsitler, Türkiyede camiler kapatıldı, diyorlardı. Kadir gecesi yapılan ihtifal bunların yalanlarını meydana çıkardı…” “Müfsidler” tarafından da olsa, acabâ neden böyle bir “yalan” yayıldı? Ateş olmıyan yerden duman çıkar mı?  (Kemalist Hükûmet tarafından birçok –hattâ târihî- câmiin kapatılıp satıldığına veyâ başka maksadlarla kullanıldığına veyâhud yıkıldığına dâir bâzı vesîkalar Milletimize Revâ Görülen Kültür Jenosidi isimli kitabımızın 323-340.  sayfalarında mündericdir. İşbu araştırmamızda da “Tek Adam”ın en fazla îtibâr ettiği generallerden Fahrettin Altay'ın târihî eser katliâmını vesîkalarıyle anlatmış bulunuyoruz…)

Tercüme ilmi çerçevesinde –kısaca- Kur'ân-ı Kerîm'in tercümesi mes'elesi

Buraya kadar, Akşam ve Cumhuriyet gazetelerinden naklettiğimiz haber ve yorumlarla, 1350 Ramazan / 1932 Ocak-Şubat aylarında, İstanbul câmilerinden başlanıp sür'atle Memleketin bütün câmilerine teşmîl edilmiye çalışılan “Türkçe Kur'ân, Türkçe Ezân, Türkçe Tekbîr, Türkçe Hutbe” ile ibâdet tatbîkātının seyrini gördük. Kemalist Totaliter Rejim, “Türkçe Kur'ân” tilâvetini devâm ettiremedi. Mâmâfih “Türkçe Ezân” ve “Türkçe Tekbîr”le ibâdet,”Ebedî ve Millî Şefler” devrinde, 18 sene zarfında tatbîkātta kaldı.

Kemalizmin asıl hedefi, gāyet şümûllü bir “Dînî İnkılâb”ı tahakkuk ettirmekti. O, hülâsaten, Kitâbullâh'ın yerine “Türkçe Kur'ân”ın ikāme edilmesini, o tercümeden seçilmiş parçalarla namaz kılınmasını, bir adım sonra, câmilerin havralaştırılmasını, yâni sandalye veyâ sıralar üzerinde ve mûsıkî refâkatinde namaz kılınmasını, daha doğrusu ibâdet edilmesini, avâm tabakasından ibâret kalması ümîd edilen câmi cemâatinin “Kemalist Müslümanlık” telâkkîsini benimsemesini, tahsîlli kesimin ise Materyalist dünyâ görüşü ve katıksız Frenk hayât tarzıyle Memleket idâresine hâkim olmasını istiyordu… Bu meyânda, “Mütesettire Türkiye” reddediliyor, çıplaklık, sefâhat, içkicilik ve daha umûmî olarak, neredeyse İslâma zıd her şey harâretle teşvîk ediliyor, hattâ insanlar bu fiillere icbâr ediliyordu…

Kezâ, naklettiğimiz nümûnelerle, matbûâtın, bu “Kemalist Din İnkılâbı Seferberliği” günlerinde, çok Münâfıkça bir tavırla, bir taraftan birçok menhiyâtı (içkileri, baloları, güzellik müsâbakalarını, sefîh gece hayâtını, iffetsizliği, v.s.) teşvîk ederken, dîğer taraftan Müslümanlık tasladığını, Müslümanlara “hakîkî Müslümanlğı” öğretmiye kalkıştığını müşâhede ettik. Bu cümleden olarak, bize, ısrârla, bin dereden su getirerek, “Türkçe Kur'ân”ın, aslının yerine ikāme edilebilir olduğunu isbât etmiye çalıştılar. (Yunus Nadi, Necmeddin Sadık gibi Kemalist kalemşörler…) Buna mebnî, çok kısa olarak ve tercüme ilmi noktainazarından, şu birkaç soruya cevâb vermek istiyoruz: Kur'ân-ı Hakîm'in tercümesinin, aslının yerine ikāme edilmesi mümkün müdür? “Türkçe Kur'ân” diye bir şey olabilir mi? Kur'ân tercümeleri ne için ve nasıl okunmalıdır? İkinci dillerden, hassaten Fransızca ve İngilizceden yapılan Kur'ân tercümelerinin kıymeti nedir? Kur'ân-ı Azîmüşşân'ın Türkçeye tercümesinde riâyet edilmesi lâzım gelen başlıca kāideler neler olabilir?

1_143

(Akşam, 26.1.1932, s. 1) 

Harâretle, “Türkçe Kur'ân” tilâveti, “Türkçe İbâdet”, “Dînî İnkılâb” popagandası yapan Akşam gazetesinin haberine nazaran, “halk, câmide”, “Türkçe Kur'ân” harekâtını başlatan “Büyük Şef” için duâ ediyormuş…

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  869008

-