18 ŞUBAT 2020 SALI

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 485

Yesevîzâde Alparslan Yasa

“Türkçe Kur'ân” hakkında Elmalılı'nın değerlendirmesi

Rahmetli Müfessir Elmalılı M. Hamdi Yazır'ın (1877 - 1942) Hak Dîni, Kur'ân Dili isimli Tefsîrinin “Mukaddime”si, tercüme ilmi zâviyesinden fevkalâde alâka çekici, düşündürücü, şâyân-ı istifâde bir metindir. (Birinci cildinin ilk baskısı 1935'de, -başında merhûm Rifat Börekçi'nin bulunduğu- Diyânet İşleri Riyâseti tarafından yapılmış, 12 cild olan tamâmının neşri 1939'a kadar sürmüştür…) Bu cihetle, Fransızca Doktora Tezimizi yazarken, onu, derinlemesine tedkîk etmiş, üzerinde uzun uzun teemmül etmiş ve Tezimizde ona da yer vermiştik. (Bkz. Ş. A. Yasa, Problèmes théoriques et stratégies de la traduction littéraire illustrés par des exemples de traduction en turc (Türkçeye Tercümelerden Misâllerle Edebî Tercümenin Nazarî Mes'eleleri ve Stratejileri), Ankara: Université de Hacettepe, Institut des Sciences Sociales, 2009, XIII+278 p., pp. 28-29.)

Elmalılı'nın “Mukaddime”sinin bir pasajı, “Türkçe Kur'ân” tâbiriyle alâkalıdır. Bu pasajda, Elmalılı, Kemalist Totaliter Rejimin hiç tavsamıyan umûmî zulmüne ve bilhassa, câmilerde cebren “Türkçe Kur'ân” tilâvet ettirilerek bir “Dîn İnkılâbı” başlatılmasına, bu sûretle Dîn-i Mübînin maskara edilmesine karşı, senelerin biriktirdiği isyân hissiyle meşbû bir hâletirûhiyeyle, artık kendini tutamıyarak: “Türkçe Kur'ân mı var behey şaşkın?” diye haykırmaktadır:

“…Doğrusu Kur'anı cidden anlamak, tetkik etmek istiyenlerin onu usuliyle Arabî yolundan ve tefasiri merviyyesinden anlamağa çalışmaları zarurîdir. Kur'anın falan tercemesinde şöyle demiş diyerek ahkâm istinbatına, mes'ele münakaşasına kalkışmamalıdır. Bunu imanı olanlar yapmaz, kendini bilen ehli insaf da yapmaz. […] Öylelerini görüyoruz ki Kur'anı anlamıyor ve tefsirlere müfessirlerin te'villeri karışmıştır diye onları da kale almak istemiyor da eline geçirdiği tercemeleri okumakla Kur'anı tetkik etmiş olacağını iddia ediyor, düşünmüyor ki okuduğu tercemeye âlim müfessirlerin te'vili değilse cahil mütercimin re'yi ve te'vili, hatası, noksanı karışmıştır. Bazılarını da duyuyoruz ki Kur'an tercemesi demekle iktifa etmiyor da ‘Türkçe Kur'an' demeğe kadar gidiyor…

“Türkçe Kur'an mı var behey şaşkın?

“Kur'an Arabîdir. Zira: “Muhakkak ki Biz, Onu, anlıyasınız diye Arapça bir Kur'ân olarak indirdik!” [hükmü (Yûsuf Sûresi -12-: 2)] mansustur. [Metinde, Âyetin sâdece Arapça aslı zikredilmiştir.] Düşünmeli ki Kur'anı tefsir etmek üzere Peygamberin irad buyurduğu Hadîse bile Kur'an denemez, denirse küfrolur. Hasılı terceme Kur'andan mütercimin anlıyabildiği kadar bazı şeyleri anlatabilirse de hakkiyle anlatamaz. Anlattığı şeyler de Kur'an hükm ü kıymetini haiz olamaz.

“Mamafih şunu da unutmamalıdır ki Kur'an anlaşılmaz bir kitab değildir. Hatta: “Yemîn olsun ki Biz Kur'ân'ı üzerinde düşünülmesi için kolaylaştırmışızdır! O hâlde düşünen var mı?” [Kamer Sûresi -54-: 17] buyurulduğu üzere [Metinde, Âyetin sâdece Arapça aslı zikredilmiştir.], manâsını en kolay ve açık bir surette anlatan ve tekellüfsüz, tasannu'suz, su gibi akan, nûr gibi parlıyan bir kitabı mübindir. İlh…” (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dîni, Kur'ân Dili, Eser Neşriyât, 1971, ss. 15-16)

Daha evvel, kıymetli araştırmacı Dr. Necmi Atik'in, Elmalılı'nın evrâk-ı metrûkesi üzerinde çalışarak büyük târihî ehemmiyet arzeden bâzı vesîkaları gün ışığına çıkardığından ve bunlardan bir kısmını makāleler hâlinde neşrettiğinden bahsetmiştik. (Yeni Söz, 28.2.2019, Tef. No: 161) Bunların içinde Mehmed Âkif merhûmun –kendi el yazısıyle- ilk birkaç Sûreyi ihtivâ eden Meâli (ki bunu Dr. Atik kitap hâlinde neşretmiştir), Mehmed Âkif'in, Elmalılı'nın, Ahmed Hamdi Akseki'nin birkaç mektubu, Rifat Börekçi'nin devrin Maârif Vekîli Prof. Yusuf Hikmet Bayur'a “Türkçe Kur'ân” olamayacağına ve “Türkçe Sûre ve Âyetler”le namaz kılınamıyacağına dâir resmî cevâbı, Elmalılı'nın gayr-i münteşir şiirleri (ki bunlardan üç tânesi Mehmed Âkif'in vefâtını müteâkib onun hakkında yazılmıştır), Elmalılı Tefsîri'nin “Mukaddime”sinin kendisinin el yazısıyle tam metni, v.s bulunuyor… 

 1_144

Diyânet İşleri Riyâseti neşri Elmalılı Tefsîri'nin 1935'de (Maârif Vekâleti'yle ihtilâf üzerine, Maârif Matbaası yerine) Matbaai Ebüzziya'da basılan ilk cildi… Tefsîr sâhasında yeni bir hamleyi temsîl eden 12 cildlik eserin tamâmının basılması, 1939'a kadar sürecektir. Hem dirâî, hem rivâî tefsîr olan eser, aşılması gereken bâzı vecheleriyle berâber, günümüzde de, Kur'ân-ı Kerîm üzerinde tefekkür, tezekkür eden (ki farz-ı ayndır) her Müslüman için başlıca bir mürâcaât kaynağıdır… Dr. Necmi Atik'in keşfiyle, “Türkçe Kur'ân mı var behey şaşkın?” infiâlini ihtivâ eden pasajın, aslında daha başka ağır ifâdeler barındırdığı, mâmâfih bunların, Kemalist Totaliter İdeolojiye taban tabana zıdd olan eserin tamâmını neşredebilmek için, bizzarûre çıkarıldığı anlaşılıyor…

***   

 Yine işbu araştırmamızda, Rifat Börekçi ve Ahmed Hamdi Akseki merhûmların, sahîh Îmânlarının bir tezâhürü olarak, Kemalist “Dîn İnkılâbı” projesine ellerinden geldiğince mukāvemet ettiklerini ve onun tahakkukunu bilfiil engellediklerini îzâh etmiş, bu bâbda, “Bir hasmın şahâdeti” ara başlığı altında, Bayur'un bir hâtırasını da delîl olarak zikretmiştik. (Yeni Söz, 26.2.2019, Tef. No: 159) Bayur, bu hâtırasını “İbadet Dili” başlıklı makālesine (1968) dercetmiş… Biz de, onu, Dr. Atik'in “Elmalılı'nın Kendi El Yazması İle Türkçe İbadet Konusundaki Makalesi”nden (2016) nakletmiştik.

Bayur, -kendi ifâdesine nazaran- Elmalılı Tefsîri'nin, içinde “Hâşâ Türkçe Kur'ân!” cümlesini ihtivâ eden “Mukaddime”sinin tamâmını iptâl ettirmek, onun yerine Yaltkaya – İzmirli ikilisinin aksi istikāmetteki bir metnini koydurmak istiyordu. Rahmetli Börekçi, çok vakūr bir tavırla bu talebi reddetmiştir. (Bayur, makālesinde, bu netîceyi “Osmanlı Devleti'ni batırmış olan taassubun bir örneği” olarak yorumluyor ve “ ‘Hâşâ Türkçe Kur'ân!' yerine daha ağır bir cümle olan ‘Türkçe Kur'ân mı var behey şaşkın?' ifâdesinin konulmasına” hayıflanıyor…) Aradaki zıdlaşmanın bir mahsûlü olarak, başlangıçta, Tefsîr'in Maârif Vekâleti'nin matbaasında basılması planlanmışken, Bayur'la anlaşılamadığı için bu plana uyulamadığı ve Eserin, Matbaai Ebüzziya'da bastırılmak mecbûriyetinde kalındığı görülüyor.

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  401492

-