10 NİSAN 2020 CUMA

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 513

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Bayur, yalanlarını tekrâr makāle hâline getiriyor: “Atatürk'ü dînî bir ıslâhatçı biçiminde göstermek istiyenler, onu kat'iyen anlamamışlardır!”

Yusuf Hikmet Bayur, Yeni Sabah muhâbirine verdiği tahrîfkâr ve mugālâtacı beyânâtı, bir gün sonra, 11 Şubat 1949 târihli Kudret'te başmakale hâline getiriyor: “İktidar ile Muhalefetin Münasebetleri, Milyonluk Komisyon vesaire”…

Onun iddiâsına nazaran:

“Her devrin iyi[likleri] ve fenalıkları olur, bunların hangisi üstün ise devir ona göre mânâlandırılır. Atatürk devrinin iyiliklerinin üstün oluşu ve bu sıralarda yurdumuzun durmadan yükseldiği ve sonraları ise gerileme devrine girdiği inkâr edilemez bir gerçektir.”

Müteâkıben, “Türkçe Ezân” mes'elesine temâs ediyor; yine mugālâta yapıyor, hakîkati tahrîf ediyor, istismârcılığa sapıyor… Gûyâ Çambel, dâvâsını isbât için, “Ebedî Şef”ın “ölümünden 7-8 yıl müddet geçmiş olayları anıyor” imiş… Hâlbuki Çambel'in bahis mevzûu ettiği “Dîn İnkılâbı” Seferberliği, Ocak-Şubat 1932'de cereyân etmiştir! “Türkçe Ezân ve Kur'ân”ı “dinlemiş ve dinlettirmiş, ama mecbûrî kılmamış”… Yâni (Necmeddin Sadık Sadak'ın Münâfıkça iddiâsındaki gibi) halk, kendiliğinden böyle bir “inkılâb”a kalkışmış! Bu meyânda, Bursa'daki Sahîh Ezân Hâdisesinden hiç bahsetmiyor! Sorulsa, kim bilir onu da nasıl tahrîf ederdi! Ve nihâyet, “Büyük Şef”i “dînî bir ıslâhatçı olarak göstermek istiyenler” varmış ve bu iddiânın da aslı yokmuş!

Bayur'un başmakālesinin “Dîn İnkılâbı”yle alâkalı pasajını –yukarıdaki paragraf gibi- 11 Şubat 1949 târihli Yeni Sabah'tan (ss. 1 ve 3) ıktibâs ediyoruz:

“Bay Hasan Cemil Çambel, evvelki günkü Ulus'da Türkçe ezanın Atatürk'ün eseri olduğunu gûya isbat için onun ölümünden 7-8 yıl müddet geçmiş olayları anmaktadır. Bunu yapmakla, ancak bizim iddiamızı teyit etmiş oluyor. Çünkü Ata, Türkçe ezan ve Kur'anı dinleyip dinlettirdikten sonra onları mecburî kılmak isteseydi, hayatta kaldığı yıllar içinde bunu yapardı. Halbuki o bunu yapmamıştır ve Türkçe ezan o öldükten epey sonra Başbakan Dr. Refik Saydam zamanında mecburî kılındığı hatırlardadır. Atatürk'ün büyük muvaffakıyeti, dini, inan ve ibadete hasretmesini bilmesiydi. Bizim istediğimiz [de] ezan ve Kur'an dili işinde devletin her laik devlet gibi tarafsız kalmasından ibarettir.

“Atatürk'ü dinî bir ıslahatçı biçiminde göstermek isteyenler, onu kat'iyen anlamamış olan veya bugüne ulamak için böyle iddiaları ortaya atan kimselerdir.”

 “Dîn İnkılâbı” da “Dîndârlık” îcâbıymış!

Yalan, istismâr ve tedhîş üzerine kurulu Kemalist Propaganda, bu husûsiyetlerinin netîcesi olarak, gāyet kaypaktır: Zamân ve zemîne ve muhatabına göre kılıktan kılığa girer… Onun tek endîşesi, “Mâbûdun çıplak olduğunun” farkedilmemesi, tahtında hüküm sürmiye devâm etmesidir…

Buraya kadar, 4 Şubat 1949 günü TBMM'deki Sahîh Ezân Hâdisesi vesîlesiyle hâtıralarını nakleden Atay ve Çambel'in, “Dîn İnkılâbı”nın birer parçası olarak başlatılan “Türkçe Kur'ân, Ezân ve Tekbîr” harekâtının doğrudan “Mutlak Şef”in eseri olduğuna şahâdet ettiklerini, Bayur'un ise, âşikâr olan hakîkati inkâr ettiğini gördük… Riyâset-i Cumhûr Kâtib-i Umûmîsi ve “Mutlak Şef”in değişmez Vekîlharcı Hasan Rıza Soyak da (Üsküp, 1890 – İstanbul, 26.10.1970, Fatih C., Edirnekapı Şeh. Mez.), mezkûr hâdise vesîlesiyle olmasa dahi, o hâdiseden 24 sene sonra neşredilen Hâtırât'ında, Atay ve Çambel'i têyîd ettiği gibi, Efendisinin bu inkılâbının, onun Dînsizliğine değil, Müslümanlığına delîl olduğunu iddiâ ediyor:

 “Atatürk ayrıca İslâm dininin temelini teşkil eden Kur'an'ı, her Türk'ün anlıyabilmesi için, Türkçeye çevirtmeyi ve sırası gelince, ibadetin Türkçe yapılmasını sağlamayı da programına almıştı. […]

“Bu yoldaki faaliyetine ilkin ezanı Türkçeleştirmek ve Kur'an'ı tercüme ettirerek –ki hayatında birkaç tercümesi yapılmış ve yayınlanmıştır- bazı camilerde hafızlara mukabelelerini Kur'an'ın Türkçesinden okutmakla başlamıştı. […]

“Bazı kimselerin zihinlerinde, ‘Atatürk dindar mı, yoksa dinsiz miydi?...' gibi dikkatsiz bir sualin belirdiğine, öteden beri, şahit olmuşumdur; nitekim bu soru, Büyük Adam fâni hayattan çekildikten sonra, basın alanına da intikal etmiş, vakit vakit gazete ve mecmualarda tartışma konusu olmuştur.

“Bu hususta halâ tereddüt içinde bulunan samimî insanlar varsa, yukarıda verdiğim izahattan, artık bu sualin en doğru ve kat'î cevabını çıkarmakta güçlük çekmezler zannederim. Mamafih ben yine buna şöyle bir karşı sual ile cevap vereceğim:

‘Türk milletini Müslümanlığın öz kaynağı ile gerçek bir din anlayışına ulaştırmak, bu suretle zihin ve vicdanları cehalet ve taassubun karanlığından kurtarıp akıl yolu ile, ilmin aydınlığına kavuşturmak için olanca gücüyle gayret sarfeden, takip edilecek yol üzerinde zulmeti devam ettirmek kasdiyle, muhtelif menfaatçi ve sömürücü müesseseler tarafından vücude getirilen perde ve engelleri birer birer ortadan kaldırmış olan büyük bir mücahidi dinsiz telâkki etmiye imkân var mıdır?..' ”  (H. R. Soyak, Atatürk'ten Hatıralar, İstanbul: Yapı Kredi Yl., 1973, c. 1, ss. 259-260) 

4) “Uydurma Ezân” ve câmilerde bozuk tercümeli “Türkçe Kur'ân” tilâveti, Mustafa Kemâl'in bir dayatması değil miydi?

Buraya kadar verdiğimiz îzâhattan, takdîm ettiğimiz vesîkalardan, bilhassa Ocak-Şubat 1932 / Ramazan 1350 zarfında Akşam ve Cumhuriyet gazetelerinden günü gününe naklettiğimiz haber ve başmakālelerden sonra, câmilerde “Türkçe Kur'ân tilâveti, Türkçe Ezân, Türkçe Tekbîr” tatbîkātıyle başlatılan Kemalist “Dîn İnkılâbı” Seferberliğinin bütünüyle “Mutlak Şef”in eseri olduğu husûsunda en küçük bir şüpheye, bir tereddüde mahâl yoktur. Binâenaleyh, musâhabemizin (“exposé”) bu safhasından sonra, tekrâr, bu vâkıayı isbât için delîl serdetmek fuzûlî sayılabilir… Mâmâfih, bu dördüncü suâl başlığı altında, bahis mevzûu tatbîkāta iştirâk ettirilmiş bulunan birkaç Hâfızın şahâdetlerine mürâcaât etmek; işin aslını daha iyi kavramamıza, mes'elenin perde-arkasına biraz daha fazla nüfûz etmemize imkân verecektir…

21

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  366957

-