10 NİSAN 2020 CUMA

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 515

Yesevîzâde Alparslan Yasa

“Hutbenin mevzuunu da kendileri, ellerindeki [Cemil Saîd Dikel'in kusûrlu] Kur'an tercümesinden seçtiler. Mevzu şu idi:

‘O gafillere ‘Yeryüzünü ifsad etmeyin' denildiği zaman, ‘Biz ifsad değil, ıslâh ediyoruz' derler. Halbuki işte onlar müfsiddirler. Fakat ne yaptıklarının farkında değillerdir.' (Bakare -2-: 11-12)

“Bu mevzuu genişletmek ve hutbeyi hazırlamak için zamana ihtiyaç vardı. Müsaade istedim. Yazdım, verdim, beğendi… Fakat: ‘- Paşam! Bende hitabet kabiliyeti yok! Bu başka iş; hâfızlığa benzemez!' dedim. ‘- Zararı yok! Bir tecrübe edelim!' buyurdu.

“Kıyafet hususunda bir iradeleri olup olmadığını sordum: ‘- Hutbeye çıkarken sarık saracak mıyım?' ‘- Kat'iyyen sarık istemem! Sarığı bırak! İşte bu gece giymiş olduğun elbise ile, benim gibi baş açık ve fraklı git! Fakat hava soğuktur; palto giyebilirsin!' buyurdular. Ne diyeyim; inkılâb yapılıyor; peki dedim…

Başvekîl İsmet Paşa da devrede

“İsmet Paşa da orada idi. Okuma şekline ve hitabet tarzına dâir bazı tavsiyelerde bulundular. Ertesi gün şu hutbeyi Süleymaniye minberinde okudum:

‘Ey ululardan ulu Tanrı! Sana hamdederiz! Bütün âlemleri yoktan var eden ve onlara rızık veren Sensin! Bütün mahlûkat içinde insanları en mükerrem yaratan sensin! […]

‘Ey müslümanlar! Ulu Tanrı buyuruyor ki:

‘Bazı insanlar, ‘Allah'a ve Ahiret Günü'ne inandık; biz de mü'miniz' derler. Böylelikle Allah'ı ve mü'minleri aldatmak isterler. Halbuki onlar, yalnız kendilerini aldatırlarve böyle yaptıklarını da anlamazlar. Onlara ‘Dünyayı fesada vermeyiniz' denildiği zaman, ‘Hayır! Biz ıslâh ediyoruz' derler. Halbuki ifsad ederler; lâkin anlamazlar. Kendilerine ‘Herkes gibi iman ediniz' denildiği zaman, ‘Biz aptallar gibi mi inanacağız?' derler. Halbuki kendileri aptaldırlar; bunu bilmezler.' (Bakare: 8-9, 11-13) […]

‘Ulu Tanrım! Hak ve adaletle hareket edenleri Sen payidar eyle! Cumhuriyetimizi ve Türk Hükûmetini Sen muhafaza eyle! İlh…'

“Cemâat arasına karışmış 150 sivil polis vardı”

“O gün çok kar yağmıştı. Buna rağmen Süleymaniye Camii tıklım tıklım dolmuştu… Cemaat arasına karışmış yüz elli de sivil polis vardı. Namazı ben kıldırmadım; imam kıldırdı.

“Türkçe Hutbe”ye îtirâz eden Arabı karakola götürüp benzettiler”

“Hutbe ile namaz arasındaki zamanda, ben Türkçe hutbeyi okur okumaz, kalabalık arasından, bilâhare Arap olduğu anlaşılan bir adam, sesini yükselterek, mihraba yakın bir yerde: ‘- Böyle hutbe olmaz! Namaz fâsiddir!' diye bağırdı.

“Fakat bunu ne cemaat dinledi, ne de imam. Çok şükür itiraz eden yalnız bu Arap'tı! Onu da derhal karakola götürdüler ve tabiî benzettiler.” (Cündioğlu 1998: 239-242. Cündioğlu'nun tesbîtine nazaran, ilk “Türkçe Hutbe”nin metni, 7 Şubat 1932 târihli Vakit'te neşredilmiştir.) (Kemalist Propagandanın kalemşörlerinden Sadi Borak, hâdisenin bu son kısmını tahrîf ederek naklediyor: “Fakat çok şükür itiraz eden yalnız bu Arap'tı. Onu da derhal uzaklaştırdılar.” - Atatürk ve Din, Derleyen: Sadi Borak, Önsöz: Ord. Prof. Dr. Hilmi Ziya Ülken, Dilini Sâdeleştiren, Editör: Burhan Anıl, İstanbul: Anıl Ye., 1996, 2. baskı-,  s. 76-)

“Cemâat arasına karışmış 150 sivil polis”… Dahası: Mustafa Kemâl'in dikte ettiği “Türkçe Hutbe”ye îtirâz eden Müslüman, karakola götürülüp dövülüyor, işkence görüyor… Bunlar, bu “Dîn İnkılâbı”nın hangi şartlarda cereyân ettiğinin ipuçlarıdır. Cemâatin mühim bir kısmı da, muhtemelen, CHP teşkîlâtının seferber ettiği Partililerdi…

Bir de, “Büyük Şef”, acabâ, bu Milletin bin senelik teâmülünü pervâsızca çiğniyerek frakla minbere çıkarttığı Hatîbe, neden silindir şapka da giydirmemiştir? Bununla, Müslümanların suratında şaklıyan “İnkılâb” tam olurdu!  Nitekim, “sırdaşı”, Üstâd-ı Âzam, Erkânıharb Miralayı Edip Servet Tör'ü, Mekke-i Mükerreme'deki İslâm Konferansı'na melon şapkayla göndermemiş miydi? (Yeni Söz, 30.11.2018, Tef. No: 72)

“Tek Adam”, Dolmabahçe'de, Hâfızlara “Türkçe Kur'ân”ı tâlîm ettiriyor

Hâfız Sâdeddîn Bey'in Osman Ergin tarafından zaptedilen bir başka hâtırasında, “Tek Adam”ın, onlara, Dolmabahçe Sarayı'nda nasıl “Türkçe Kur'ân tilâveti”ni tâlîm ettirdiği îzâh ediliyor:

“O gece [1 Şubat 1932], Saray'ın muâyede salonunda bütün hâfızlar toplandık. Birçok davetliler de vardı ve bunlar Türkçe Kur'ân okunması tecrübesinde bulunmak üzere çağırılan kimselerden ibaretti. Saz heyeti de vardı. Tecrübeyi yapacak hâfızlar: Süleymaniye müezzini Kemâl, Beşiktaşlı Rıza, Sultanselimli Rıza [Ali Rıza Sağman], [Müddeiumûmîlik Muâmelât Şefi] Fahri, Burhan [Sesyılmaz], Yaşar [Okur], [Galatasaray Lisesi Muallimi] Nuri ve ben… Saz heyeti arasında, Selânikli kanunî Mustafa, Mısırlı İbrahim, kemânî Nobar vardı. Meclis'te iki erkekle bir de kadın bulunuyordu.

“Atatürk, imtihan ve tecrübe yapmaya hazırlanmış görünüyordu. Elinde, Cemil Saîd'in tercümesi, Türkçe Kur'ân-ı Kerîm vardı.

“Tecrübelere başladık… O sırada ayağa kalkarak o gün Fatıh Camii'ndeki hâdiseyi, halkın hitabet tarzında okuyuşu memnuniyetle nasıl karşıladıklarını Atatürk'e arzettim. [Hâfız Sâdeddîn Bey'in Fâtih Câmii'nde, “hitâbet tarzında” “Türkçe Kur'ân” kırâati, 29 Ocak 1932 günüdür. –Cündioğlu 1998: 214-] Cevaben: ‘- Öyle ise, o şekilde tecrübeler yapalım' buyurdular ve Kur'ân tercümesinden Fatiha Sûresi'ni açıp sol tarafında bulunan Hâfız Kemâl'e uzattılar.

“Kemal okudu. ‘- Olmadı! Ver ben okuyayım!' buyurdular ve okudular. […] Sonra bu Sûre'yi sıra ile, orada bulunanlara okuttular. Fakat hiç birisinin okumasını beğenmediler. Çünkü Türkçe nasıl hitab edilir, bunun usûlünü ve inceliklerini arkadaşlar içinde bilen ve Atatürk'ün istediği şekilde okumaya muktedir olan kimse yoktu.

“Sıra bana geldi. Ben en sonda ve Atatürk'ün sol tarafında oturuyordum. Okudum.

‘- İşte böyle okuyunuz! Böyle istiyorum!' buyurdular.

 1_159

Mustafa Kemâl'in, baş açık ve frakla Hutbe okumak ve Miralay Cemil Saîd Dikel'in bozuk tercümeli “Türkçe Kur'ân”ını tilâvet etmek gibi bir azâba dûçâr ettiği kıymetli hâfız, bestekâr ve hânende Hacı Sâdeddîn Kaynak…

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  985377

-