8 NİSAN 2020 ÇARŞAMBA

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 546

Yesevîzâde Alparslan Yasa

 

1_1

 

(Milliyet, 6.2.1933, s. 1)

Kemalist Totaliter Rejimin güdümlü matbûâtı, 1 Şubat 1933'te Bursa'nın Ulu Câmii'ndeki Sahîh Ezân Hâdisesini bir “irticâî isyân” gibi takdîm etmişti… Bunlardan Milliyet gazetesinin Sâhib ve Başmuharriri, Mustafa Kemâl'in has adamlarından, Siirt Meb'ûsu Mahmut (Soydan), Umûmî Neşriyât ve Yazı İşleri Müdürü, Etem İzzet (Benice; İstanbul, 1903 – a.y., 28.3.1967) idi…

*** 

Evkāf Müdüründen netîce alamıyan 30 kişilik Câmi cemâati, meraklıların da iltihâkıyle biraz daha kalabalık bir hâlde, Hükûmet Konağı'na yöneliyor. Tek arzûları, rahatsızlıklarını Vâliye anlatıp ibâdetlerine karışılmaması husûsunda onun müzâheretini ricâ etmektir. Lâkin Vâli de makāmında yoktur ve o da (Fatîn Bey), mâsûm bir hak talebinden başka bir mes'eleleri olmıyan bu insanları dinleyip onları teskîn etmek yerine, Belediye Reîsi Muhittin Bey'le müştereken, sanki bir ayaklanma varmış gibi, Bursa'daki Askerî Fırka Kumandanından yardım istiyor… Mâmâfih, Askerî Fırkanın müdâhalesine ihtiyâc kalmadan, Emniyet Müdürü, emrindeki polis kuvvetini gönderip Hükûmet Konağı'nın basamaklarında Vâliyi bekliyen ve hiçbir mukāvemet göstermiyen kalabalığı dağıtıyor…

Hâdisenin başlangıcı bundan ibârettir… Fakat Kemalist Rejim, ona bir “irticâî isyân” damgası vuracak, bu mâsûm hak talebine ön ayak olan insanları tevkîf edip mahkemeye sevkedecek, işkencelerle berâber hapse mahkûm edecektir… Bittabi, bu “irticâî isyân” yaygarasını efkârıumûmiyeye mâl etmek için de, güdümlü matbûâtı kullanacaktır…

2_2

 

(Vakit, 6.2.1933, s. 1)

Us kardeşlerin (Mehmet Asım, Hakkı Tarık, Hasan Râsim Us) gazetesinde Bursa'daki Sahîh Ezân Hâdisesi… Kendileri “Dîni siyâsete âlet edenler”, Mü'minlerin, Muhammedî Ezânı okumalarını ve İbâdet Hürriyetine riâyet edilmesi ricâlarını “İrticâî bir isyân” gibi takdîm ettiler ve onlara karşı büyük zulümler irtikâb ettiler… Totaliter rejimlerde, Temel İnsan Hak ve Hürriyetlerini  taleb etmek de bir cürümdür…

***

 

 

9) “Bursa'da Sahîh Ezân Hâdisesi” karşısında resmî makāmların tavrı ne oldu?

Bursa'daki Sahîh Ezân Hâdisesine, tabîatiyle, evvelâ mahâllî idâreciler müdâhil oldular. Sahîh Ezân okuyan Üçkuzular Mahallesi'nden Mustafa oğlu Topal Halil'in hüviyetinin Sivil Polis Mêmuru Hamdi Efendi tarafından  tesbît edilmesi üzerine büyük endîşeye kapılan câmi cemâatinin ilk muhâtabı, câmi personelinin bir kısmının (imâm ve müezzinler) tâbi olduğu Evkāf Umûm Müdürlüğü'nün Bursa Müdürü Faik Bey (Milliyet, 6.2.1933, s. 1) idi. (Müftî, hatîb, vâiz ve kayyimler Diyânet İşleri Riyâsetine tâbi idiler. –Milliyet, 8.2.1933, s. 1-) Kemalist Totaliter Rejime lâyık bir müdür olduğu anlaşılan Faik Bey, mâsûmâne hak talebinde bulunan Ezân Mazlûmlarını yatıştırmak yerine, bu mes'elede selâhiyetdâr olmadığı bahânesiyle, onları Vâliye yönlendiriyor ve onlar gider gitmez, Emniyet'e telefon açıp bu zavallı insanları ihbâr ediyor… Faik Bey'in sûiniyeti âşikârdır…

Faik Bey'in tavsıyesine uyan Ezân Mazlûmları, bu def'a Vâli Fatîn Bey'e mürâcaât edip derdlerini anlatmak istiyorlar. Kemalist Mütegallibenin (o esnâda makāmında bulunmıyan) bu tipik temsîlcisinde de hüsniniyetten eser yoktur: Hemen makāmına intikāl edip Hükûmet Konağı'nın önünde bekleşen Mazlûmlarla meşgūl olmak, onları teskîn etmek yerine, evinde, kendisiyle aynı zihniyette olan Belediye Reîsi Muhiddin Bey'le buluşuyor ve onunla berâber hâdiseyi Bursa Fırka (“Tümen”) Kumandanına haber verip müdâhale etmelerini istiyor… Mâmâfih, askerin müdâhalesine hâcet kalmadan, Emniyet Müdürünün Konak önüne gönderdiği bir polis kuvveti, zâten nümâyiş yapma, hâdise çıkarma niyeti olmıyan Ezân Mazlûmlarını, hiçbir mukāvemetle karşılaşmadan kolayca dağıtıyor… Bu meyânda, “elebaşı” gibi görünen 11 kişi tevkîf edilip nezâret altına alınıyorsa da, ertesi günü, Sulh Hâkimi tarafından tahliye ediliyor… (Cevat Fehmi'nin haberi, Cumhuriyet, 8.2.1933, s. 1) (Her ne kadar “Sâhibinin Sesi” Cumhuriyet gazetesi, 6 Şubat 1933 târihli nüshasında: “Ezanın arapça okunmasını isteyerek nümayiş yapanlar yakalandılar, dün yeniden tevkifat yapılda, mevkufların üstünde mühim vesikalar bulundu”  şeklinde tahrîkkâr bir manşet atmışsa da, o günlerin birkaç gazetesindeki haberler üzerinde mukāyeseli olarak teemmül edince, kat'iyen bir “nümâyiş”in bahis mevzûu olmadığı, mes'elenin, sâdece, 30 kişilik câmi cemâatinin, İbâdet Hürriyetine istinâden, topluca bir hak arama teşebbüsünde bulunmasından ibâret olduğu anlaşılıyor… “Mevkufların üstünde mühim vesikalar bulundu” haberi de asparagastır…)

Hâdisenin bu safhasında, tâ 5 Şubat'a kadar, matbûâtta tek satırla olsun ondan hiç bahis yok! 6 Şubat 1933'te ise, birden bire, Bursa Hâdisesi bütün gazetelerde manşettir ve birkaç gün manşetten düşmiyecek, bu vesîleyle, yine “İrticâ, mürteci” yaftalarıyle Müslümanlara ve Müslümanlığa veryansın edilecektir… Hem “Mutlak Şef” ve emrindeki Hükûmet erkânı, hem de onların dümen suyundan ayrılmıyan matbûât tarafından…

Muhakkak ki basît bir hâdisenin birdenbire Hükûmetin rûznâmesinin ilk maddesi hâline gelmesi ve gazetelerin manşetlerine fırlayışı, biraz aşağıda tevsîk edeceğimiz üzere, bütünüyle, “Mutlak Şef”in mes'eleye el atması ve bir kerre daha, bu basît hâdiseyi kullanarak,  “Mürteci” yaftalı Müslümanları tepelemek için seferber olması sebebiyledir…

 

 

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  797370

-