8 NİSAN 2020 ÇARŞAMBA

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 547

Yesevîzâde Alparslan Yasa

1_2 

 

Bursa'da Sahîh Ezân Hâdisesine en şedîd aksülamel, “Mutlak Şef”den geldi. Dört gün sessiz kalan Kemalist Hükûmet, onun tâlîmâtı üzerine, 5 Şubat 1933'te ictimâ etmiş, Hâdiseyi uzun uzun müzâkere etmiş, akabinde, her ikisi de fanatik birer Kemalist olan Dâhiliye Vekîli Şükrü Kaya ile Adliye Vekîli Yusuf Kemal (Tengirşenk), Kalem-i Mahsûs Müdürlerinin ve Emniyet Umûm Müdürü Tevfik Hadi'nin refâkatinde, Bursa'ya gitmek üzere yola koyulmuşlar, oraya varır varmaz, bir tedhîş havasında, Sahîh Ezân Hâdisesine önayak olan bütün “mürtecileri” derdest ettirip hapishâneye doldurmuşlardır… (Bittabi, alçakça işkence görenlerin çığlıkları hapishâne veyâ nezârethânelerin kalın duvarlarını aşamıyordu…) Kemalizm bayrağı altında toplanan Sabataî, Farmason, Marksist ve her renkten sâir Avrupacıların, Bursa Hâdisesi misâlinde de müşâhede edildiği vechiyle, Müslüman Anadolu Milletine zulümleri, bu minvâl üzere, bir asırdır devâm edip gidiyor… Milletimiz intibâha gelmediği müddetçe de, bu gidişâtın değişmesi beklenemez…

*** 

 

 

 

 

Kemalist Hükûmetin tarafgîr teblîği

Hâdiseden dört gün sonra, 5 Şubat 1933'te, “Mutlak Şef”in harekete geçirdiği Hükûmetin, hâdisenin mâhiyeti ve seyri hakkında neşrettiği aşağıdaki tarafgîr teblîği tâkîben, ertesi gün, güdümlü matbûât, günlerce sürecek “İrticâ” aleyhdârı yaygarasına başlıyacaktır:

“Ankara 5 (A.A.) – Bursa'da 1 şubatta türkçe ezan ve kamet sebebile hâdis olan vak'a şöyle cereyan etmiştir:

“Şubatın birinci günü öğleden sonra Hoca [başka haberlerde “Hacı”] Yahya oğlu Kazan'lı Tatar İbrahim, İslâm oğlu elektrikçi Seyfettin, Mehmet oğlu kuyumcu Şahin, kasap Hafız Mustafa, Yusuf Çavuş oğlu köy imamı Hafız Mustafa, Mehmet oğlu Hafız Ali, Mehmet oğlu kilimci Salih, Kayapa köyünden Ömer, Ömer oğlu Kaya Ali, Hasan oğlu Mustafa Hilmi, Aziz oğlu Ali, Mustafa oğlu Halil, Abdülmümin oğlu Abdülkadir'in teşvikile 30 kadar şahsın [şahıs,] camiye muttasıl Evkaf müdürlüğüne müracaatle ezan ve kametin İstanbul ve diğer taraflarda olduğu gibi Bursa'da da arapça okunmasını gürültülü bir surette talep etmişlerdir. Evkaf müdürü[nün;] Diyanet İşleri riyasetinin ve Evkaf umum müdürlüğünün emirlerini bozmak iktidarına malik olmadığı yolundaki cevabı üzerine, arkalarına topladıkları bir cemmigafirle hükûmet dairesine gitmek istemişlerse de, polis kuvvetleri tarafından dağıtılmışlar, müşevviklerle önayak olanlar yakalanarak tahkikata başlanmıştır.”

Kemalist Hükûmetin bu resmî teblîğinde, hâdisenin, Sivil Polis Hamdi Efendi'nin, Emniyet Müdürlüğü'ne intikal ettirmek maksadıyle, Sahîh Ezân okuyan Mustafa oğlu Halil Efendi'nin hüviyetini tesbît etmesi üzerine başladığı tasrîh edilmiyor… Gāyet mâsûmâne bir hak talebi tavrıyle, (biraz aşağıda tevsîk edeceğimiz vechiyle) tek kişinin Evkāf Müdürü'nün makāmına girip hâdiseyi naklederek, Sahîh Ezân okumanın kānûnsuz olmadığını, dîğer taraftan, “Öztürkçe Ezân” okunmasını istemediklerini bildirmesi, bir isyân hareketi kılığına sokulmıya çalışılıyor: “Ezân ve Kāmetin Bursa'da da Arapça okunmasını gürültülü bir surette taleb etmişlerdir”… Devâmında ise, hak tâliblerinin, Vâliden müzâheretini ricâ etmek üzere Hükûmet Konağı'na yönelmeleri, bu arada bir meraklı kalabalığının da onlara karışması, Konak basamaklarında oturup bekleşmeleri, sanki bu kalabalık, Vâliliği basmıya gidiyormuş intibâı verilerek anlatılıyor: “Arkalarına topladıkları bir cemmigafirle hükûmet dairesine gitmek istemişlerse de”…

Niyet bozuk olunca, vâkıa da keyfe göre tahrîf ediliyor…

Totaliter Rejimin çarkları böyle işler…

Bursa'da Sahîh Ezân Hâdisesine dâir matbûâttaki mufassal haber

6 Şubat 1933 târihli İstanbul gazetelerinde (en azından, tedkîk imkânı bulduğumuz dört gazetede), bir taraftan Sahîh Ezân Hâdisesi bir “İrticâî ayaklanma” havası verilerek manşetlere taşınırken, dîğer taraftan, aynı tafsîlâtlı habere yer veriliyordu. Bunda da, tahrîfkâr yorumlarla Hâdise İrticâî kılığa sokulmıya çalışılmışsa da, tenkîdî gözle okunduğunda, ondan, mes'elenin, Vicdân Hürriyeti çerçevesinde mâsûmâne bir hak arayışından ibâret olduğu sarâhatle anlaşılıyor:

“Bursa 5 (Telefonla) – 1 Şubat günü şehrimizde türkçe ezan ve kamet aleyhinde bir hâdise olmuştur. Son tahkikata göre mes'ele şu şekilde cereyan etmiştir:

“Bursa'da ramazanda tatbika başlanan türkçe ezan ve kamet, bayrama yakın, türkçenin yalnız ezana hasri suretile bilinmez bir şekilde tadile uğramış, bunun üzerine alâkadarlar tarafından ezan ile kametin tekrar ve behemehal türkçe okunması ve verilmesi tebliğ edilmiştir. Alâkadarlardan bazıları, bu vaziyet üzerine, vazifelerine gelmemek suretile yeni bir hattı hareket takibine başlamışlardır.

“Hâdise günü de, vazifesine gelmiyen Ulucami meyzininin yerine [Cumhuriyet gazetesi, o senelerde, “müezzin” yerine hep bu tuhaf “meyzin” kelimesini kullanıyor], cemaatten topal Halil namında birisi ezanı türkçe yerine arapça okumuş, bunu gören sivil polis Hamdi Efendi, Halil'in adını tesbit etmiştir. Bu ufacık hâdise, cemaat arasında dedikodu uyandırmış ve bu dedikodulardan sonra kamet gene cemaatten tatar İbrahim tarafından arapça verilmiştir.”

Haberin bu baş kısmında dikkati çeken ilk husûs, ortada bir kānûn olmaksızın, idârî tasarrufla, Ezân ve Kāmetin “Öztürkçe” okutulmasıdır. Tâlîmât, Evkāf Umûm Müdürlüğü, Diyânet İşleri Riyâseti, Dâhiliye Vekâleti ve Hükûmet vâsıtasıyle “Büyük Şef”e çıkıyor…

İkinci husûs, Kemalist Totaliter Rejimin câmi cemâatlerini dahi sivil polislere tâkîb ettirdiğidir…

Üçüncü husûs, Kemalist Uydurma Ezânı okumamak için işini terketmenin dahi bir suç addedilmesidir…

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  029071

-