2 HAZİRAN 2020 SALI

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 551

Yesevîzâde Alparslan Yasa

6 Şubat 1933 târihli gazetelerdeki mufassal haberin son kısmı

Yukarıda ilk kısmını naklettiğimiz, aynı kalemden çıkmış olup cüz'î farklarla 6 Şubat 1933 târihli dört gazetede neşredilen mufassal haber, maznûnların üzerinde suç unsuru taşıyan bâzı evrâkın bulunduğu, ayrıca Evkāf Müdürüne tehdîd mektupları gönderilmiş olduğu iddiâlarıyle son buluyor. Bütün bu iddiâların, hâdiseye evvelden planlanmış bir isyân hareketi görünüşü kazandırmak, efkârıumûmiyenin zihnini bulandırmak için uyduruldukları âşikârdır; nitekim bunların arkası gelmemiştir… Çamur atılmış, izi kalmıştır:

“Mevsuk istihbarata nazaran tevkif edilenlerden bazıları üzerinde dikkate şayan evrak ve vesaik bulunmuştur. Bunlardan bilhassa Tatar İbrahim'in olduğu kuvvetle zannedilen hatıra defterinde türkçe ezan hâdisesinin büyük bir ehemmiyetle kaydedildiği ve bunun, cebren halka yaptırıldığı hakkında bazı ibarelerin mevcut olduğu söyleniyor.

“Bugünki vaziyet şudur: Adliye binasında tahkikata devam ediliyor. Adliyeyi bugün işgal eden en mühim mes'ele, hâdisenin diğer bir iki noktadan muharrik ve müşevvikleri olup olmadığı ve bunun tasavvur ve bir tertip mahsulü bulunup bulunmadığıdır. Ayrıca bu tecemmua dahil olanlardan tutulamıyanların kimler olduğu hakkındaki tahkikat tamik edilmektedir.

“Gene haber aldığımıza göre, hâdise günü Evkaf Müdiriyetine meçhul adamlar tarafından iki tehdit mektubu gönderilmiş, bu mes'ele hakkında ağzını açarsa derhal öldürüleceği kendisine bildirilmiştir. Evkaf müdürü de mektupları hemen zabıtaya teslim etmiştir.

“Bursa'da türkçe ezan aleyhine hâdise çıkaranların şehrimizle [İstanbul'la] alâkadâr olup olmadıkları tetkik edilmektedir. Maamafih, şimdilik kimse tevkif edilmemiştir.” (Cumhuriyet, 6.2.1933, ss. 1 ve 3)

Haberin bu kısmında da, insanların nasıl yakıştırma, düzmece “vesîka”larla, sûiniyet mahsûlü iddiâlarla töhmet altında bırakılıp sonra da ağır cezâlara mahkûm edildikleri dikkati çekiyor:

Bir hâtıra defteri bulunmuş, bunun Sahîh Kāmet okuyan Hacı Yahya oğlu Kazanlı Tatar İbrahim'e âid olduğu “zannediliyor” imiş! Peki bu defterde ne varmış? Oraya, “Türkçe Ezân hâdisesi büyük bir ehemmiyetle kaydedilmiş ve bunun, halka cebren yaptırıldığı hakkında bazı ibareler mevcut imiş”! Kemalist Totaliter Rejimde, kanâatinizi bir hâtıra defterine yazmanız dahi böyle büyük bir suç teşkîl ediyor!

“Hâdisenin muharrik ve müşevvikleri, onun, bir tasavvur ve tertîb mahsûlü olup olmadığı” araştırılıyormuş! Rejimin hafiyesinin tetiklediği ve kendiliğinden (“spotané”) geliştiği âşikâr olan bir hâdise, imkân bulunursa, büyük bir tertîb eseri olarak gösterilecek! Hattâ ona İstanbul'dan mürettibler bulunacak! Aynen Menemen Vak'ası gibi… Mâmâfih, gazetelerin günlerce bu istikāmetteki yaygaralarına rağmen böyle bir ipucu bulunamıyacaktır…

Evkāf Müdürüne gönderilen “ölümle tehdîd mektupları” da ayrı bir komedi… Ezân Mazlûmlarının Evkāf Müdürüyle ne alıp veremedikleri var? Başlarına gelen işten veyâ şu Uydurma Ezân'dan o mu mes'ûl ki onu tehdîd etsinler? Üstelik, onu tehdîd edip de karşılığında ne elde edecekler? Serâpâ ahmakça bir iftirâ!

Şu var ki bu gibi iftirâlarla, tahrîflerle İbâdet Hürriyeti nâmına hak talebinde bulunan birçok mâsûm insanın hayâtı karartılacaktır!

Totaliter Rejim, böyle işler…

Bursa'da Sahîh Ezân Hâdisesinin 2. haftasının haberleri

Güdümlü matbûât, 6 Şubat 1933'ten îtibâren umûmiyetle bir hafta kadar Bursa Hâdisesi hakkında neşriyât yaptıktan sonra, “İrticâ”ı kâfî derecede sindirmiş olduğuna inanmış olmalı ki, sonrasında, bu mevzû hakkında, tam bir sessizliğe büründü. Hattâ maznûnların muhâkeme netîcesini sâdece Cumhuriyet haber yaptı. Zâten Cumhuriyet, bu hâdiseye en fazla yer veren, onu hemen her gün manşete taşıyan ve onun hakkında en uzun müddetle neşriyât yapan gazete oldu. Üzerinde durduğumuz dört gazetenin bu mevzûda yaptıkları son neşriyât târihleri sırasıyle şöyledir: Son Posta, 10 Şubat; Vakit, 12 Şubat; Milliyet, 13 Şubat; Cumhuriyet, 16 Şubat…

8 Şubat'ta, tevkîf edilenlerin sayısı 23'e ulaşmıştı:

“Bursa 8 (Telefonla) – Bursa hâdisesi tahkikatına bugün de devam edilmiştir. Bugün yeniden Cemal ve Lûtfi isminde iki kişi tevkif edilmişler, dün tevkif edilenlerle birlikte mevkufların yekûnu 23 olmuştur.” (Cumhuriyet, 9.2.1933, s. 1)

Bilâhare mevkūfların sayısı 30'a yaklaşacak, sonra bu sayı düşecek ve nihâî olarak 24 maznûn mahkemeye verilecektir… (Cumhuriyet, 16.2.1933, s. 1)

Kemalist Totaliter Rejimde Uydurma Ezâna îtirâz etmek dahi büyük suçtu

Tahkîkat esnâsında üzerinde durulan bir isim de, Ulu Câmi Hatîbi Hâfız Tevfîk Efendi idi. Zavallı Hatîbin bütün günâhı, bir konuşmasında, “Öztürkçe Ezân”a muhâlefet etmiş olmasıydı… Mâdemki “Büyük Şef”in siyâsetine muhâlif bir fikir beyân etmişti, onun da defteri dürülmeliydi… Nitekim 7 Şubat'ta İstanbul'da derdest edilip (Cumhuriyet, 9.2.1933, s. 6) 10 Şubat'ta Bursa Müddeiumûmîliğinde isticvâb edildi, 11 Şubat'ta tevkîf edilip umûmî hapishâneye gönderildi (Cumhuriyet, 12.2.21933, s. 1)  ve mahkemeye verilen 24 kişi arasında yer aldı (Cumhuriyet, 16.2.1933, s. 1)…

Cumhuriyet muhâbirinin 9 Şubat'ta Bursa'dan telefonla bildirdiği haberde, Hâfız Tevfîk Efendi de bahis mevzûudur:

“Bursa 9 (Telefonla) – Emniyeti Umumiye Müdürü Tevfik Hadi Beyle Adliye Müfettişi Necmettin Tahir Bey bugün Vali beyi ziyaret ederek kendisile hâdise safahatı hakkında uzun uzadıya görüşmüşlerdir. Tevfik Hadi Bey bu akşam Ankara'ya hareket etmiştir.

“Hâdise tahkikatının ilk safhası bugün bitmiştir. Şimdiye kadar 100 den fazla kimsenin ifadelerine müracaat edilmiştir. Bunlardan lüzum görülenler tevkif olunmuş, diğerleri serbest bırakılmıştır.

“Yeniden tevkifat yoktur. Müddeiumumî Muzaffer ve muavini Fahri Beyler geç vakte kadar adliyede mevkufların isticvaplarile meşgul olmaktadırlar.

“İstanbul'da tevkif edilen Ulucami hatibi Hafız Tevfik buraya getirildi. Yarın müddeiumumîlikçe isticvap edilmesi muhtemeldir. Evvelce de türkçe ezan aleyhinde bulunmuş olan bu hafızın ifadesine ehemmiyet verilmektedir.

“Tahkikat en ziyade Evkaf müdirine türkçe ezan aleyhinde tehdit mektubu gönderenlerle bu hâdiseyi yapanlar arasında bir münasebet bulunup bulunmadığı ve bu işin başka eller tarafından idare edilip edilmediği noktaları üzerinde yürümektedir. Mamafih halkın umumî kanaati, son hâdiseyi yapan yobazların her halde bazı cahiller ve beyinsiz hocalar tarafından tahrik ve teşvik edilmiş olduğu noktasında toplanmaktadır.” (Cumhuriyet, 10.2.1933, s. 3)

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  715461

-