4 AĞUSTOS 2020 SALI

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL’İN HASTALIĞI, ÖLÜMÜ, CENÂZESİ 441

Yesevîzâde Alparslan Yasa

1_111 

Kendilerine –riyâkârca- “Millî Birlik Komitesi” ismini veren Cuntacılar, ihtilâllerinden bir hafta sonra, devirdikleri meşrû Hükûmeti halk nezdinde îtibârsızlaştırıp kendilerini cürümlerinde haklı göstermek için aylardır devâm ettirdikleri Hükûmete yönelik iftirâ bombardımanına,  evvelkilerin hepsini gölgede bırakan bir yenisini eklediler: Gûyâ, Menderes Hükûmeti, “mâsûmâne nümâyiş yapan Üniversite gençlerinin birçoğunu insafsızca öldürtmüş” ve “bunların cesedleri, hayvan yemi yapılan makinelerde kıyılarak toz hâline getirilmek sûretiyle yok edilmiş”! Anadolu Milleti, bu alçakça iftirâları,  nesiller boyunca, dâimâ ibretle hatırlamalı ve bu ihtilâlci gürûhu ebediyen affetmemelidir!

***  

 

 

 

 

 

 

 

Velidedeoğlu, Kemalist Uydurma Dilin resmî dil yapılmasına önayak oldu

İkinci eşi Meriç Hanım'in kaleminden, 27 Mayıs İhtilâlinin Esâsî Kanûnunun (taslak metninin) Velidedeoğlu tarafından kaleme alındığını öğrenmiştik. Bu işle meşgul olurken resmî sıfatı, “Temsîlciler Meclisi Anayasa Komisyonu Redaksiyon Komitesi Başkanı” idi. “Millî Şef” devrindeki (bilâhare DP tarafından sekteye uğratılan) ilk teşebbüsten sonra, Esâsî Kānûn ve hukūk dili sâyesinde Kemalist Uydurma Dilin Devlet dili yapılmasındaki öncü rol, Velidedeoğlu'na âiddir. O günden sonra, bir daha Târihî Türkçeye (İstanbul Türkçesine) dönülemedi ve hassaten Kemalist Propaganda Vekâletinin tezgâhından geçen bütün nesiller bu dille yetiştiler; büyük bir şahsıyet aşınmasına mârûz bulunan Müslümanlar da, zamanla, Kemalist Uydurma Dili benimsediler…

Aslında, Velidedeoğlu ve metne katkıda bulunan sâir fanatikler, olmasını temennî ettikleri derecede Uydurmaca kullanamamışlardı. Dil Kurumu'nun 1945 baskısı ilk Türkçe Sözlük'ünün “Önsöz”ünde pervâsızca îlân ettikleri gibi, bu mecrâdaki Kemalist hedef, resmî dilden, İslâm Medeniyeti kaynaklı bütün kelimelerin tasfiye edilmesidir. (Ayrıca, dilin hem kelime hazînesi, hem kāideleri bakımından, mümkün mertebe Frenkleştirilmesi…) Binâenaleyh Velidedeoğlu'nun kaleminden çıkan metin, bu yolda mühim bir adımdı ve gerisi zamâna bırakılmıştı. Zaman lehlerine işliyordu. Çünki mevcûd totaliter rejimde, hangi siyâsî fırka Hükûmeti teşkîl ederse etsin, Kemalizm dâimâ iktidârdadır; hiçbiri Kemalizmden inhirâf edemez; etmiye kalkıştıkları ânda, Mütehakkim Zümre, cebren ve hîleyle, onları hizâya sokmasını bilir! Bir asırdır memleketin gidişâtı bu minvâl üzeredir!

Velidedeoğlu, gāyet câlib-i dikkat bir konferansında, bu vâkıaya îşâret etmiştir. 1972'de Dil Kurumu'nda verdiği bu konferansta naklettiğine nazaran, kaleme aldığı Esâsî Kanûnun dilini “Öztürkçe” kullanmakta aşırıya kaçtığı için tenkîd edenlere, Meclis Umûmî Hey'etinde şu cevâbı vermiş:

“Şimdi aşırı surette Türkçeleştirilmiş sanılan Anayasa tasarısı, 15-20 yıl sonraki dile nazaran geri kalmış bir durum  arz edecektir.”

Resmî dil yapılan Kemalist Uydurma Dil, işte böyle, 15-20 senede eskiyen bir dildir! Çünki bir taraftan henüz İslâm Medeniyeti kaynaklı bütün kelimeler resmî dilden tasfiye edilememiştir, dîğer taraftan bu resmî dil, kâfî derecede Frenkleşmemiştir…

Mâmâfih, Velidedeoğlu, Esâsî Kanûnu kaleme almasının üzerinden henüz on bir sene geçmişken, bu kısa zaman zarfında dahi ve evvelden tahmîn ettiği gibi, onun dilinin eskidiğini müşâhede ediyor ve bundan büyük memnûniyet duyuyor: 

“…Birçoklarınca “öz Türkçe” diye eleştirilen bu anayasanın dili daha bugünden eskimeye başlamıştır. Bu nedenle, bunun da, 46 yıl sonra, belki daha önce, dil bakımından daha tutarlı, daha özleştirilmiş duruma getirilmesi zorunluluğunun doğacağında hiç kuşkumuz yoktur.”

Bu fanatiklere, neymiş bu zarûret (uydurma dilleriyle “zorunluluk”) diye sorulacak olursa, hiç çekinmeden, bunun, “Türk Milletini İslâmdan koparma zarûreti” olduğunu beyân ediyorlar! Kendi tâbirleriyle, Türkler, “ümmetlikten çıkıp millet olmak mecbûriyetinde” imişler; yâni “Müslüman Millet” vasfını kaybedip laik, Frenkleşmiş bir kitle olacaklar:

“Bu zorunluluk, Türkün “ümmet”lik, yani “din kardeşliği” bilincinden, “millet”lik, yani “ulus kardeşliği” bilincine geçerek kendi ulusal değerini bilecek bir düşünce düzeyine ulaşmasıyle kendini daha da güçlü olarak duyuracak ve Türk devletinin kamusal dili de arı ve duru Türkçe olacaktır.” (Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, 1961 Anayasasının Dili, Ankara: T. Dil Kurumu Yl., 1972, ss. 23, 28-29)

Türkçe hakkında da yalan söylüyordu

Velidedeoğlu, hakîkat ehli olmadığı için, ünvânlarına ve mâhûd muhîtlerin iltifâtlarına rağmen hakîkî bir ilim adamı değildi. Fanatik bir Kemalist sıfatıyle, Türkçe mevzûunda da büyük bir yalana imzâ attığı görülüyor. Üstelik bu, onun, ölümünden evvel kaleme aldığı son fıkradır ve ölümünü müteâkib neşredilmiştir.

Velidedeoğlu, tamâmen hilâf-ı hakîkat olarak (ki böyle olduğunu Türkçenin Istılâh Mes'elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar isimli hacimli eserimizde isbât etmiş bulunuyoruz), Türkçenin Kemalist “Dil İnkılâbı”ndan sonra gelişip güzelleştiğini iddiâ ediyor:

“Çocukluğumda ve gençliğimde uzun süre Osmanlıca eğitim gördüm. Atatürk'ün gerçekleştirdiği yazı ve dil devrimlerinden sonra Türkçemiz o kadar serpildi ve gitgide değerli yazar ve edebiyatçılarımızın kalemlerinde o denli güzelleşti ki, Osmanlıca artık tarih kitaplarında kaldı…” (H. V. Velidedeoğlu, “Haftalık Yazı ve Mutfağı”, Milliyet, 26.2.1992, s. 14)

Hâlbuki “Dil İnkılâbı” denilen cebrî müdâhale ile, kendi târihî mecrâsında büyük bir inkişâf göstererek 19. asrın sonlarından îtibâren dünyânın büyük kültür dillerinden biri hâline gelmiş Osmanlı veyâ İstanbul Türkçesi Totaliter Rejim tarafından adım adım terkedilmiş, onun yerine sun'î, kaba saba, köksüz, Türkçe-Frenkçe-Uydurmaca halitası yeni bir dil inşâ ve ikāme edilmiştir ve edilmiye devâm etmektedir… 27 Mayıs 1960 İhtilâlinden beri Memleketimizde resmî dil, bizi, her geçen gün biraz daha fazla ecdâdımızdan, mâzîmizden, bin küsûr senelik Millî Kültür birikimimizden koparıp köksüzleştiren bu Kemalist Uydurma Dildir…

 

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  409943

-