22 EYLÜL 2018 CUMARTESİ

Yesevîzâde Alparslan Yasa

MUSTAFA KEMÂL'İN İSMİ NÎÇİN LOCA MATRİKÜLÜNDE YOK? -68

Yesevîzâde Alparslan Yasa

Netîce

Kırk sene evvelki araştırma ve delîl şablonumuzu bir kerre daha têyîd, mâmâfih yeni bilgi, vesîka ve delîllerle bir hayli de tafsîl eden işbu araştırmamızın ulaştığı tesbît ve netîceleri, madde madde, şu sûretle toparlamak mümkündür:

1) Mustafa Kemâl'in Masonluğu mes'elesi, umûmiyetle, hakîkat endîşesiyle araştırılıp tartışılmıyor; farklı kesimler, bu mes'eleyi, birtakım ideolojik maksadlarla istismâr ediyorlar. Buna, bir de, ticârî istismâr sâikı ekleniyor… Ulaştığımız hakîkati bu istismârcı kesimlerle tartışmak beyhûdedir. Muhâtabımız olmaması gereken bu kesimlere, kendi başına ve aklıselîmle düşünmekten âciz, kendilerine ilmî veyâ mantıkî delîller kâr etmiyecek derecede şartlanmış, “kocakarı îmânıyle” Kemalizme bağlanmış mutaassıp kesimleri de katmak lâzımdır. (Ne yazık ki onları bu hâle getiren de, yine bir türlü tasallut ve tegallübünden kurtulamadığımız Kemalist Totaliter Sistemdir…)

2) Masonluk hakkındaki araştırmalarda en büyük zaaf noktamız, bizzât Mason evrâk hazînelerine girip araştırma yapamamak, her çeşit dâhilî Mason neşriyâtına, vesîkalarına ulaşamamaktır. Bu zaafımızı, yerli-yabancı  ve lehde, aleyhde her çeşit neşriyât üzerinde aklıselîmle teemmül ederek, mukayeseli değerlendirmeler yaparak geniş mikyâsta telâfî edebiliyoruz. Şu var ki bu çalışmaların da, evvelemirde, bu işi meslek edinen ve geçimini bu meşgaleden sağlayan ilmî araştırmacılar tarafından yapılması lâzımdır. Hattâ bu dahi kâfî değildir; bu çeşit araştırmacıların bir Masoniyât Enstitüsü çatısı altında toplanması, kendi aralarında işbirliği yapmaları ve Masonluğun muhtelif cephelerine göre ihtisâslaşmaları elzemdir. Ancak bu sûretledir ki şâyân-ı îtimâd ve şümûllü çalışmalar ortaya konabilir ve hakîkate ulaşılabilir.

3) Üniversitelerimizde, bilhassa İlâhiyat Fakültelerinde, mutlaka Masoniyât Bölümleri bulunmalı, Edebiyât Fakültelerinin Târih, Felsefe gibi Bölümlerinin programlarında Masoniyât,  Yahûdiyât ve Sabataîlik Tedkîklerine de yer verilmelidir. Her münevver, İslâmla mukayeseli olarak, Masonluk, Yahûdilik, Sabataîlik, Siyonizm, Marksizm, v.s. hakkında temel bilgilerle mücehhez olmalı, insanlarımız, mekteblerde böyle geniş bir fikrî müktesebâtla yetiştirilmelidir. Fakat bunların hepsinden daha mühimmi, insanlarımıza, mekteb sıralarında, küçük yaşlardan îtibâren, ilmî zihniyetin kazandırılmasıdır. (Muhakkak ki Millet olarak en büyük zaafımız, içimizde, ilim zihniyet ve ahlâkıyle mücehhez çok geniş bir zümrenin bulunmamasıdır. Maâlesef akademisyenlerimizin dahi kısm-ı âzamı iskolastik zihniyetle mâlûldür…)

4) Resmî târihimiz umûmiyetle muharreftir; yalanlar, efsâneler, istismârlarla doludur. Çok kerre hâdiselerin hakîkî sebebleri, perde-arkası araştırılmamakta veyâ ifâde edilmemekte, sathî, ve tâlî ehemmiyetteki bilgilerle iktifâ edilmekte, kasıdlı, muharref bilgilerle insanlarımız iğfâl edilmektedir. Bizâtihî târih, en büyük ideolojik istismâr sâhalarından biridir. Şöyle bir umûmî kaide vaz'edilebilir: Bilhassa son iki asırlık Türk, İslâm ve Dünyâ târihi; Siyonist Emperyalizmi ve Masonluk âmilleri dikkate alınmadan doğru îzâh edilemez. Binâenaleyh bu âmilleri görmezden gelerek yazılmış umûmî veyâ fikrî, siyâsî, iktisâdî, ictimâî târih, hattâ ictimâiyât kitaplarına fazla ehemmiyet vermemek, bunlardan ancak bu zaaflarını bilerek kayd-ı ihtiyâtla istifâde etmek lâzım gelir.

5) Büyük bir fikrî acz, hattâ ahlâkî zaaf içinde Kemalizme sığınarak Masonluk aleyhdârlığı yapanların iddiâları hilâfına, Mustafa Kemâl, Masonluk aleyhdârı değildi ve böyle bir sâikle “Mason Localarını kapatmış” da değildir. Bu mes'ele, Türkiye ve Dünyâ konjonktürünün zorlamasıyle ve Locaların dâhilî tasfiye (ayıklama) ihtiyâcıyle, 1935'de, sâdece Mâvî (1 ilâ 3 dereceli) Locaların, o da zâhiren ve kısmen, “hâl-i nevme girmesinden” ibârettir. Türkiye Masonluğunun o devirde belkemiğini teşkîl eden (4 ilâ 33 dereceli Kırmızı Locaları sînesinde toplayan) Türkiye Yüksek Şûrâsı ise, zâhiren olsun, faâliyetlerini tâtil etmemiş, dimdik ayakta kalmaya devâm etmiş, 1939'dan îtibâren yeni Localar têsîs etmeye başlamış, 2. Cihân Harbi esnâsında, -anlaşılır sebeblerle- faâliyetlerinde fazla göze batmamak için âzamî dikkat göstermiş, 1948'de ise, “Millî Şef”in teşvîkıyle, Türkiye Mason Derneği ismi altında Mâvî Locaları resmen ve tamâmen faâl hâle getirmiş, 16 Aralık 1956'da bunları bir Büyük Loca (Grand Loj) çatısı altında toplayarak serpilip gelişmeye devâm etmiştir. 1965-66 senelerinde Türkiye Masonluğu Londra ve Pâris Obediyanslarına tâbî (fakat tamâmen birbirine zıdd olmıyan) iki hizbe ayrılmış, bunlardan THKEMBL, 1970'de İngiltere Müttehid Büyük Locası tarafından tanınarak Dünyâ Masonlarının büyük ekseriyeti nezdinde “muntazam” hâle gelmiş ve îtibâr kazanmıştır. İkinci hizib, Türkiye Özgür (doğrusu Liberal) Masonlar Büyük Locası da Fransa Meşrik-ı Âzamı, Fransa Büyük Locası ve onların nüfûzu altındaki Avrupa, Latin Amerika ve Afrika Masonlukları tarafından tanınmaktadır. Bunlara, 1991'de, bir de, ikinci hizbin çizgisinde bir Kadın Mason Büyük Locası ilâve olmuştur. Türkiye'de Masonluk, 12 Eylûl Darbesi sâyesinde büyük inkişâf göstererek günümüzde (Muntazam / Gayr-i Muntazam) 20.000 civârındaki (tamâmı “kalbur üstü”) müntesibiyle pek büyük bir kuvvet hâline gelmiştir.

6) İttihâdcı kadroda Masonların ağırlığı ne ise, Kemalist kadroda da vazıyet öyleydi. Zâten Kemalizm, İttihâdcılığın ve CHP de İTK'nın bir devâmından başka bir şey değildir. Ama daha cezrî, yâni daha Avrupacı bir devâmı… Binâenaleyh Masonluğun İttihâdcı İhtilâlindeki hissesi ile Kemalist İhtilâldeki hissesi birbirine muâdildir…

7) Kemalizm, Masonlukta mündemicdir. Dîğer tâbirle, Kemalizm, Masonluğun siyâsî, ictimâî ve alenî uzantısıdır. Kemalizmin hiçbir umdesi gösterilemez ki Masonluğa zıdd olsun! Şu hâlde hem Kemalist, hem de Masonluk aleyhdârı olmak iddiâsında bulunanlar, ya çok mürâî, ya da inanılmaz derecede gafildirler. Kemalizm, Türkiye'de hâlâ “resmî ideoloji” statüsünü muhâfaza ettiği, yâni Türkiye, Totaliter Nizâmdan (hakîkî mânâda) Cumhûrî Nizâma, dîğer tâbirle Demokrasiye geçememiş olduğu, bütün Türkiye vatandaşları beşikten mezâra kadar Kemalizmle yoğruldukları için, Masonluk Türkiye'de derece derece herkese bulaşmıştır. En dîndâr geçinenlerde bile bu hâli müşâhede etmek mümkündür.

8) Mustafa Kemâl, Şam'dan Selânik'e döndükten kısa bir müddet sonra, yakın arkadaşlarının da telkîniyle, 27 Eylûl 1907'de (ki bu, Orgeneral Ali Fuat Cebesoy'un belirttiği târihtir), gizli İttihâd ve Terakkî Komitası'na ve bu Komitanın teşkîlâtlanma tarzına muvâfık olarak, aynı ânda Macedonia Risorta Locası'na intisâb etmiştir. Fakat daha sonra (belki İttihâdcı İhtilâli sonrasında), mevkii ve faâliyetlerinin îcâbı olarak bu Locaya devâm etmemiş, ondan istîfâ da etmemiş, ölünceye kadar Locasına ve umûmiyetle Masonluğa sâdık kalmıştır. Dîğer taraftan, Macedonia Risorta Locası, 1929'da Yunanistan Büyük Locası'na iltihâk etmiş, 1937'de Veritas Locasıyle birleşerek Yunanistan Büyük Locası'nın No 80 Macedonia Risorta e Veritas Birleşik Locası ismini almıştır. Gamberini'den başlayarak bütün Dünyâ Masonlarının onu Macedonia Risorta e Veritas Locası'nda tekrîs edilmiş olarak göstermelerinin sebebi budur. İngiliz İstihbârâtı, onun, 1907'de, Selânik'deki bir Locada tekrîs edildiğini daha o senelerde tesbît etmiş ve İngiliz Hâriciyesine bu şekilde rapor etmişti. O zamândan beri birçok şahâdet ve delîl, aynı husûsu tekrâr tekrâr têyîd etmiş, nakzeden bir delîle tesâdüf edilmemiştir.

9) Macedonia Risorta Locası'nın matrikül cetvellerinde Mustafa Kemâl isminin görülmemesi, çok muhtemelen, İhtilâl evvelinde, Polis baskısının artması üzerine, aynı Locadan daha birçok isimle berâber, onun isminin de kayıdlardan çıkarılıp matrikül cetvellerinin tekrâr tanzîm edilmesi sebebiyledir. Her hâlükârda, kendisinin mezkûr Locada tekrîs edildiğine ve Masonluğa her zamân sâdık kaldığına dâir o kadar çok delîl mevcûddur ki bu mes'elenin fazla bir ehmmiyeti yoktur.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA - TERCÜMEİHÂL

1967'den beri “A. Yasa” ve “Yesevîzâde” imzâlı kitap ve makalelerin müellifi araştırmacı-yazar, Hacettepe Üniversitesi Fransızca Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi Gazetecilik Bölümünden Emekli Yrd. Doç. Dr.

YESEVÎZÂDE ALPARSLAN YASA DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  917787

-