15 ARALIK 2019 PAZAR

Elif Sönmezışık

MUTLANDIRAN SELANIN GÖLGESİNDE

Elif Sönmezışık

 

Üzerinden yükünü atmadık mı?

İnşirâh: 2

 

“Felaket”en beklenmedik anlarda, korkunç şeyler getiriyor olmasından alırdı adını.

Neler olacak, kimse bilmiyordu ama “halk”ı meydanlara çağıran davet, meselenin büyüklüğünü, hiçbir şeyin bir daha eskisi gibi olmayacağını anlatıyordu.

Anlıyorduk; gözü kara, önüne geleni yıkacak, ezecek, parçalayacak, yok edecek bir güruhtu bu. Nitekim ardı ardına haberler düşüyordu ekranlara, tank tekerinde ezilen gencecik bedenler düşüyordu asfalta, şehitlerin fotoğrafları düşüyordu sosyal medyaya, gazileri taşıyan motosikletli yiğitler düşüyordu görüntülere.

Sıkıştı göğüs kafeslerimiz.

Hayatınız boyunca canınızın bedeninize sığamadığı kaç an yaşardık zaten? Düşen şu adamın ya da şu kadının ya da şu çocuğun; anası babası, evladı, eşi dostu vardı elbet. Onlara şehidin haberi gitmiş miydi? Bilmiyorduk.

O anlar dünyadaki hiçbir şeye benzemiyordu.

Duasız saniye yoktu. Telefon trafiğinde, camilerde, iç seslerde âminler yükseliyordu. Kâbe ayaktaydı, dua ediyordu, göğü yıkan âminler yükseliyordu.

Evlerde tekbirler, meydanlarda tekbirler, namlu ucunda tekbirli şehadetler vardı.

Onlar dünyalık hiçbir şeye benzemiyordu.

15 Temmuz gecesi sıradan bir gece olmaktan çıkıyordu. Levh-i Mahfuz'da yazılmış, arşa tutunup o geceye dek sırasını beklemiş, kulun aklına hayaline gelmeyenler artık yaşanır olmuştu.

Gökyüzü inadına berraktı.

Derken bir sela başladı. Sesi buğulu bir müezzin, saba makamını bir Anadolu ağıtının tınısıyla karmış okuyordu. Gamlanmak zamanı değildi, ama… çok içli okuyordu. İnsan fani, dünya yalan, kötülük pek çoktu; ama… kaderinde varsa yaşamak, inanarak kul gibi yaşamak lazım, diyordu.

Müezzinin sesi buğuluydu…

Yaramızı dağladı, acımızı köreltti. Ölmeden öldüğümüzü hissettirdi. Ölenler de öyle güzel öldüki, ölmeyi istettirdi.

Dört bir yandan yükselen ezan ve sela seslerinin arşa yükseldiğini hissedebiliyorduk. Çünkü bunca ses artık dünya göğüne sığacağa benzemiyordu.

Son satırda döküldü müezzinin sesinin buğusunda tutunduğu her ne varsa. Ve bir hıçkırıkla son buldu. O ağladı, biz ağladık. Şükürler olsun ki sela okunmuştu. Bu vefat değil, umut ânıydı.

Ne o gece, ne de o sela dünyadaki hiçbir şeye benzemiyordu.

Mazlumun derdini dinlemek, acısını dindirmek ve anlamak için uğraşıyorduk nicedir. Darbe nedir, işgal nedir, savaş nedir, göç nedir anlıyorduk. Düşenin hâlinden habersiz değildik. Bildiğimizle sınanıyorduk. Kaybedersek sonumuzun ne olacağını biliyorduk.

Müezzin de biliyordu. Darbe görmüştü, kaos görmüştü, buhran görmüştü. Bilmediğiyle sınanan çok insan görmüştü. O bilenlerden olmanın şükrü, kaybedebilme ihtimalinin iç acısıyla okudu salavatları. Arkasına eklediği duanın sesi, “dünyadan geçmeyi” anlattı.

Sabaha kadar susmadı işgalci helikopter ve makineli sesleri, tıpkı bağrı yanık müezzin gibi. O umudunu sabaha kenetlemiş, usanmadan yardım dilemekte, şühedayı da selamlamaktaydı. O okudukça, biz dinledikçe; açıldık, ferahladık, şükrettik.

O sancılı koşudan sonra pırıl pırıl yeni bir sabahtı vardığımız yer. Tıpkı Cahit Sıtkı'nın, “Bu sabah her şey billûrdan gibi.” dediği türdendi. Başka bir hayata başlamıştık sanki. Her şeyin bitmesine yakın kaldığımız yerden devam edebileceğimiz, yeniden hediye edilmiş bir hayattı bu. Hiç bu kadar içten ölüme hazırlanmamıştık. Allah istedi, yakarışları karşılıksız bırakmadı ve kaybetmedik. Ve işaretler haklı çıktı, bir daha hiçbir şey eskisi olmadı.

Bir an iki defa yaşanmaz. Sıradan hayatlarımız bize bunu öğretti.

Dünyada daha önce hiç yaşanmamış korkutan bir kısa devreydi bu;

Keskin, can yakan, sabrımızı sınayan...

Kendimizin sandığımız her şeyi, bize bir daha hediye eden…

İstanbul'u yeniden bize bağışlayan…

Bayrak'ın, Ezan'ın, Sela'nın, Salavat'ın, Minare'nin, İman'ın kıymetini öğreten…

15 Temmuz günü sokaklar, caddeler, şehirler, kentler dolusu kötülüğe karşı gelen zaferin birinci yılını kutlamak ve o günün hatırına bu köşede bu satırları yazabiliyor olmak benzersiz bir mutluluk.

15 Temmuz günü bizler, aslında hangi eşsiz değerlere sahip olduğumuzun, bu toprakları şerefle omzumuzda taşımanın, bayrağın onurunun, son iki yüz yıldır sürekli avuçlarımızdan kayıp duran bağımsızlığımızın paha biçilemez olduğunun farkına vardık.

Dilerim ki; bu toprakları Allah'a emanet eden fedakâr ecdadın sahiplenme ruhunu canlandıran 15 Temmuz hiç unutulmasın.

Dilerim ki; samimi kalem erbaplarımızın kutsal emanetlerimizi hatırlatan satırları eksik olmasın, o günün ibretlik hadiseleri sonra'ya aktarılsın.

Ve 15 Temmuz bütün hakikatiyle anlatılsın, hatırlansın dilerim.

Çünkü hafızalarımız diri kaldıkça bütün kalma azmimiz de diri kalacaktır. Olumsuz misallerden ders; kahramanlık ve fedakârlıktan ibret alan nesiller yetiştirmek için…

Bize lazım olan; dünden elimizde kalan değerlere layıkıyla sahip çıkıp emaneti gelecek nesillere aktarmakla görevli olduğumuz inancıdır.

Bize lazım olan; kuru gürültüye pabuç bırakmadan kargaşalarda doğruyu görmek azmidir.

Bize lazım olan; rehavetten uzak bir hayat düşüdür.

Bize lazım olan; hakikatin izahını ve gerçekleri görünür kılmak için çabalama arzusudur.

Allah gönüllerimizden ecdada hürmeti, bu topraklara ve bayrağa duyduğumuz muhabbeti eksik etmesin…

Vatanı ve bayrağı yükseltenlere selam olsun!

15 Temmuz günü, omuzlarımızı dikleştiren, bağımsızlığımızı irademize teslim eden, bedelini düşünmeksizin teröristlerin karşısına inanç ve imanla dikilen bütün kahramanlarımıza selam olsun; şehitlerimizin ruhu şâd olsun!

 

Not: 15 Temmuz Zaferi'nden bugüne kadarki süre zarfında, Yeniden İstiklal: 41 Yazarın Kaleminden 15 Temmuz Destanı isimli kitabımızın, yani işgale karşı duran kalem erbapları tarafından gelecek nesillere yazılmış 41 mektubun kalıcı bir esere dönüşmesine şahit olmaktan dolayı da mutluyum. Bu eşsiz memleket ve millet için, millî ve manevi mirasın devamlılığına katkı sunsun diye 41 değerli kalemi bir araya getiren bu çalışmayı hazırlama şerefini bize bahşeden Yaradan'a şükürler olsun…

 

ELİF SÖNMEZIŞIK - TERCÜMEİHÂL

Yazar Elif Sönmez Işık, Türkiye Yazarlar Birliği 2017 yılı 'basın fıkrada' ödülü sahibi

ELİF SÖNMEZIŞIK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  738362

-