NE JÖNTÜRK’ÜZ NE ATATÜRKÇÜ TÜRK! HAKK’A TAPAN TÜRK MİLLETİNDENİZ

Türkler, Türklüğünü asırlardır İslâm'la idrak ettiği ve soydaşı, ümmetdaşı bütün Müslümanlarla ünsiyeti bu kimlik üzerinden olduğu için;

Hüviyetini kavmiyete ve ırkçılığa bağlı değil, İslâm'la vücut bulan medenî, siyasî ve kültürel bir üst kimlik olarak addettiği için;

Hiçbir amel ve siyasetinde ırkçı ve kavmiyetçi düşüncelerle varlığını dikte etmediği, kendini bütün Müslümanların kardeşliğini tesis etmek ve korumakla mükellef bildiği için;

İslâmlaşmış millet hüviyetiyle İ'lâ-yı Kelimetullah'ı yaydığı, uhrevî vazifelerinde olduğu gibi dünyevî muamelat ve siyasetini Müslümanca yaptığı için;

İçinde yaşadığımız bu toprakları bin yıldır Kur'ân-ı Kerim üzere vatan yaptığı için;

Mehmed Âkif'in vecdli ifadesiyle Hakk'a tapan millettir.

Bu ulvî nasip sebebiyledir ki ağyarını mâni, efrâdını câmi bir târifle, İslâmlaşınca millet vasfını haiz olan, Alparslan Gâzi Hazretleri ve Âl-i Osman'la “din ü devlet mülk ü millet” anlayışını hayata geçiren, yâni Müslümanla aynı mânaya gelen Türk'üz ve Hakk'a tapan Türk milletindeniz.   

Kur'ân, Hz. Peygamber ve Osmanlı'sız Türklük olmaz

“Türk milleti” derken üç şeyi dimağ ve kalbinizde tutmalısınız: Kur'ân, Hz. Peygamber ve Âl-i Osman. Bu üç unsur olmadan Türk milleti olmaz.

Kavmiyet üstü kültürel ve medenî, tarihî ve siyasî bir hüviyetle devlet adı olan Türklüğün inşa zemini Kur'ân-ı Kerim, Hz. Peygamber Efendimiz'in Sünneti ve Osmanlı'nın ilk üç asırda tasavvuf ve medresede yoğurduğu Türk asırlarıdır.

Türklüğü lâdinî-pozitivist Kemalist / Atatürkçü ilke ve inkılâplarla aslî hüviyetinden koparan ve yozlaştıran ulusalcı bâtıl Türkçülere deriz ki:   

Alparslan Gâzi Hazretleriyle bütünüyle devletleşen, Osman Beyle irfan ve fütüvvet ehli olan, Yavuz Sultan Selim'le Mekke ve Medine'nin hâdimi olan şanlı asırların mayaladığı Türk milletinden olduğumuzu dost ve düşman herkes "bildim ve kabul ettim" diyecek ve dahi her amel ve fikrimizin yüreğimizden fışkıran İ'lâ-yi Kelimetullah üzere olduğunu gür nâramızdan işitip duyacak.                                                                                                                 

Doğu Türkistan'dan Semerkant'ta, Bosna'dan Kırım'a, Kafkasya'dan Kerkük'e kadar Türküm diyen herkes, her hecesi din-i İslâm'dan sâdır olan Hakk'a tapan Türklüğün sesinde kendini bulacak…

Ümmetin ümitle bağlandığı Türk milletinin târifi                                                      

Bir daha belirtelim: Alparslan Gâzi ve Osman Gâzilerle başlayan inşa ve ihya edici iki hâkim dönem itibariyle Türk Müslümanla aynı mânaya gelen millet ismidir. Bu iki önemli tarihten sonra İslâmî oluşum ve inanç etrafında teşkilâtlanan bir millet ve devlet ismidir Türklük.

Bu kutlu hüviyetten dolayıdır ki,  ne Jöntürk, ne Gençtürk, ne de Atatürkçü-seküler bâtıl Türkçüyüz…

Türklük meselesini el almamız bu ülkenin bir asırdır yaşadığı Türk kimliğinin câhil aydınlarca aslî değerlerinden koparılmasındaki endişedir. Türklüğün doğrusu nedir sualinin cevabı, ağyarını mâni efradını câmi şekilde verilmedikçe ve doğru cevap olan Hakk'a tapan Türk milleti mensubiyetinde birleşilmedikçe bu ülkede Türk kimliği daha da karmaşık hâle gelecek ve farklı Türk kimlik anlayışlarından menfaat uman çevreler Türk kavramını yozlaştırmaya devam edeceklerdir. 

Daha önce söylediğimizi bir daha söyleyelim: Ulusalcı-lâdinî Atatürkçü Türkçülükten tutun da İslâm'ı bütünüyle esas almayan seküler milliyetçilerin Türklük anlayışına, pozitivist sol zihniyetli Türkçülükten ırkçı-şaman Türkçülüğe kadar hepsi bâtıldır.

Bu zümreler, İslâmlaşınca kavmiyetten millet muhtevasına yükselen Türk kimliğine zarar veriyorlar. Bu idrak kirliliğinden dolayıdır ki, “Türk kimdir, Türklük nedir?” mevzuu önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin gündemini daha da meşgul edecek.

Böylesine karmaşık hâle getirilmiş Türk kimliği meselesinde üstadların ve âlimlerin düşünceleri, içinde bulunduğumuz şartlar gereğince millî bir ehemmiyet arz etmektedir.

- TERCÜMEİHÂL

-

DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  127223

-