Hüseyin Yağmur

NE OLDUĞUMUZ KADAR NASIL GÖRÜLDÜĞÜMÜZ ÖNEMLİ!

Hüseyin Yağmur

Bundan birkaç yıl önce Ali Saydam'ın 'Algılama Yönetimi' isimli kitabını okumuştum. Bu kitabı Dönemin Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın da uzun süre çantasında taşıdığını, okuyup örnekler verdiğini hatırlıyorum.

Ali Saydam bu kitabında Algılama ile ilgili çok önemli tespitlerde bulunuyordu. Bunlardan bazılarını sizlerle paylaşayım:

(...) Algılar gerçektir; çünkü insanlar onlara inanırlar.

(...) İmajmaker'lık bence günümüzün en önemli mesleklerinden biri... Çünkü insanlar nasıl görünmeleri gerektiğini bilmiyorlar.

(...) Algılamayı yönetebilmek için hedef kitle veya kişinin değerler sistemiyle kesinlikle çatışmamak gerekir.

(...) Algılama aslında iki parantez arasında yönetilir. Birinci parantez, algılama yönetiminin 1. temel kuralıdır; yani hedef kitlenin değerleriyle uyum. İkinci parantez ise düşüncelerden çok duygulara hitap etmek!

(...) Karşılıklı ilişkiler sonucu oluşan semboller, yoğun anlam yüklü mesajlar içerir.

(...)Sembol birey için değeri ve anlamı olan öğrenilmiş bir 'uyarıcı'dır.

(...)Hedef kitlenin kültürünü doğru analiz etmez ve gerektiği kadar dikkate almazsanız, ayağınızda prangalarla dolaşır hale gelmeniz işten bile değildir.

(...) Sizden beklenen davranışları sergilediğinizde yarattığınız algı genellikle vasattır. Fakat 'mükemmellik' algısına ancak sizden beklenmeyen davranışlar sergilerseniz ulaşabilirsiniz.

(...)İnsanlar simgelerle algılanır. Algılamayı yönetmek istiyorsanız eğer, simgeleri dikkatle kullanın!

Bütün bunları neden yazdık? Önceki gün bir gazetede ilginç bir haber okudum. Diyarbakır'ın Lice İlçesi'nin Oyuklu Köyünde Hz. Ebubekir'in soyundan gelen Arap kökenli vatandaşlarımız yaşıyormuş.

Bilindiği  gibi Hz. Ebu Bekir çok  özel bir insan. İlk Müslümanlardan. Hz. Ebu Bekir, cahiliyye döneminde de güzel ahlakı ile tanınan, sevilen bir kişiydi. Peygamberimizin hicret yolculuğunda arkadaşıydı. Hicret yolculuğunda mağarada saklanan iki kişiden biriydi. Miraç'da peygamberimizi ilk doğrulayan ve bundan dolayı 'Sıddık' unvanı alan bir sahabeydi. Peygamberimizden sonra İslam medeniyet ve devlet mirasını geleceğe taşımakla görevlendirilen Halifeydi.

Hz. Ebubekir'in bütün bu vasıflarına ilave edilecek daha çok şey var. Onun çok önemli bir vasfı daha var. Hz. Ebu Bekir, güzel ahlakın en güzel numunelerinden biri olduğu için bütün tarikat silsilelerinde Peygamberimizden sonra ikinci halka olarak yer alır. Güzel ahlak denilince peygamberimizden sonra akla gelen ikinci isimdir Hazreti Ebu Bekir...

İşte bu Hz. Ebubekir'in soyundan gelen insanların nasıl insanlar olması lazım?

Onun bu güzel ahlakını en azından bir nebze temsil etmeleri gerekir değil mi?

Halbuki durum çok farklıymış. Bunu haberden okuduğumuz kadarıyla Oyuklu Köyünün sakinlerinden yani Hz. Ebubekir'in soyundan gelen bir şahıstan dinleyelim: Bir gün köye giderken arabama bir başka köyden bir şahıs aldım. Adamla tanıştık. Ben ona Oyuklu Köyünden olduğumu söyledim. Adam inanmadı. 'Oyuklu Köyünden olan insanlar arabasına başkasını almaz. Onlar canavar gibi insanlardır' dedi.

Ne kadar elim bir vakıa! Hz. Ebubekir'in soyundan olan insanlar yakın köylerde 'canavar' olarak tanınıyorlar.

Halbuki güzel ahlaklarıyla ilçenin, ilin, bölgenin hatta Türkiye'nin gündemine çoktan gelmeli değil miydiler?

Bu olaydan bir kez daha şu mesaj çıkıyor: Ne olduğumuz değil, nasıl algılandığımız önemli.

Dindarlığı bir şekilde temsil eden bütün bireylerin üzerinde bu anlamda önemli bir vebal var.

Attığımız her adım, söylediğimiz her söz, takip altında...

Hakkımızda 'canavar' da diyebilirler 'güzel bir insan' da...

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

  1. Bu ara hasta olduk pek takip edemiyoruz Gazete'yi ama, değerli Gazete'nizi takip de kalacağız.

  2. O zaman, Abdurrahim Karakoç'un kaleminden, Uğur Işılak'ın sesinden, tüm Vatan Millet sevdalılarına 'Oy bu sevdayı' Ülkü Türküsünü armağan ediyor, Gazetenize de saygılar sunuyorum..

Yorum Yaz

  949038

-