23 NİSAN 2018 PAZARTESİ

OLAN YİNE MASUM HALKA OLACAK

Türkiye’nin Fırat Kalkanı Operasyonu ve Zeytin Dalı Harekatı’nda başarıyla yürüttüğü operasyon ve Türkiye-Rusya-İran üçlü zirvesi bölgede dengeleri değiştirdi. Bölgedeki etkisini yitirdiğini anlayan ve durumdan vazife çıkaran ABD, Fransa, İngiltere, Almanya ve İsrail savaş tamtamları çalmaya başladı. 1962 Küba Füze Krizi’nden sonra ilk defa ABD ve Rusya’nın sıcak savaşa bu kadar yakın olması olası bir 3. Dünya Savaşı’nın çıkacağı ihtimalini doğurdu. Suriye’deki kimyasal silah saldırıları bahanesiyle küresel güçlerin bu kapışmasının kazananı kim olur bilmiyoruz lakin kaybeden yine masum halk olacak.


OLAN YİNE MASUM HALKA OLACAK

GÜCÜNÜ KAYBEDEN ŞER ODAKLARI SAVAŞ ÇIKARACAK

Katil Esed, Suriye'de 2011 yılından beri uluslararası kamuoyunca bilinen 200'den fazla kimyasal silahla saldırı düzenledi ve masum sivilleri katletti. Son günlerde gündemden düşmeyen Doğu Guta ve Duma'da yaşanan kimyasal saldırıları bahane eden küresel güçler, sözüm ona Suriye'deki kaosu bitirmeyi hedeflediklerini söylüyor. Halbuki işin iç yüzü Türkiye'nin başarıyla yönettiği Fırat Kalkanı Operasyonu ve Zeytin Dalı Harekatı ile Türkiye-Rusya-İran üçlü zirvesinden sonra bölgedeki etkisini yitirmeye başlayan ABD'nin, yanına Fransa, İngiltere, Almanya ve İsrail'i de alarak Ortadoğu'yu dizayn etmeye çalışması.

BATILI LİDERLERİN SEVİYELERİ YERLERDE

ABD ve Rusya'nın sıcak savaşa bu denli yaklaşması 1962'de yaşanan ‘Küba Füze Krizi'ni akıllara getirdi. Bu konuda Anadolu Ajansı'nda makale kaleme alan Mehmet Kancı, “Uluslararası toplum, 1962 yılının ekim ayında yaşanan "Küba Füze Krizi"nden bu yana ilk kez iki süper gücün sıcak çatışmaya girebileceği, dahası nükleer silahlara, karşılıklı güdümlü füzelere başvurabileceği bir savaş ihtimalinin endişesini yaşıyor” dedi. Kancı, Suriye'deki kriz sürecinde batı dünyasının lider profilinin zemine yakın bir seviyede seyrediyor olması kaosu besleyen en önemli faktörlerden biri olduğunu belirtti.

 Türkiye, Suriye'de iç savaşı  bitirecek hamleler yaptı

 

Türkiye'nin Astana ve Soçi süreçlerine paralel olarak Afrin'de yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı ile Suriye'de iç savaşın sona erdirilmesi ve barışın sağlanması yönünde mesafe kat edildiğini söyleyen Kancı, “4 Mart tarihinde İngiltere'nin başkenti Londra yakınlarındaki Salisbury'de belki de tarihin akışını değiştiren gelişme yaşandı. Rusya askeri istihbarat servisinde görevliyken, İngiltere istihbarat servisi MI6'ya bilgi aktardığı için 2006 yılında hapis cezasına çarptırılan ve 2010 yılında Viyana'daki casus takası ile İngiltere'ye gönderilen Sergey Skripal, kızı ile beraber Salisbury'nin merkezindeki bir bankta bilinçlerini yitirmiş halde bulundu. Hadise bir anda krize dönüşte, AB ve ABD Rusya'ya karşı yaptırımlara başladı” dedi.

Türkiye-Rusya-İran zirvesi şer güçleri rahatsız etti

Uluslararası kamuoyunu "Yeni bir Soğuk Savaş mı başladı?" sorusuna yanıt aramaya sevk eden bu gelişmenin dumanı henüz tüterken, 4 Nisan'da Ankara'da düzenlenen üçlü zirve, en azından Suriye'deki kaosun sona ereceği yönündeki ümitleri artırdı. Ancak Avrupa basınının Türkiye-Rusya-İran üçlü zirvesine yönelik yorumları, yaklaşan kara bulutların habercisiydi. Alman Der Spiegel'in zirve için "Ürkütücü İttifak" başlığını atması, Suriye'de Türkiye ve Rusya'ya kaptırılan inisiyatifin batılı başkentlerde meydana getirdiği tedirginliğin yansımasıydı.

Trump-Macron-May-Netanyahu ittifakı

Esed'in kimyasal silah kullandığı haberlerinden sonra ilk harekete geçen ülke ABD olurken, durumdan vazife çıkaran Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise ‘Esed'in askeri yollarla cezalandırılması konusunda ABD'nin yanında yer aldı. Bu ikiliye İngiltere Başbakanı May ve Suriye üzerinden İran'ın nükleer programını nihai hedef olarak belirlenmiş olan İsrail de katıldı.

Yorum Yaz

  864644

-