27 EYLÜL 2020 PAZAR

Hüseyin Yağmur

ÖMER SEYFETTİN’İ NASIL BİLİRSİNİZ?

Hüseyin Yağmur

Türk hikâyeciliği denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Ömer Seyfettin, arı dil kullanması ve hikâyelerinde milli bir bilinç uyandırma çabasıyla bilinir.

Nitekim millici, ulusalcı, ülkücü kesimlerde Ömer Seyfettin yüceltilen kimliği ile öne çıkar.

İlkokuldan itibaren ders kitaplarımızda yer alan seçilmiş hikâyeleriyle gerçekten de hayal dünyamızda, düşünce ufkumuzda özel bir yer edinen Ömer Seyfettin, ikinci ve dikkatli okumalarda farklı bir kimliği ile dikkat çeker.

Ömer Seyfettin, dönemin en güçlü fikir ve siyaset akımı olan, İttihat ve Terakki'nin genç kurmaylarındandır. Bir kayda göre; ‘Babıali Baskını' denilen 1913 yılında gerçekleştirilen Hükümet Darbesine bizzat olay mahalline kadar giderek destek verenlerden biridir. Bilindiği gibi 1913 Hükümet Darbesi ile Hükümet devrilmiş, silah zoru ile yeni bir hükümet kurulmuştu.

Ömer Seyfettin'in İttihatçı kimliğinin bir başka habercisi, meşhur ittihatçı fedai Yakup Cemil'in, Ömer Seyfettin'in, Kadıköy'deki evine zaman zaman gelip kendisinden ilham almasıdır.

Bu ittihatçı özelliğinin yanı sıra Ömer Seyfettin'in bir başka özelliği, dini kişi ve kavramlara karşı belirgin bir antipati sahibi olmasıdır.

Hikâyecimiz ikinci ve dikkatli okumalarda dikkat çekeceği üzere dine ve dindarlara belirgin bir şekilde karşıdır.

Meşrutiyetin ilan edildiği günleri anlattığı bir hikâyesinde ‘Ne yani, Tibet'teki dini bir idare ile mi bu çağda idare edileceğiz?” sorusunu sorarak o günlerde ülkemizde hasbelkader devam eden dini yönetimi sorgular.

Ölmek üzere olan bir Sudan'lı hanımın bir erkek ile aynı kabre konulma endişesini garipser ve ironik bir dille anlatır.

Bir başka hikâyesinde; Balkan Bozgunu sırasında yenilginin nedenini tartışan askerlerden birinin “Önceden sefer sırasında askerin bir de banyo çadırı vardı. Asker gusül abdesti gerekirse bu çadırlarda gusül abdesti alırdı. Artık çadırlar yok. Askerlerimiz gusül abdesti alamadan savaşa giriyor. Bu ise moral ve motivasyon eksikliği yapıyor. Yenilgimizin bir sebebi de bu” tespitini garipser ve küçümser. 

‘Gökkuşağı' hikâyesinde Kurt Hoca'yı, ‘Nasıl Kurtarmış?' hikâyesinde Kadı Mustafa Efendi'yi yerden yere vurması onun hayat tercihini gösterir.

Ömer Seyfettin'in bir başka belirgin vasfı, cinsel konularda belirgin bir düşkünlük içerisinde olması ve bu zaafiyetini hikâyelerine alenen yansıtmasıdır.

Hikâyelerinde kadınlarla ilgili sıkça cinsel tasvirler yapan, Ömer Seyfettin'in Zeytin-Ekmek, Nakarat, Bûsenin Şekli İptidaisi, Koleksiyon, Aşk Dalgası gibi hikâyeleri açıkça müstehcen neşriyat kategorisindedir.

İmparatorluğun en zor ve muhataralı günlerinde yazdığı özgün ve milli hikâyelerle ulusal bir bilinç oluşturan Ömer Seyfettin'in dönemin ‘savrulmuş kimlikli aydın' tipinden yeterince nasibini aldığı anlaşılıyor.

HÜSEYİN YAĞMUR - TERCÜMEİHÂL

Yakın tarih ve siyaset araştırmacısı, yazar

HÜSEYİN YAĞMUR DİĞER YAZILARI

  1. Allah rahmet eylesin, taksiratını affeylesin..

  2. Ömer Seyfettin’in kaşağı hikayesi ders veren bir eser olduğunun hakkını teslim etmekle birlikte...onunla ilgili başka bilgiler de mevcut...hikayelerinde çocuklara ağır gelebilecek derecede şiddet ve korku öğelerine yer vermesi...askerlikten ayrıldıktan sonra 1911 yılında .Balkan savaşı günleri Selanik’te kurulan genç Kalemler dergisinin ilk baş yazısını “yeni lisan” acıyla ilk olarak yazıyor...dilin sadeleştirilmesinden yana...bilim ve bilimsellikten yana olmasına rağmen gününün bilim adamları şeker hastası olduğu halde bol bol meyve ve hoşaf içmesini tavsiye ettiğini öğreniyoruz....

Yorum Yaz

  007930

-