Mustafa Çevik

ÖNCE SÖZ VARDI SONRA ŞOV BAŞLADI

Mustafa Çevik

      ‘ Varlık' ve ‘yokluk' arasında net bir çizgi vardır. İnsanın hissedebildiği ama görmeye ihtiyaç duymadığı. Dokunmayı mantıktan uzak tuttuğu bir ‘yok' oluş hali bu. İnsan, ilk bu noktada keşfeder kendini sonra tanımlar başlar…

     Yokluğun seviyesine inince algı başlar ‘huy' denilen şey ortaya çıkar. Yok, oluştan var oluşa geçen insan kabuğunda, dünya doğar.  Kendine dönen İnsan, ilk zayıf noktalarını keşfeder.

      Bazısı orada kalır ve bütün bir yaşamı şekillendiren  ‘düşünceler' bu kör noktadan yayılmaya başlar. 

     Bizim ‘yokluk' olarak gördüğüm şeyin içinde söz vardı.  Orada söz kuraldı. Söz, logostu. Söz mantıktı. Söz yasaydı. Anlamak için ve yokluğa yakınlaşmak  söz gerekti belki de…

Sözü yaratan kendini göstermek istedi. Bilinmek sıfatı ile söze varlık verildi…

Ve insan var oldu. Kendi yaratılış hikâyesine çok şey ekledi insan. Kimi yaratıcının sırrının, insanda olduğunu anladı, sustu. 

     İnsan bir kelimeydi O'ndan. İnsan ondandı. Sıfatlarından üfledi insana.

            Her şey gibi insan da eksikti ve bilinmek istedi. Kendisi, sesi, nefesi, hevesi, eseri bilinsin istedi…

          Kimisi bilinmenin altında yatan şeyi çözümleyebildi.  ‘Bil' denilmişti çünkü insana. Bu emir insanda şovu, “hazzı” doğurdu.  Anlayabilen kendini evrenin diğer ucundan izlemeye başladı.

           Yazının yankısıydı bu.  Bilinmek isteyen insana, ipuçları sunmak isteyen insanın savaşı başladı böylece. 

          Bir başka bilinme hikâyesi, insanın, kendine yaptığı şovdur. Çünkü gizli bir beni var. O “ben”i göstermek ister. 

Bu gösteri, bu şov söz oldu, dil oldu, sanat oldu, bilim oldu, felsefe oldu, tarih oldu. 
İnsan şov yapan bir varlıktır. Bu en ayrıcalıklı tarafımızdı insanlığımızın. Şov yapmak. Göstermek. 

Gösterinin, şovun ,'ahlakı' vardır. Ahlaka çağıranlar hep oldu. Ahlakı hatırlatanlar. Bilinmenin köklerinde yatan şeyin ne olduğunu anlamakta ve anlatmakta zorlanan insan burada takılı kaldı. Ve bu da şovun bir parçasıydı.

İnsan ahlakı; iyiyi, merhameti göstermek ister. 

Şov yapmak, kendini göstermek. Gösteriş değil. İnsan ‘varlığı',  ‘yok' olmak ile anlar, algılar. Ruha üfleniş sırrında, tekâmül başlamış olur böylelikle.

  Şov bedenin şovu değildir. Bedenin şovu ortadadır. Seçili değildir bedenin şovu. Bitkide de bedensel kaba şov vardır. Cansızlarda da. Donmuş olanın, katı olanın şovu bir seçim değil. Benin, ruhun, aklın şovu seçimlidir, iradidir. 

Bitkinin ve taşın şovu logostu, kuraldı… Gösteride temel kural, ‘ahlaktır.' Şov yapan insan da ahlakın temel yasalarını uygulamalıydı. Yoksa uçarı bir bilinme rengi ile kaybetmeye başlar insan kendini.
   Şovun kendisi dâhil araçları da, araçları kullanma şekli de ahlaka uygun olmalıydı. Şov için araç geliştirdi insan zaman içinde. Kendisine verilen zekâ ile bunu yaptı. Her alet gibi zekâ da kötü amaçla kullanılabilirdi. Bıçak gibi, silah gibi, her türlü teknoloji dâhil. 

   İnsan alet yaparken de aleti kullanırken de onu satarken de bunun ahlakını unutmamalı. Her varlık kendini göstermek için kımıldar, hareket eder, üretir, paylaşır. Teknolojiyi üretme dürtümüz biraz da şovdur. Kendisini göstermek istedi insan. Ötekine bilinmek istedi insan. Gösteri ve gösteri arasındaki, kibarlık ve kibir arasındaki sırat köprüsünde.

Hayvanlar, bitkiler ve cansız varlıklar belirlenmiş kurallar içinde var olur. Şovunu belirlenmiş sınırlar içinde yapar. Kendini ifade şekli sınırlandırılmıştır.

    Ama insan kısmen özgürdür. Serbest sınırlar içinde var olur, kendini gösterir. İnsanın şovu karakterini ve duruşunu gösterir.

Şov devam etmelidir. Şovun kuralı olmalı. Namusu olmalı. Ahlakı olmalı.

   

 

 

 

MUSTAFA ÇEVİK - TERCÜMEİHÂL

MUSTAFA ÇEVİK DİĞER YAZILARI

Yorum Yaz

  828282

-